DOLAR 16,5658 0.24%
EURO 17,5492 0%
ALTIN 969,38-2,27
BITCOIN 344331-1,57%
Afyonkarahisar
19°

HAFİF YAĞMUR

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Yürek yakan Mutasarrıf raporu – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
29 Ağustos 2012 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 29 Ağustos 2012 Çarşamba 03:00:00
  Birkaç gündür Zafer Haftası ile ilgili yazılardan devam ediyoruz. Hasan Özpunar’ın “İşgal yıllarında Afyonkarahisar” isimli sergisini gezdikten sonra bugün de o yıllara değinelim istedim, müsaadenizle.
“Daha 9 fırın ekmek yememiz gerektiğine” inandığım milli konularla bu sütunları ne kadar işgal etsek az gelir, öyle değil mi?
Bugün sütunumuzu KARAHİSAR MUTASARRIFI ALİ RIZA İMZALI VE 16 TEŞRİNİ-EVVEL 1338 ( 16 EKİM 1922 ) TARİHLİ RAPOR’a bırakalım. Eğer imkanınız dahilinde ise bu raporu okuduktan sonra bir de Valilik önünde halen ziyaretçi bekleyen İşgal Yıllarındaki Afyonkarahisar sergisini gezin. Hasan Özpunar’ın fotoğraf albümüne bakın. Ne badirelerden, ne çilelerden sonra bugünlere ulaştığımızı daha iyi anlayacaksınız eminim.
Şimdi söz Mutasarrfı Ali Rıza’nın raporu’nun:
Yunanlıların işgal müddeti zarfında yaptıkları tahribatlar ve barbarlıklar aşağıda madde madde sıralanmıştır.
1- İşgalin ilk gününden itibaren Müslüman ahaliye karşı cebir ve şiddet hareketlerini işgalin son gününe kadar gittikçe artırarak sürdürmüşlerdir.
2- Yunan askerleri Akviran (Akören) köyüne öğle üzeri girdiler. Öğle ezanını okumak için minareye çıkan müezzine ”halkı Kuvvayı Milliye’ye çağırıyorsun” diyerek silahlarını kullandılar ve önce müezzini sonra 25 kişiyi şehit ettikten sonra köyü baştan başa yaktılar.
3- Silah arama bahanesiyle köy ve kasaba halkını dövmüş, çeşitli işkenceler yapmışlar ve ileri gelenleri de “Kuvvayı Milliye’ye haber veriyorsunuz” diyerek dövmüşlerdir.
4- Müslüman ahaliye zorla kendi istihkamlarını kazdırmış ve yaptırmışlardır.
5- Uydurma ve sudan bahanelerle İslam köylerini yakarak halkı makineli tüfekle taramışlar ayrıca kasatura ve süngülerle önlerine çıkan herkesi öldürmüşlerdir. Bu şekilde Müslüman Türk’ün manevi gücünü, direnişini kırarak onları sürü gibi istedikleri şekilde kullanmak ve mallarını zorla gasp ederek aç ve sefil bir hale getirmek istemişlerdir. Özellikle Deper, Kışlacık, küçük Kalecik, büyük Kalecik, Çakır köy, Çavdarlı, Doğanlar, Olucak, Süğlün, Döğer, Sarıcaova, Leğen, Beyköy, Eğret ve İhsaniye köylerini tamamıyla yakmışlardır.
6- Namuslu kız ve kadınların zorla ırzlarına musallat olarak bunları siperlerine götürerek her türlü hakaret ve şenaati yapmışlardır.
7- Kasaba ve köylerdeki çeşmelerin başını tutarak su almaya gelen müslüman kadınlara su vermemek ve ermeni çocuklara taşlatmak suretiyle su almalarını engellemişlerdir.
8- Birer bahaneyle zenginleri hapis edip kendilerinden para, kıymetli eşya ve kadınlarının ziynet takımlarını istemiş ve zorla almışlardır.
9- Ahalinin elindeki büyük ve küçükbaş hayvanları zorla almışlar. Halka sadece işe yaramayan cılız hayvanları bırakmışlardır. (başka bir raporda il genelinde el konulan hayvan sayısı tahminen 600,000 olarak belirtilmektedir)
10- Bir çok köyde evleri yıkarak kerestelerini almışlar ve istihkam yapımında kullanmışlardır. Özellikle Akçin, Sipsin, Selimiye, Bavurdu, Alcalı, Kumartaş, Bostanlı, Eymir, Susuz, Ablak, Eydemir, Tefrihe köylerinin evlerini yıkarak kerestelerini alıp götürmüşler ve köylüleri açıkta bırakmışlardır.
