DOLAR 17,9429 0.16%
EURO 18,3223 0.25%
ALTIN 1.031,240,82
BITCOIN 4302503,35%
Afyonkarahisar
27°

AZ BULUTLU

04:17

İMSAK'A KALAN SÜRE

85 YIL SONRA TÜRKİYE – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
6 Aralık 2010 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Ramazan Balkan 6 Aralık 2010 Pazartesi 02:00:00
  Orhan Koloğlu’nun “Kim bu Mustafa Kemal” adlı kitabında; 1938 yılında, daha Atatürk’ün vefat etmediği günlerde, Son Posta Gazetesi’nin “25 sene sonraki Türkiye nasıl olacak?” sorusuna o dönem aydınlarımızın verdiği cevaplar vardır;
“-Bir karış işlenmemiş toprağımız kalmayacak, büyük şehirler belirip birinin hududu bitmeden diğeri başlayacak. Halk müreffeh içinde ve yokluk kalkmış olacak. Köyler en medeni şehirlerin birer küçük numunesi olacak, köylü maarifle nurlanacak.”
“-Demiryolları tamamlanacak, şimdiye kadar yol yüzü görmemiş kasabalar birbirine şoselerle bağlanacak, boş yere akan nehirlerimizin sularıyla topraklarımız sulanacak. Bütün sâri (bulaşıcı) hastalıklar ve sıtmanın kökü kazınacak, bilimsel araştırmalar artacak ve yayınların çok okuyucusu olacak. Basit ziraattan yoğun ve modern ziraata geçilmiş olacak. İşletilmeyen madenimiz kalmayacak.”
“-Sistem ve plan disiplini içinde ilerlemiş bir Türkiye, ilk eğitim mecburiyetini % 90 uygulamaya konacak, her kazada mutlaka bir ortaokul olacak, en ufak köylerde bile şimdiki Halkevlerinin daha gelişmiş şubeleri olacak. Uçak motorunu kendimiz yapacağız. Şehircilik en mükemmel uygulamalarla ülkemizi güzelleştirecek.”
“-Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarını birbirine bağlayan politika cereyanlarında Türkiye nazım bir rol oynayacak. Bütün vatandaşlar okur-yazar olacak ve İsviçre’ye bile gıpta etmeyeceğiz. Yükselen fabrika bacalarıyla ileri sanayi diyarı vasfını kazanacağız.”
“25 sene sonraki Türkiye nasıl olacak?” sorusuna yukarıda verilen cevaplar toplumun nasıl bir hedefe kilitlendiğini göstermesi açısından önemli. Zira toplumlar önüne konulan hedeflerle ve onları motive eden önderleriyle yükselişe geçer. Hedefi olmayan toplumlar durağanlaşır, günlük sorunlarla vakit geçirir, birbiriyle kavga eder, büyük düşünemez.
1930’larda bir karış bile işlenmemiş toprak bırakmak istemeyen, kendi uçağının motorunu kendi yapmak, ileri sanayi ülkesi haline gelmek isteyen bir toplum var. Modern köyler, kasabalar ve şehirler hayali kuran bir halk. Herkes okur-yazar olsun, tek cahil kalmasın, bölgesinde güçlü bir Türkiye olsun hedefine yürüyen bir toplum.
İşte o inanç ne kadar azımsamış olsak ta 1923 Türkiye’sini 2010 Türkiye’ne getirdi. Hâlbuki 1919 yılı başında bir batılı yazar Osmanlı ülkesini şöyle tanımlıyordu; “Allah baba, Cebrail ile birlikte gökyüzünden dünyamıza akıyordu. Altlarındaki bölgenin Osmanlı toprakları olduğunu anlamakta güçlük çekmediler. Tarlaların bakımsız hali, yıkılmış şehirler, barut kokusu, vuruşma gürültüleri, yangın ışıkları, nerede olduklarını belirlemeye yeterliydi.”
Gelelim günümüze; hedefsiz kalmış, geleceğine güvenemeyen, bölünme korkusu çeken bir halk var karşımızda. Son Posta Gazetesi’nin yaptığı gibi şimdi insanlarımıza “25 sene sonraki Türkiye nasıl olacak?” diye sorsak herhalde hiç iç açıcı cevaplar alamayız. Nereden nereye geldik.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.