DOLAR 16,6625 0.1%
EURO 17,5007 0.45%
ALTIN 974,610,18
BITCOIN 335055-1,03%
Afyonkarahisar
19°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

DERSİM İSYANI – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
19 Aralık 2011 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Ramazan Balkan 19 Aralık 2011 Pazartesi 02:00:00
  Dersim isyanı hakkında Başbakan’ımızın yaptığı açıklamalar ülke gündemini oldukça meşgul etti. Çevremden edindiğim izlenimlere göre bu açıklamalar aynı zamanda toplumda geniş bir kafa karışıklığı da yarattı. Okuma alışkanlığının ya da sorgulama kültürünün olmadığı toplumlarda bu gayet normaldir.
Başbakan’ımız, Dersim açıklamalarına başlarken bu konu hakkında ilk defa N. Fazıl sayesinde haberdar olduğunu da vurguladı. Hemen belirtelim ki; N. Fazıl şairdir, tarihçi değildir ve keşke hep şair olarak kalsaydı da kendine özgü kurallarıyla bir sosyal bilim olan “Tarih” alanında kalem oynatmasaydı. Bugün toplum hafızasına yanlış olarak yerleşen ve yazımıza konu olan Dersim’de 50 bin kişinin katledildiği bilgileri, O’nun; Son Devrin Din Mazlumları adını taşıyan kitabında yer almaktadır. Bu kitabın “Doğu Faciası” bölümünde; Dersimde çocuk, genç, ihtiyar, kız, kadın, hasta 50 bin kişinin katledildiği anlatımları bulunur.
N. Fazıl’ın 50 binle başlattığı rakam zamanla artırılmış, gazeteci Ayşe Hür; tahminlere göre 110 bin nüfusu olan Dersim’in 72 bin kişisi ülkenin değişik bölgelerine sürüldüğünü, sosyolog İsmail Beşikçi; 1937/38 olaylarında 50 bin Alevi-Kürdün öldürüldüğünü, Şerafettin Halis; Dersim’de 70 bin ile 90 bin insanın canına mal olan katliam yaşandığını, Mustafa Yelkenli; M. Kemal’in emriyle 100 bin kadar kişinin katliamına mal olacak bastırma operasyonu yapıldığını, Özlem Çelik; Dersim’de 90 binden fazla insan öldürüldüğünü, yazmıştır. Halbuki Başbakan’ın arşiv belgelerine dayanarak yaptığı açıklamalarla öğrendik ki; 1939 yılına kadar süren isyan ve eşkıyalık hareketleri neticesinde bölgenin toplam 12 bin civarında nüfus kaybı olmuş, bir o kadar da bölge dışına göç etti-rilmiş.
Benim kanaatimce, bu açıklamalarının olumlu yanı kayıplarla ilgili gerçek rakamların ortaya çıkması olmuştur. Sırf Cumhuriyetin kurucu önderlerini suçlamak maksadıyla bazı tarih yazarları tarafından; at atabildiğin kadar, salla sallayabildiğin kadar mantığıyla ortaya atılan rakamların yalan olduğu belgelerle ispatlanmıştır.
Yazımızda değinmek istediğimiz diğer konu ise, bu açıklamaların gelecekte Türkiye’nin başına bir takım sıkıntılar yaratacak olması ihtimalidir. Ne demek istediğimizi yakın tarihten bir örnek vererek açıklamakta fayda görüyorum. Hepimizin bildiği gibi Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ni imzalayarak I. Dünya Savaşı’ndan çekilmiştir. Daha sonra 18 Ocak 1919’da savaşın galipleri ve mağlupları arasında barışı sağlamak için Paris Barış Konferansı toplandı. Bu konferan-sa, Fransa Başbakanı Clemenceau teklifiyle 30 Mayıs 1919’da Osmanlı Devleti davet edilmiştir. Neticede Sadrazam Damat Ferit Paşa başkanlığında bir heyet Osmanlı delegasyonu olarak konfe-ransa katıldı.
Damat Ferit Paşa, 23 Haziran 1919’da konfe-ransa sunduğu 11 maddelik muhtırada; Osmanlı Devleti’nin savaşa girmedeki suçunu İttihat ve Terakki üzerine atmış, saltanat ve hilafet makamının savaşta dahli olmadığını, Ermeni sorununun Doğu Anadolu’ya yönelik Rus istilası sırasında Ermeni halkın Müslümanlara karşı yaptıkları zalimce davranışlara Müslümanların tepkisiyle ortaya çıktığını, burada da İttihatçıların aşırıya kaçan davranışları yüzünden Ermenilerin katledildiğini vurgulayıp sözde Ermeni katliamından İttihatçıları sorumlu tutmuştur.
Damat Ferit Paşa’nın o dönem, İttihat ve Terakki Fırkası’nı suçlamak için kullandığı cümle-ler daha sonra Türklerin soykırımla suçlanmasında dayanak olmuştur. Biz her ne kadar tarih kitap-larımızda Damat Ferit Paşa’yı Sadrazamlık için yetersiz göstersek de kendisi Paris Barış Konferansı’nda Osmanlı Devleti’nin temsil etmiş ve söyledikleri delil kabul edilmiştir. Bu tarihsel örnekten yola çıkarak söylemek gerekirse, Başbakan tarafından Dersim konusunda bugün sarf edilen bu sözler ve bu rakamlar ilerde Türkiye’nin başını ağrıtabilir.
2008 yılında Avrupa Parlementosu’nda Dersim Soykırımı’nın 70. Yılı Konferansı düzenlendiğini unutmayalım. Yine gazetelerde “Irak’ta yaşayan Yezidiler, başkan Obama’ya mektup yazıp; Osmanlı’nın 1916’da 1 milyon Yezidi’yi öldürdüğünü iddia etmişler…” haberleri çıkıyor. Pontus Soykırım Anıtı, Selanik’te Atatürk’ün evinin hemen karşısına dikildi. Bu hafta içinde Vatan Gazetesi’nde çıkan bir haberde şu satırlar vardı; “Ermenistan lideri Serj Sarkisyan, Marsilya’da diaspora Ermenilerine hitaben yaptığı konuşmada, Nazi rejiminin katliamları için diz çöküp özür dileyen Alman Başbakanı Brandt gibi, Türk liderlerinin de er ya da geç Erivan’da soykırım anıtı önünde diz çökeceğini söyledi.”
Tarihimizle yüzleşeceğiz, tarihimizle hesaplaşacağız derken asıl hesabın Türk Milletinden sorulmak istendiğini ve tokadın da bizim suratımıza ineceğini hatırdan çıkarmayalım.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.