DOLAR 17,8460 -0.36%
EURO 18,4457 0.82%
ALTIN 1.030,78-0,26
BITCOIN 4294163,80%
Afyonkarahisar
19°

HAFİF YAĞMUR

20:18

AKŞAM'A KALAN SÜRE

“Parlayan” kurumlar – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
4 Nisan 2013 16:45
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 4 Nisan 2013 Perşembe 16:45:50
  Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz, twitter hesabı üzerinden bir fotoğraf paylaştı. Bu fotoğrafta, bahar aylarında olmamıza, kömür-odun gibi ısınma vesilelerinin daha az kullanılmaya başlamasına rağmen, şehirdeki “sis”e benzeyen ama “Sistir” deyip geçemeyeceğimiz kirliliği gördük.
SİS MİDİR?
Belki hatırlarsınız, yetkililerimiz “Hava kirliliği var mı” sorusunu “Kirlilik yoktur. O görülen sistir” deyip geçmişlerdi. Peki Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar’da hava kirliliğinin olduğunu nereden çıkardı?
Yılmaz’ın danışmanı Çağrı Aygün, gösterdi; meğer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın havaizleme.gov.tr uzantılı bir internet sitesi varmış. O sitede gün gün, hangi bölgenin, hangi ilin havasının ne kadar kirli ya da temiz olduğu yazılıyormuş. Uydurma değil, Bakanlık’a bağlı istasyonların verileri, kısa zamanda internete konuluyor; böylece “itiraz” hakkı da ortadan kalkıyor.
MHP Milletvekili Kemalettin Yılmaz da hem o günkü veriyi görmüş, hem de internetteki veriyi “teneffüs” etmiş ve internetteki takipçilerinin de şahitlik etmesini istemiş.
NEDEN KİRLİ?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine rağmen, “Afyon’da kirlilik yok, sistir o sistir” demek, en rahat yöntem. Şehirde jeotermal ve doğalgaz ile ısınma yayılırken, “Temiz ısı gelecek, dertler bitecek” denirken, yine aynı havayı soluyoruz. Böyle bir sual yöneltildiğinde ise yetkililer, Afyonkarahisar’ı çevreleyen dağların hava akımına engel olduğunu söylüyor. Yukarı mahallelerdeki kömür tüketimi nedeniyle kirleniyormuş havamız. Aslında bu durum, kirlilik unsurlardan biri. Bu unsuru ortadan kaldırmak için birkaç öneri geliyor tabii insanın aklına. Örneğin, yukarı mahallelerde güneş enerjisinden faydalanmak mümkün değil mi? Ev dışında herhangi bir tesisat ihtiyacı olmayan bir sistem güneş enerjisi. Öyle kocaman boruları yeraltından, yer üstünden geçirmemize lüzum yok. Ayrıca güneş enerjisi, hem ısınmada, hem elektrik üretiminde kullanılabilir. Bu seçeneği gözden geçirmemiz gerekiyor.
MAKARNA YERİNE…
Yukarı mahallelerde kullanılan kömürün kalitesini yüksek tutmak için teşvik ve ödüllendirme de yoluna da gidilebilir. Mahallenin en çevreci hanesine, o ay hanenin ihtiyacı neyse, hediye edilebilir. Böylece “kömür dağıtıyorlar, makarna dağıtıyorlar” eleştirisinin önüne de geçilmiş olur. Eğer kapsam genişletilmek istenirse “Çevreci ilk 10 hane” denilir. Bu haneler, her ay değiştirilir.
Bununla birlikte, hava kirliliğini sadece “yukarı mahallelere” yıkmak doğru değil. Her sokağında otomobil, kamyonet, ticari araç park edilen bir şehirde, egzoz dumanından hiç mi bahsetmeyeceğiz? Yapılan altyapı çalışmalarının ortaya çıkardığı toz bulutunun nereye gittiğine dair bir soru işareti doğmayacak mı kafamızda? Yine altyapı çalışmaları bittikten sonra, öylece bekletilen yolların ve o yolları öylece bırakan kurumların hiç kabahati yok mudur hava kirliliğinde? Fabrikaların, taş ocaklarının mesuliyeti ne kadar?
Hava kirliliği ile ilgili sorun köklü bir şekilde çözülmek istense, Afyonkarahisar’ı çevreleyen dağlar bahane olur mu hiç? Milletimiz, zekice ve pratik çözümler üretir. Örneğin güneş enerjisiyle çalışan iki büyük pervane kurulamaz mı Hıdırlık Tepesi’ne, ya da SİT olmayan dağlık bölgelere?
EGE’NİN YILDIZI…
Ege’nin parlayan yıldızı olmadan önce, bütün kurumlarımızın bir araya gelerek “sokak ışığında parlayan kurumlar” sorununa çare bulmaları gerek.
Hava kirliliği, hangi sonuçlara neden olur?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait havaizleme.gov.tr adlı internet sitesinde, hava kirliliğinin meydana getireceği sonuçlar yazılmış, İnternet sitesinde yer alan bilgiler şöyle:
“İnsan sağlığının korunması ve yaşanabilir bir çevre için iyi bir hava kalitesine ihtiyaç duymaktayız. Özellikle son yıllarda gazete başlıklarında, insan aktivitelerinden kaynaklanan emisyonların hava kalitesine yansıyan tehlikeli etkilerini sıkça görmekteyiz. Örneğin; astım hastalığına yakalanan çocuk sayısında artış, ozon tabakasında oluşan deliğin büyümesi, asit yağmurları nedeniyle ormanların yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalınması, ekstrem hava koşullarının oluşması gibi. Bütün bu sorunlarla ilgili yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde çalışmalar yapılmakta, ancak çok daha fazlasına ihtiyacımız var.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.