DOLAR 17,8657 -0.03%
EURO 18,4182 -0.04%
ALTIN 1.029,12-0,42
BITCOIN 4261972,95%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

04:22

İMSAK'A KALAN SÜRE

  • Kocatepe Gazetesi
  • Yazarlar
  • HAÇLI ZİHNİYETİ SADECE FİLİSTİN’DE DEĞİL YUKARI KARABAĞ’DA, DOĞU TÜRKİSTAN’DA, IRAK’TA VE AFGANİSTAN’DA DA YAŞIYOR.. (III)

HAÇLI ZİHNİYETİ SADECE FİLİSTİN’DE DEĞİL YUKARI KARABAĞ’DA, DOĞU TÜRKİSTAN’DA, IRAK’TA VE AFGANİSTAN’DA DA YAŞIYOR.. (III)

ABONE OL
3 Haziran 2010 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 3 Haziran 2010 Perşembe 03:00:00
  Müslümanlar bir süre sonra Urfa’daki Haçlı kontluğunu ortadan kaldırıp, çok sayıda Haçlı askerini öldürdüler. Bu durum üzerine Avrupa’da yeni bir Haçlı seferi açılmasına karar verildi. Bu sefere Fransa ve Almanya kralları da katıldılar. Anadolu Selçuklu Sultanı I.Mesut Haçlıları Anadolu’da karşıladı. Alman kralı Eskişehir’de, Fransız kralı Denizli’de bozguna uğratıldı ve binlerce Haçlı askeri yok edildi. (O.Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti s:294) Bu mağlubiyet üzerine Haçlılar, Suriye’ye deniz üzerinden gitmeye karar verdiler. (1147) “Kalanları ise Rumların taarruzları karşısında perişan oldu. Rumlar Haçlıları soydular; para-larını aldılar. Türkler Haçlıları bu perişan halde görünce merhamet ettiler; onlara para ve ekmek dağıttılar; hastalarını tedavi ettiler. Rumlardan satın aldıkları Haçlı paralarını düşkünlere verdi-ler. Türklerin bu iyiliklerini gören üç binden fazla Frank Müslüman oldu. Rumların hıyanetini ve Türklerin şefkatini anlatan bir Haçlı müellifi: “Ey hıyânetten daha zalim olan merhamet” feryadıyla Türklerin iyilik ve merhametle Hıristiyanların dinlerini satın aldıklarını, bununla beraber din değiştirme hususunda hiç bir baskı yapmadıklarını da ilave eder. Böylece başlangıçta Bizanslıları dindaş diye kurtarmak maksadıyla gelen Haçlılar bu seferler sonunda Türklere takdirkâr ve Rumlara düşman olarak dönmüş bulunuyorlardı.”(O.Turan, a.g.e. s.295)
Sultan I. Mesut ölünce, yerine kardeşi II. Kılıç Arslan geçti. Bizans imparatoru Manuel 100 bin kişilik bir orduyla Türkleri Anadolu’dan çıkarmak amacıyla Türk topraklarına yöneldi. II. Kılıç Arslan bu orduyu bu günkü Afyonkarahisar’ın ilçesi Sandıklı dolaylarındaki Miryokefelen boğazında büyük bir bozguna uğrattı ve Bizans ordusunu tamamen yok etti. (1176) Miryokefelon zaferi doğurduğu sonuçlar açısından en az Malazgirt zaferi, hattâ ondan da önemli bir zaferdir. Malazgirt zaferi Anadolu’nun Türkleşmesi açısında “kapı açan, yurt açan”, Miryakefolon zaferi ise “yurt yapan” bir zaferdir. Türk tarihi açısından bir önemli zafer ise 26 Ağustos 1922 günü Afyonkarahisar Kocatepe’den başlayan ve Dumlupınar’da Yunan ordusunun imhasıyla ne-ticelenen bir zafer ki bu zaferde tarihimizde “yurt kurtaran” bir zafer olarak yerini almıştır.
Miryakefalon zaferinde Bizans’ın çıkarabileceği en büyük ordu olan bu ordunun imhası Avrupa’da büyük yankılar uyandırmıştır. Avrupa o güne kadar, hâlâ daha Türklerin Anadolu’dan atılabileceğini umuyordu. Bu zafer onların bu umutlarının sonu olmuştur. Bu zaferden sonra Avrupa’da Anadolu’ya “Türkiye” denmeye başlanmıştır. Miryakefalon zaferinden sonra Batı Anadolu’da bütün engeller kalkmış, Türkler Ege kıyılarına kadar inmiştir. Bununla beraber Avrupa her fırsatta yeni ordular göndererek Türkleri Anadolu’dan çıkarmak için gayret sarf etmiştir.
Haçlılar, Haçlı seferleri sırasında sadece Müslüman halka değil, Hıristiyanlara da çok zarar vermişlerdir. Özellikle 4. Haçlı Seferinde İstanbul’u işgal eden ve burada bir Latin Krallığı kuran Haçlıların yaptığı yağma ve katliamlar Batılı kaynaklarda geniş olarak anlatılır.
HAÇLILAR İSTANBUL’U DA YAKIP YIKTILAR YAĞMALADILAR
Dördüncü Haçlı seferinde İstanbul’u işgal eden, İstanbul İmparatoru İzak’ı tahttan indirip gözlerini oyan ve burada bir Latin Kırallığı kuran Haçlılar, 1204 Nisanının 9. günü şehre girdiler. Şehri yakıp, yıkıp, yağmaladılar. “Olayda hazır bulunup bu seferin tarihini yazan Villehardouin, “Fransa’nın en büyük kentlerinden üçünün toplam evlerinden fazla ev yandı” demektedir.” (Râşit Erer, Türklere Karşı haçlı Sefrleri, s:101) Villehardouin diyor ki: “yağma edilen altın, gümüş, mücevherler, ipekli kumaşlar, kürkler, hiçbir kimsenin hesap edemeyeceği çokluktaydı. Dünya yaratıldığından beri hiçbir kentte bu kadar yağma olmamıştır…”(R.Erer, a.g.e. s.102) Bu işgal sırasında kütüphanelerde ki binlerce son derece kıymetli kitaplar, tarihi eserler yok edilmiş büyük bir kültür ve medeniyet katliamı yapılmıştır. Fransız kaynaklarında Latinler’in işgalinden sonra isteyenlerin gitmesine izin verilince Rumların İstanbul’dan kaçışı şöyle anlatılır:
“Zenginler, kaçarken yırtık pırtık elbise giyip yoksul görünmek sayesinde kurtulma umuduna kapılanlar, kızlarının ırzını korumak amacıyla o zavallıların yüzlerine çamur sıvayanlarla Senato üyeleri de bunların arasındaydı. İstanbul Ortadoks Patriği ise, yalnız başına, âdeta çıplak bir kılıktaydı. Ayakkabılarını bile Haçlılar almış oldukları için bir köylünün verdiği eşeğe binmiş, bu cefa diyarından kaçabilmek umuduyla kıyıda dolaşıp bir kayık aramaktaydı. (Devamı yarın)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.