DOLAR 18,5669 -0.04%
EURO 18,5612 -0.05%
ALTIN 1.029,76-0,05
BITCOIN 3768153,55%
Afyonkarahisar
15°

AZ BULUTLU

05:29

İMSAK'A KALAN SÜRE

Herkes için ilke – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
14 Temmuz 2015 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 14 Temmuz 2015 Salı 03:00:00
  Seçim süreci boyunca iktidar partisinin toplumu ne kadar böldüğünü, bütün kurumlarda bir tek kişinin sözünün geçtiğini, iktidar partisinin bazı üyelerinin yolsuzluğa karıştığını duyduk, izledik.
Seçim bitti.
Halk “koalisyon” dedi.
Kimisi çıktı, “Erken seçime gidelim” dedi; kimisi “Ben Başbakanlığı falanca partiye vereceğim” beyanatı verdi.
Muhalefete Bakanlık vermek kolay. Erken seçim istemek de öyle.
Bir kere erken seçime gidilse bile bir amacı olmalı. Meselâ birinci olamayan partinin/partilerin genel başkanı/genel başkanları istifa edecekse, haydi yarın gidelim erken seçime.
7 Haziran’dan daha farklı bir vaat dizisi ile karşılaşacaksak, erken seçim için davul zurna çalalım.
Ama iktidarından muhalefetine herkes bulunduğu “siper”leri koruyacaksa, varsın 2 yıl daha dayanalım koalisyonlara.
“Siper” diyorum, özellikle. Çünkü seçim sürecinde genel başkanların gözlerini adeta kan bürüyor. Kimse kimsenin dostu değil, her kesim diğer kesimin düşmanı.
“2 yıl” dayanalım demekle de yanlış yaptığımı düşünmüyorum.
Geçenlerde Hürriyet Gazetesi’nden Nuray Babacan haber yapmış. Habere göre 7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren 550 milletvekilinden 304 milletvekili “sadece” milletvekili maaşı alacakmış.
Geri kalan milletvekilleri ise ya milletvekili emeklisi maaşı alıyormuş, ya da başka işlerden emekli olarak milletvekili seçilmiş.
304 milletvekilinin “milletvekili emeklisi” olabilmesi için 2 yıl devamsızlık yapmadan Meclis Genel Kurulu’na katılması gerekiyor.
Böylece “muhtemel” bir erken seçim tarihi de belirlenmiş oluyor: Temmuz 2017. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dediği gibi Kasım’da erken seçim yapılırsa, 304 milletvekili ile partiler karşı karşıya gelecektir.
Yine de bu topraklarda olmaz, “olmaz”.
Hazır MHP’den bahsetmişken, bir Meclis Başkanı adayına “dinsiz” demek, “dinsiz” imasında bulunmak neyin nesidir Allah aşkına?
İki kişiden biri, diğerine “Sen gevursun” dese, mutlaka o kişi kişiden biri Mü’min olmayarak son nefesini verir. O iki kişiden “Sen gevursun” denilen kişi, bunu kabul ediyor ve topluma açıklıyorsa o kişi Mü’min olmayarak vefat eder. Yok eğer “Sen gevursun” denilen kişi “Hayır, ben Mü’min’im” diyorsa, iftira atanın vay hâline! MHP’liler bunu bilmiyor mudur?
“İlke” ve “ülke” aslında bir bütündür. Ülkeyi ancak ilkelerle koruyabiliriz.
Toplumu kutuplaştırma eleştirisiyle iktidara yüklenen bir muhalefet, daha geçen yıl Cumhurbaşkanlığı seçiminde “çatı” oluşturduğu siyasi rakibini/ refikini nasıl “dinsizlik”le suçlayabilir?
“İlke” demişken, “Yolsuzluğun üzerine gideceğiz” diyen CHP’yi de unutmamak lâzım. Toplumculuk, halkçılık, devrimcilik öyle sol yumrukları havaya kaldırmakla olmuyor. İstanbul’da, Ataşehir Belediye Başkanı’nın kendi sınırları içindeki inşaatın müteahhidi olmasından başlayarak, Belediye Başkanı’nın milletvekili olan eşinin “rezidansları”na kadar pek çok konu tartışmalı.
Aynı konutlarda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kızının da bir “rezidans” aldığı ortaya çıkınca, bu olguyu hiçbir soruşturmaya tabi tutmadan “Alınteri ile alınmıştır” açıklamasının yapılması da tezattır.
İktidar partisi üyeleri villa-rezidans alınca yolsuzluk kokusu geliyor da muhalefet partilerinin üyeleri zenginliklerine zenginlik katınca “alınteri” oluyor öyle mi? Neyse ki CHP, konuyu araştıracakmış.
CHP’nin sloganı “Herkes için CHP” ya…
Herkes için ilke… En önemli vurgu olmalı kanaatimce.

“DÜRÜSTÜZ” DEMEK İÇİN FIRSAT
Koalisyon görüşmeleri öncesi Cumhuriyet Halk Partili Ataşehir Belediye Başkanı’nın hakkındaki iddialar araştırılmalı. Belki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin “4 Bakan Yüce Divan’a gitsin” baskısına karşı elini güçlendirmek için ortaya atılan bu iddiaların Sayıştaş dahil tüm denetçi kurumlar tarafından teftiş edilmesi, ülke için bir artı olacaktır. CHP, Ataşehir’deki yolsuzluk iddialarının üzerine giderek “Biz dürüstüz” diyebilir. Aksi takdirde dürüstlükten bahsetmek doğru olmaz.

İKTİDAR OLANIN GÜCÜ ARTIYOR

Kim kiminle koalisyon kurar, Allah bilir. Siyasi tahminde bulunmak istemiyorum. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı seçiminde Deniz Baykal’ın seçileceğini öngörmüştüm; sonuçta İsmet Yılmaz seçildi. Şimdi “AK Parti, CHP ile koalisyon kuracak” desem, yarın AK Parti, MHP ile anlaşır. Kimin kiminle anlaştığı elbette mühim. Ama ondan daha mühim bir meselemiz var: Sistem. Seçim ve yönetim sistemi, güçlü olanın daha güçlü hâle gelmesi, güçsüz olanın daha ezilmesi üzerine kurulmuş. Bununla birlikte, “iktidar”a sahip olanlar, hangi partiden ve siyasi görüşten olursa olsun, kendi iktidar bölgelerinde bir tür derebeyliği kuruyor. Sistemin derebeyliğini önleyici bazı mekanizmaları var; ama onların işletilmesinde de sorunlarla karşılaşılıyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.