11- Köylerdeki bütün tahılları ve hayvanları zorla aldıkları gibi tarlalarını ekmek isteyenleri tohumsuz bırakmışlar ve engellemişlerdir. Köylülerin bahçelerindeki meyveli ve meyvesiz ne kadar ağaç varsa kestirmişler hatta bağlardaki kütükleri dahi söktürmüşlerdir.
12- Bozgun halinde kaçan yunan ordusu Eğret köyünde halkı harmana toplamış ve kendilerine karşı çıkan halkın harmanlarını yakmışlardır.
13- Şehri terk edip kaçarlarken hükümet konağı çevresini, İzmir-İstanbul istasyonu binalarını ve evleri ateşe vermişler. Allah’a şükür ki şehrin tamamını yakacak zamanı bulamamışlardır.
14- Şehri terk ederlerken İmaret Camisine 600 kadar müslümanı diri diri yakmak maksadıyla hapsetmişler fakat kahraman ordumuzun yaklaşmakta olduğunu haber alan cesaretli Türk hanımları camiye hücum edip kilitleri kırmışlar erkekleri kurtarmışlardır.
15- Kaçarlarken Ermenilere ”şehri terkedip Balmahmut’a gidin orada Türklerle savaşacağız” diyerek Ermenileri de beraberlerinde götürmüşlerdir.
16- İşgal sırasında Türklerin dükkanlarına el koyarak buraları beraberlerinde getirdikleri Rum ve Ermenilere vermişler ve Türkleri aç ve sefil bırakmışlardır.
17- Frengili ve hastalıklı Rum kadın ve erkekler getirmişler, Müslüman halkı bunlarla münasebete zorlayarak hastalıkları yaymışlardır.
18- Kasaba ve mahallelerden getirilen belgelerin incelenmesinden 12 mahalle ve 55 köyde çeşitli ve korkunç mezalim ve işkenceler yaptıkları anlaşılmıştır.
19- Bu mahalle ve köylerde 250 şehit, 50 yaralama, 132 esir, 500 hapis ve 3600 kişiyi de dövmüş ve çeşitli şekillerde işkence yapılmış. Ayrıca 2079 evi yaktıkları anlaşılmıştır.
20- Yunanlılar tarafından yakılan ve harap edilen 12 mahallenin zararı 932,547 liradır. 55 köyün zararı ise 42,196,806 liradan ibaret olunduğu arz olunur.( 1922 yılı hesaplamalarıyla )
KARAHİSAR-I SAHİP MUTASARRIFI ALİ RIZA
Köy halkı için
kendini feda eden kız
O günlerden yürek burkan bir hikaye daha:
Köyleri yakıp yıkarak giden düşman askerlerinin yanında götürdüğü Türk kızın hayat mücadelesi yıllar sonra dahi anlatılıyor. Büyük Taarruz emrinin ardından bozguna uğrayan düşman askerleri köyleri yakarak çekilmeye başlar. Afyonkarahisar’ın İscehisar-Bolvadin ilçeleri arasında kalan bir köye gelen düşman askerleri çeşmeden su dolduran Gül Nazik adlı kızı görür. Düşman askerlerinden kaçan Gül Nazik, köylülerin yardımıyla bir samanlığa saklanır. Durumu öğrenen Yunan Subayı, köy muhtarını çağırarak ”Ya kızı verirsiniz, ya da köyü tamamen yakarım” tehdidinde bulunur ve Gül Nazik’in yerini belirler. İscehisar’ın Seydiler beldesinden 90 yaşını aşmış Ayşe Çakmak, çocukluğunda dilden dile anlatılan Gül Nazik hikayesini şöyle aktardı: ”O zamanlar ağıtlar söylenirdi Gül Nazik için. Annemin babamın anlattıklarını unutamıyorum. Köye gelen Yunan askerleri Gül Nazik’i isteyince, yerini çaresiz kalan muhtardan öğrenmiş. Alıp götürmüşler düşman diyarlarına. Yıllar sonra 2 çocuğu olmuş. Oradaki bir kayıkçıyla anlaşarak gezmeye çıkmışlar denize. Biraz açıldıktan sonra bıçağını çeken Gül Nazik, kayıkçıya ‘Türkiye’ye gideceğiz’ demiş. O sırada da ‘Ben Yunan çocuğu istemiyorum’ diyerek çocuklarını denize atmış ve Türkiye’ye dönmüş.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.