DOLAR 17,8802 -0.11%
EURO 18,4377 0.82%
ALTIN 1.029,56-0,38
BITCOIN 4237862,49%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

04:22

İMSAK'A KALAN SÜRE

Nice yıllara – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
29 Ekim 2010 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 29 Ekim 2010 Cuma 03:00:00
  Cumhuriyet’in ilan edilişinin 87’nci yıldönümünü kutluyoruz.
Ne yazık ki “resepsiyona katıldı mı, katılmadı mı” tartışmasıyla geçti günler.
Bugün de haberlere baktığımızda büyük büyük adamların “katıldım-katılmadım” açıklamalarını izleyeceğiz.
Tarihe bugünden bakmak, “şöyle olsaydı, böyle olurdu” diye yorum yapmak kolay. O nedenle “Şu dönemde, böyle bir şey yapılır mıydı” diye sormayacağım.
Daha net bir sorum var: Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na “uygulamaları boykot ederek” katılmayan herhangi bir siyasetçi Cumhurbaşkanı olsa ve Cumhuriyet adına verdiği resepsiyona “karşıt” olarak gördüğü partiden siyasetçiler, yine aynı gerekçeyle resepsiyona katılmasa ne gibi beyanlar verilirdi?
-Cumhuriyet düşmanı bilmem kim…
-Onların zaten Cumhuriyet’in temel değerleriyle sorunu var…
-Yılmayacağız…
Ve dahi neler neler…
Şimdi durup düşünmeliyiz: 29 Ekim doğumlu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği resepsi-yon, AK Parti resepsiyonu mudur, yoksa Cumhuriyet Resepsiyonu mudur… Bu gelenek Atatürk döneminde başlayıp O’ndan sonraki Cumhurbaşkanları tarafından da devam etti-rilmemiş midir?
Boykot ya da protesto, doğrudan “uygulamaların eleştirisi” olarak kabul edilebilir mi?
Biri çıkıp “Cumhuriyet’in temel değerleri ile sorunu var” dese, verilecek mantıklı bir yanıt bulunabilir mi?
***
87 yıl olmuş.
87 yılın ardından bilin nasıl gelişeceğini, sanatın nasıl ilerleyeceğini, sanayi ile nasıl kalkınacağımızı tartışacağımız yerde, günlük tartışma siyasetinin önüne geçemiyoruz.
Gazeteler haber yapıyor, televizyonlar haber yapıyor…
E gerisi?
Gerisi yok.
***
Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, hatta hak-sızlık yapmamak gerek Demokrat Parti dönemindeki heyecanın olduğunu söyleyebilir miyiz?
Siyasetçiler, rakiplerinin ne dediğini takip ediyor. Hizmet kaygısı ikinci planda kalıyor. Kendilerini destekleyen tabanları “çelikleştirme”nin yollarını arıyor.
Aydınlar, ya da kendisinin aydın olduğunu iddia edenler Cumhuriyet’in sol kısmına birinci-ikinci-üçüncü gibi sıfatlar yerleştiriyor.
Gençlerin aklı, ya yurtdışına gitmekte, ya da kendi işini eline alıp kenara çekilmekte.
Sporcular için ne desek boş. Zekiler, çevikler, ama ahlak konusunda eksikler.
Memurlar ve işçiler, kendi çıkarlarını değil, bağlı bulundukları sendikanın ya da siyasi partinin çıkarlarını korumakla mükellef gibi hissedi-yorlar kendilerini.
Genelleme yapmanın sağlıklı sonuçlar vermeyeceği riskini göze alarak yazıyorum bunları.
***
Cumhuriyet’in ilk 10 yılında kendi uçağımızı üretebilecek seviyedeyken, 87’nci yılda içinde bulunduğumuz durum şu:
Domates, ithal.
Et, ithal.
Süt, ithal.
Dana, ithal.
Otomobil, ithal.
Bilgisayar, ithal.
Cep telefonu, ithal.
Savunma sistemleri, ithal.
Siyasi projeler, ithal.
Kelimeler, ithal.
Ezgiler, ithal.
Neredeyse hava ithal, su ithal.
Yakında bakarsınız, vatandaş da ithal ederiz. Gerçi büyük şirketlerin yöneticilerinde yabancı hakimiyetinden bahsedebiliriz.
Şirket dedim de, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki yabancı hâkimiyetini de vurgulamak gerek.
İç-dış borç toplamını takip edemiyorum artık. En son 400-500 milyar dolardan bahsediliyordu.
***
Cumhuriyet’in 87’nci yılını kutluyoruz kutlamasına da artık titreyip kendimize dönmenin zamanı geldi.
“Gelenek devam ettirilsin” tasasını güdüyorsak, milli-halkçı ekonomi geleneğini devam ettirmekten, tam bağımsızlığın sağlanmasından, “kimsesizlerin kimsesi” olmaktan başlamalıyız.
Yoksa resepsiyona katılan da bir, katılmayan da.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.