DOLAR 18,5901 -0.27%
EURO 18,3978 0.15%
ALTIN 1.024,00-0,12
BITCOIN 3739690,02%
Afyonkarahisar
18°

AZ BULUTLU

16:10

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

ALLAH’IN DİNİ BİRDİR VE PARÇALANMAYI KABUL ETMEZ

ABONE OL
9 Şubat 2016 14:53
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 9 Şubat 2016 Salı 13:53:17
 

Şüphe yok ki Allah’ın dini/şeriatı birdir ve parçalanmayı kabul etmeyen bir bütündür. Onun bir bölümünü almak, bir bölümünü terk etmek, herhangi bir hükmü işlemez hale getirmek yahut da çağa uygun olmadığı iddiasında bulunmak doğru değildir. Her kim bunlardan herhangi birisine inanacak olursa kâfir olur.
Dinde ayrılığa düşmek, bidatler ortaya koymak, şüphelere, arzu ve heveslere tabi olmak büyük bir tehlike, büyük bir günah, apaçık bir sapıklıktır. Ümmete düşen söz birliği etmek, görüş birliğine varmak, Allah’ın ve Resulünün ibadet ve yasalarda izin vermediği bidat ve yeni çığırların uçurumlarına yuvarlanıp düşmekten sakınmaktır….
Ayet-i kerime dinden ayrılan ve ona muhalif olan her kimse hakkında umumidir. Bu ister Kitap Ehli’nden (Yahudi ve Hıristiyanlardan) olsun, ister Müslümanlardan (bidat ve şüphe ehli) olsun fark etmez. Bakiyye b. el-Velid senedini kaydederek Ömer b. el-Hattâb’dan Resulullah (S.A.V.)’ın Hz. Aişe’ye şöyle dediğini nakletmektedir: “Muhakkak dinlerini parça parça edip kendileri bölük bölük olanlar, işte onlar bu ümmet arasından bidat sahibi, çeşitli heva ve heves sahipleri ile sapık olan kimselerdir. Ey Aişe! Bid’at ve heva sahipleri dışında her bir günahkârın bir tevbesi vardır. Bunların ise tevbesi yoktur, ben onlardan uzağım, onlarda benden uzaktırlar.” (Vehbe Zuhayli, Enam/159; et-Tefsirü’l-Münir, Risale: 4/415.)
Sevgili Peygamberimiz müslümanların fırkalar halinde bölünmemesinin gerektiğini belirtip; “Bölücülük yapan bizden değildir” buyurduktan sonra, kendi ümmetinin de 73 fırkaya ayrılacağını üzülerek haber vermişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) e göre bu fırkalardan sadece birisi “Fırki Naciye/Kurtulmuş Fırka” olacaktır. Peygamber Efendimiz, bu tehlikeden korunmak için müminlere, “Sünnetine” uymalarını ve “Cemaatten” ayrılmamalarını emir ve tavsiye etmişlerdir. Bunun içindir ki İslâm âlimleri Fırka-i Naciye’nin adını “Ehl-isünnet vel cemaat” olarak koymuşlardır.
Kur’an-ı kerim’in birçok ayetinde müminlerin birbirlerinin velileri olduklarını bildirmektedir “Veli” kelimesinin anlamı, dost, arkadaş, yol gösterici, koruyucu, yardımcı ve destekçidir. Bu nedenle Kuran’da Tevbe suresi 71. Ayetin gereği olarak vicdan sahibi, güzel ahlaklı, dürüst ve samimi müminler birbirlerini desteklemeli, birbirlerine dost, yardımcı ve koruyucu olmalıdırlar. İlimdeki derinliği nedeniyle “Şeyh-i Ekber” (En Büyük Şeyh) olarak da anılmış olan büyük İslâm âlimi Muhyiddini Ârabi müminlerin birlik ve bütünlük içerisinde olmalarına ve cemaat şuuru içerisinde hareket etmelerine dikkat çekmiş ve bu durumu eserlerinde şöyle açıklamıştır:
“Allah’ın mümin kullarına selam vermek, yemek yedirmek işlerini görmek suretiyle muhabbet göstermelisin. Şunu da iyi bil ki, müminlerin tümü, tek bir insan, tek bir vücut gibidir. O vücuttan herhangi bir organ hastalanırsa diğerleri aynı acıyı ve ağrıyı çeker. Mümin de tıpkı böyledir, din kardeşine bir musibet geldiği zaman onu kendine gelmiş gibi kabul eder. Elemi ile elemlenir. Eğer bir mümin diğer müminlerin dertlerini paylaşmazsa, üzüntülerine ortak olmazsa, aralarında iman kardeşliği sağlanmamış olur. Çünkü Allah insan vücudundaki azalar gibi, müminler arasında bir yeknesaklık (hiç değişmeyen sürekli), kardeşlik tesis etmiştir. İşte bundan dolayıdır ki Allah Resûlü (s.a.v) o ünlü benzetmesini yapmış ve şöyle buyurmuştur: “Birbirlerini sevmelerinde, birbirlerine acımalarında, birbirlerini esirgemelerinde müminlerin hali, tıpkı bir vücut gibidir, o vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa, diğer azaları o rahatsızlığı paylaşır ve uykusuz kalır.” Şunu da iyi bil ki, bir mümin, kardeşi ile çok olur. Mümin bilindiği gibi Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. Bu özelliği müminler taşıdığında, aralarında bir kardeşlik bağı meydana gelir. Şu halde mümin, müminin kardeşidir. Onu ne düşmana teslim eder ne aldatır ne de başarısızlığına çalışır. Kim Allah’a tam inanmış ise,-Allah’ın mümin olması dolayısıyla–onu, her işi, sözü ve halinde doğrular. İşte bu bir ismettir. (Muhyiddin İbn-i A’râbi, Fütühat-ı Mekki’den-İbni Arabi, Altın Sahifeler, sf. 78–79, Pamuk yayıncılık)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.