DOLAR 18,8383 0.1%
EURO 20,3282 -1.12%
ALTIN 1.128,40-2,33
BITCOIN 440490-0,72%
Afyonkarahisar

KAPALI

06:39

İMSAK'A KALAN SÜRE

KURBANLARINIZIN ETLERİ DE KANLARI DA ALLAH’A ULAŞMAZ

ABONE OL
11 Ağustos 2016 12:36
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 11 Ağustos 2016 Perşembe 12:36:54
 

“Len yenâlellâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut tagvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn(muhsinîne).”  (22/Hac -37)
“Kurbanlarınızın etleri de kanları da Allah’a ulaşmaz; fakat O’na sizin takvânız ulaşır” meâlindeki âyette görülüyor. Bu âyet açıkça, bütün dinî ve ahlâkî faaliyetlerimizi Allah’a saygı ve O’nun rızâsını kazanma niyetiyle yapmamız gerektiğini gösteriyor.” (Hac 22: 37)
“Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), “Andolsun seni öldüreceğim” dedi. Diğeri de “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” dedi.” (Maide : 27.)
Bu ayetten anlıyoruz ki başta kurban ibadeti olmak üzere bütün ibadetler ancak Allah rızası için ve canı gönülden yapılmalı, ibadet gösterişten ve şirkten uzak olmalı işte bu tür ibadetler takva sahiplerinin ibadetleridir. Allah ancak kendisinin emrine uyan, karşı gelmekten sakınan kullarının kurbanlarını ve ibadetlerini kabul eder.
İbadetler Cehennem Korkusu Ve Cennet Ümidi İle Yapılmaz
Takva sahipleri ibadetlerini cehennem korkusu ve cennet ümidi ile değil Allah aşkıyla yaparlar. Yani onlar/o takva sahipleri cennet ve cehennem olmasa da Allah’a ibadet ederler.
Bazı âyetlerde takvâ, bütün kötülükleri ifade eden “fücûr” kelimesinin zıddı olarak geçmektedir (bk.91/Şems 8–10)
“Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki,“ (91/Şems- 8)
“Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,” (91/Şems–9)
“Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (91/Şems -10)  ; 38/Sâd sûresinin 26–28. âyetlerinde ise siyasî ahlâkı da içine alacak şekilde kullanılmıştır.
“Ey Davut! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.” (38/Sad–26)
“Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline! “(38/Sad–27)
“Yoksa biz, iman edip de iyi isler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah’tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?” (38/Sad–28)
Kur’ân-ı Kerîm’de takvânın karşıtı olarak “zulüm” de gösterilmiştir. Câsiye sûresinin 19. âyetinde bildirildiğine göre:
“İnnehum len yuğnû Anke minallâhi şey’â(şey’en), ve inneZZâlimîne ba’Duhum evliyâu ba’D(ba’Din), vallâhu veliyyul muttegîn(muttegîne).” (45/Casiye–19)
“Muhakkak ki onlar, Allah’tan bir şey (emir) konusunda asla sana fayda veremezler. Muhakkak ki zalimler birbirinin dostudurlar. Ve Allah, takva sahiplerinin dostudur.”  (45/Casiye – 19)
Bu âyette zulüm, daha ziyade inkârcıların Allah’a ve İslâmî ilkelere karşı inatçı ve anlamsız direnişlerini, Müslümanlara reva gördükleri haksızlıkları ifade eder.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.