DOLAR 18,6340 -0.03%
EURO 19,3139 -0.57%
ALTIN 1.048,30-0,32
BITCOIN 301700-2,28%
Afyonkarahisar

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Cumhurbaşkanı hayırlı olsun – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
3 Temmuz 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 3 Temmuz 2014 Perşembe 03:00:00
  Cumhurbaşkanlığı seçimine kısa bir süre kaldı. Adaylar ortaya çıktı. Recep Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş aday. Emine Ülker Tarhan ise henüz 20 milletvekililinin imzasına ulaşamadı, o nedenle aday olamadı.
GENEL MERKEZ İŞARET EDİYOR
Aslında bu durum bile “Halk, Cumhurbaşkanı seçiyor” ifadesindeki çelişkiyi ortaya koyuyor. Milletvekilleri, halk tarafından değil; Genel Merkezler tarafından “tercih” ediliyor. Genel Merkezler’in tercih ettikleri milletvekilleri ise yine Genel Merkezler’in parmakla “Şuna oy verilecek” diye gösterdiği bir kişinin Cumhurbaşkanlığı adaylığı için yazılan dilekçeye imza atıyor. Partilerin üst yönetiminin dışında kimsenin söz hakkı yok.
DİKTATÖR MÜ, DEĞİL Mİ?
Recep Tayyip Erdoğan’a “diktatör” demek kolay. Birçok veriyi ortaya koyarsınız, birbiri ile bağlantı kurarsınız ve gerçekten dünya tarihindeki diktatörlük örneklerine benzer olayların yaşandığını ileri sürebilirsiniz. Diğer taraftan, Erdoğan döneminde çıkarılan yasaları, yapılan düzenlemeleri, atılan adımları yanyana koyup “Başbakan, bir özgürlük savaşçısıdır” da diyebilirsiniz. İktidarda olan kişi ve gruplar, elbette göz önünde olacaktır; elbette çok tartışılacaktır.
MUHALEFETTE ÖZGÜRLÜK VAR MI?
Peki ya “gizli diktatörlükler”e ne demeli? Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerin Genel Merkezleri, adı konulmamış bir diktatörlükle yönetilmiyor mu?
Genel Merkez bir konuda karar veriyor, ardından tüm teşkilatın bu karara uyması isteniyor. Ekmeleddin İhsanoğlu ismi açıklanmadan önce CHP’de de, MHP’de de parti içinde birkaç yönetici dışında ayrıntılı bir istişare sürecinden geçildi mi? “Aday açıklandıktan sonra ikinci bir aday çıkmaz” diye kestirip atmak, demokrasiyle, hürriyetle örtüşüyor mu?

TAHMİN
Seçim tahmini yapmak adetten. Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 40’lık kesinleşen bir oyu olduğunu hesaplayabiliriz. Buna ikinci turda HDP’nin oylarını koyduğumuzda yüzde 47 civarında bir oy oranına ulaşılıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin toplam oyları ise yine yüzde 42-43 dolaylarında. İki partinin ortak aday göstermesi, olağanüstü bir hareketlilik de meydana getirebilir; bununla birlikte seçmene olağandışı bir “yenilmişlik” hissi de verebilir.
CHP-MHP’LİLER
ERDOĞAN’A OY VEREBİLİR
AK Parti’nin yüzde 40’lık kitlesinden Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vereceklerin sayısı belki de parmakla sayılacak kadardır. Ama CHP-MHP kitlesinden Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceklerin sayısı ise tahmin edilemeyecek kadar fazla gibi geliyor bana. Bunda hem tepeden inme çatı adaya tepki, hem de “Erdoğan’ın hakkı” düşüncesinin etkili olacağı görülüyor.

ERDOĞAN DAHA HAZIR
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki iki güçlü adaydan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimler için daha hazır olduğu görülüyor. Her ne kadar seçim şarkısı, 2011’deki milletvekili seçimleri sırasında bestelenmiş ve duyurulmuş olsa da logonun ve sloganların yeniliği, kampanya için ipucu veriyor. Erdoğan’ın seçim ziyaret programı ise aşağı-yukarı hazır. Eklemeddin İhsanoğlu’nun ise Anıtkabir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek dışında gösterişli ziyaretleri olmadı şimdiye kadar. Dışarıdan bakınca, yüzme bilmediği halde yüzme havuzuna atılmış masum bir çocuk gibi duruyor. Arkasından yardım eden, önünde ellerini tutan kimse yok. “Bizim adayımızsın yürü koçum” denilmişçesine, ortada bırakılan, programı oluşturulmayan bir Cumhurbaşkanı adayı başarılı olur mu?

İHTİMALLER
10 Ağustos’taki seçimlere “galibiyet/mağlubiyet” denklemi ile bakalım. Şunu açıkça belirtmek gerekir: Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması, Türkiye’de muhalefetin “sıfır” noktası olacak. Her yükseliş “sıfır” noktasından başlar, ama bu yükseliş sürecinde CHP ve MHP Genel Merkezleri’nin ciddi anlamda kendi kabuklarını yırtıp atmaları istenecek. İhsanoğlu’nu öneren ve topluma “aday” olarak sunan kişilerin görevlerinden ayrılmaları, muhalefetin yükselişini sağlayabilir. “Erdoğan kazanırsa Adalet ve Kalkınma Partisi dağılır” yaklaşımları ile hareket eden bir muhalefet, kendini geliştirmediği sürece muhalif olmaya devam edecek. Partiler, ne zaman iktidarı “program” çerçevesinde eleştirirse, o zaman başarı da gelecek.
KAZANSA DA DERT
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun zor da olsa kazanması hâlinde ise, muhalefet partileri daha farklı bir sürece girecek. Zira İhsanoğlu bir koalisyon adayı olarak seçimi kazanacak. CHP ve MHP’de “Zafer kazandık” havası hâkim olacak. Bununla birlikte, İhsanoğlu’nu “Seni biz getirdik, bizim dediklerimizi yap” diye zorlayacaklar. İhsanoğlu’nun bu gibi dayatmalara “Eyvallah” diyeceğini zannetmek gülünç olur. Muhalefet için iki tarafı keskin bıçak…
İKTİDAR DAHA RAHAT
İktidar ise görece rahat. Parti içinde genel bir uzlaşı ile kamuoyuna açıklanan Cumhurbaşkanı adayı, daha önce kazandığı 6 seçim gibi yine bir seçime girecek. Gerekirse devletin imkanları da seferber edilecek. Kazansa “Biz milletimizin emrindeyiz” diyecek; kaybetse “Dış mihraklarla CeHaPe, MeHaPe bir oldu” diyecek. Her anlamda “gemi” yüzecek…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.