AFYONKARAHİSAR SAVAŞ ESİRLERİ GARNİZONU KUMANDANI BİNBAŞI MAZLUM BEY -1

AFYONKARAHİSAR SAVAŞ ESİRLERİ GARNİZONU KUMANDANI BİNBAŞI MAZLUM BEY -1

Hasan Tahsin Günek 10 Kasım 2018 Cumartesi 11:18:57
 

Özet
Afyonkarahisar Savaş Esirleri Garnizonu I.Dünya Savaşının hemen başında oluşturulmuştu. Kamptan zaman zaman yaşanan firar hadiseleri üzerine mevcut komutan Asım Bey görevinden alınarak firar hadiselerinin önlenmesi ve düzenin sağlanması amacıyla yerine Binbaşı Mazlum Bey atanmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra İngilizler önde gelen asker ve devlet adamlarını yargılamak üzere yakalayarak Malta Adasına sürgüne yollamışlardı. Afyonkarahisar Savaş Esirleri Garnizon Kumandanı Binbaşı Mazlum Bey’de bu sürgünlerin arasındaydı.
I.Dünya savaşında Osmanlı Devleti Yemen, Hicaz, Irak, Filistin, Kafkasya, Galiçya ve Çanakkale cephelerinde savaştı. Bu cephelerde savaşan düşman ülke askerlerinden esirler ele geçirildi. Ele geçen bu esirler cephe güvenliklerini tehlikeye sokmamaları için iç bölgelerde, savaş alanlarından uzakta oluşturulan esir kamplarına gönderildiler. Bu esir garnizonları genelde Anadolu içlerinde olmakla beraber bazıları da bugünkü Suriye ve Irak içlerindeydi. Savaş boyunca yirmi civarında kamp oluşturuldu. Bu kamplardan bazıları Ankara, Yozgat, Adana, Çankırı, Konya, Kastamonu, Kayseri, Gediz, Adapazarı, Bor ve Belemedik’te kurulan esir kamplarıydı.
Anadolu’daki esir kamplarının içerisinde en büyüğü Afyonkarahisar Esir Garnizonuydu.1 Bunda en önemli sebep ulaşımın kolay olması ve cephe gerisinde bulunmasıydı. Afyonkarahisar Savaş Esirleri Garnizonu I. Dünya Savaşının ilk zamanlarında oluşturulmuştu. 1914 yılının son aylarında Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmesiyle birlikte Türk karasuları ve limanlarında bulunan Rus askeri veticari gemilerine el konulmuştu. El konulan gemi mürettebatlarından çoğu Afyonkarahisar’a gönderilmişlerdi.Bu esirlerin 4-5 kadarı Rus imparatorluk deniz kuvvetlerinin ve geri kalanları da Rus ticari gemilerinin mürettebatlarıydı. Bu Rus esirlerin büyük çoğunluğu şehirdeki Taş Medrese’ de kalmaktaydılar.2 Sonraki aylarda neredeyse her milletten savaş esirleri Afyonkarahisar’daydı. Kampta İngiliz, Fransız, Rus, Ukraynalı, Karadeniz çevresinden Rumlar, Yahudiler, Baltık ve Doğu Avrupa ülkelerinden insanlardan başka, Rumen ve Sırp esirlerde kamptaydı.3
Afyonkarahisar Savaş Esirleri Garnizonuna en çok Çanakkale, Kut ül Amare ve Filistin-Sina cephelerinde yakalanan savaş esirleri getirilmişti.Çanakkale’de batırılan veya etkisiz hale getirilen İngiliz E7, E15 denizaltıları, Avustralya AE2 denizaltısı, Fransız Mariotte, Saphir ve Turquoise denizaltılarının mürettebatlarının çoğu Afyonkarahisar Savaş Esirleri Garnizonun da bulunuyorlardı. Ancak bunlardan daha çoğu Kut ül Amare’den getirilen İngiliz ve Hintlilerden oluşmaktaydı. Çünkü Kut’ta koskoca bir İngiliz birliği, başta Birlik Komutanı General Towshend olmak üzere Türkler tarafından teslim alınmış ve 13.000’den fazla asker esir olarak Anadolu’daki savaş esirleri kamplarına ve en çokta Afyonkarahisar Savaş Esirleri Kampına gönderilmişlerdi.
Mazlum Beyden Önce Kampta Genel Durum
Afyonkarahisar Savaş Esirleri Kampındaki Fransız, İngiliz ve Rus esirlerin sürekli olarak tüm gün,hava kararıncaya kadar kayalık bir tepe yakınında serbestçe oyunlar oynayıp, dolaşıp vakit geçirebilecekleri bir alanları vardı. AyrıcaRus ve İngiliz esirlerin kaldığı bir başka evinde geniş bir bahçesi bulunuyordu. Esirlerin memleketlerinden çok sayıda mektupları ve posta kolileri kendilerine ulaşmaktaydı.4 Yani çok fazla sıkıntıları yoktu. Bu durumu esir asker ve subaylar memleketlerine gönderdikleri mektup ve kartlarda da belirtiyorlardı.
Ancak 1916 baharında kamptayaşanan bir firar hadisesinden sonra durum tersine değişmeye başladı.23 Mart 1916 tarihinde Avustralya AE2 Denizaltısı Komutanı Stoker, İngiliz E7 Denizaltısı Komutanı Cochrane ve E15 Denizaltısı Komutanı E.J.Price firar ettiler.5 Üç İngiliz subayının kaçışı hakkında o sırada kampta bulunan John Still: En sonunda kumandan (Asım Bey) üç subayın firar ettiklerini öğrendi. İşte o zaman kampta büy��k bir kargaşa ortaya çıktı. Bunun üzerine kamp komutanı İstanbul’a telgraf çekerek görevinden istifa ettiğini ve kendisinin komutan yardımcısı olan kolağasına teslim olacağını bildirdi. Ancak komutan firar hadisesiyle ilgili devam etmekte olan soruşturmayı bir süre daha kendisi sürdürmek zorunda kaldı. Bütün esirler içeri kapatıldı.Kamp içerisinde esirler ve birimler arasındaki iletişim tamamen engellendi.Yazmaktadır.6 Esirler Kale eteğindeki ermeni kilisesine toplanarak buraya kapatıldılar.7 Konu hakkında esirlerden Francis Yeats-Brown ise şunları belirtmektedir: Afyonkarahisar’a geldiğimiz ilk gün sade, basit bir eve yerleştirildik.O günyatarak çok mutlu bir şekilde uyudum.Ancak ikinci gün etraftaki nöbetçilerin bir heyecan ve telaş içerisinde olduklarını görüyorduk.Daha sonra kaldığımız evlerin pencerelerinin etraflarını dikenli teller ile çevirerek, kapıları kilitleyip bizleri izlemeye aldılar. Bir süre sonra kale eteğindeki ermeni kilisesine yerleştirildik.8        (Devamı Pazartesi Günü)

KAYNAKÇA:
1 Alan Bott, Eastern Nights and Flights, William Blackwood and Sons Edinburgh and London 1920,130.
2 John Still, A Prisoner in Turkey. JhonLane Publishing, London 1920, 130.
3 Still, age, 137.
4 Still, age, 131.
5 Still, age, 134; Francis Yeats-Brown, Caught By The Turks, Edward Arnold London, 66 ve Joseph Naayem, Shall This Nation Die? Caldean Rescue, New York, 1920, 54; keza, Julia Smart, Capturing captivity: Australian prisons of the Great War, University of Wollongong, 2013, 43
6 Still, age, 139.
7 Still, age, 141.
8 Yeats-Brown, age, 66

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi