DOLAR 18,6611 0.1%
EURO 19,3472 0.27%
ALTIN 1.046,490,43
BITCOIN 3032911,26%
Afyonkarahisar
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ayrışan birliktelik – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
29 Ekim 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 29 Ekim 2014 Çarşamba 02:00:00
  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunun 91. yıldönümünü bugün.
Türkiye, dünya üzerinde kişi başına düşen milli gelirde 667’inci, insani gelişmişlik endeksinde 90’ıncı, özgürlük ve demokrasi standartlarında 120’nci sıradadır. Gelir dağılımındaki eşitsizlikte de Avrupa 1’incisidir. Nüfusunun % 15’i açlık sınırının altında yaşayan bu ülkede yoksulluğun, cehaletin, sefaletin durumu ortadadır.
Toplumun genelindeki “adalet” eksikliğiyle ilgili endişeler de herkesin malumudur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti 91. yaşını kutladığı bugün değişik gruplarca temellerinden törpülenmektedir.
Öte yandan 91 yıl önce “iman” haricinde, neredeyse her yönden bitik bir ülkeden, bugünkü konumuna gelebilmiş bir ülkedir aynı zamanda Türkiye. Eğitimli nüfusu, sanayisi, ordusu kalmamış bir millet, 70 yıllık bir emeğin ardından son 20 yıldır dünyanın ilk 17-19 ülkesi arasında kendisine yer bulmaktadır. İlerleyen zaman içerisinde bu sıralamasının yükselmesi beklentisi de kuvvetlidir.
Böylesine azimli, kuvvetli bir iradeye sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun temel parçası olan Türk Milleti 91. yıl kutlamalarını ne yazık ki bir güven bunalımı içerisinde geçirmektedir.
Son yıllarda içimize yerleşen anlaşılmaz bir bölünmüşlük duygusu, toplumun kesimleri arasında giderek artan bir ötekileştirme çabası artış göstermektedir. Bölünme her vesile ile karşımıza çıkmaktadır. Bizler de toplum olarak bölünmenin her alanda hızla ilerlemesi için elimizden gelen tüm çabayı göstermekteyiz.
Maalesef toplumun birlikteliği için gerekli olan “birbirini anlama” çabası “bölücüleri anlama” çabasına dönüşmüş durumda, bu durum da ayrışmayı körüklemektedir.
Ülkenin bütünlüğüne karşı oldukları her yönden tescilli olanların, bayrağa, orduya, millete, devlete yaptıkları saldırılara karşı onları “anlama” çabası sürdürülürken, ülkenin sessiz çoğunluğunu oluşturan başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere diğer tüm gruplara kulaklar tıkanmış durumdadır.
Derdini anlatamayan, adaletsizliğe uğradığını düşünen kesimlerin tepkileri giderek artmakta, ama ne yazık ki bu tepkiler yankı bulmamaktadır.
Her fırsatta verilen “birliktelik-adalet-refah” söylemleri sadece belli bir kesimden “olumlu” yanıt bulmaktadır. Söylenenler layıkıyla hayata geçirilememektedir.
İktidarıyla muhalefetiyle sorumlu mevkide olanların, bir an evvel; milletin ortak aklı ve vicdanına dönmeleri elzemdir.
Her görüş ayrılığının bir ayrışma vesilesine dö-nüştürülmediği, oluşan ayrışmaların “adalet ve liyakat” temelinde düzeltildiği sağlıklı bir toplum yapısına dönmek için zaman geçmiş değildir.
Yeter ki herkes üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirsin…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.