DOLAR 18,6521 0.07%
EURO 19,5806 -0.06%
ALTIN 1.068,55-0,20
BITCOIN 313401-0,11%
Afyonkarahisar

AÇIK

15:22

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

ACI AMA GERÇEK

ABONE OL
21 Haziran 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir apartman dairesinde içkili bir baba ile genç bir oğul tartışır. Olay büyür, bıçaklı kavgaya dönüşür. Dışarı taşar. Anne araya girse de çaresiz kalır: “Eyvah yetişin!..” sesine komşular koşar. Kadın bayılır, merdivenlere yığılır. Hastaneye kaldırılır. Çocuk ikna edilir. Elinden bıçak alınır. Dışarı çıkarılır. Evde mahsur kalan babaya “geçmiş olsun” ziyaretine varılır. “Gençtir. Aşağıdan almak gerek.” diyenlere baba sitemle: “Yahu, siz ne biçim komşusunuz neye polise telefon etmediniz!” İthamında bulunur.
Bilirsiniz; çocuklar acımasızdır. Özürlü, akli dengesi bozuk ya da sarhoş olanı eğlenmekten, onunla dalga geçmekten çok hoşlanır. Eskiden; buna, bazı cahil büyükler de çanak tutardı. Devlet şefkatinin artması mı? Yoksa insanların eğitim seviyesinin gelişmesi mi? Bilmem. Şimdi insanımız böyle şeylere daha duyarlı.
Vaktiyle cebinde, ya da elinde şarap şişesiyle üstü başı pejmürde, çarşıda dolaşan “Ayyaş Ahmet” vardı. Söylendiğine göre; sanatkâr, çok güzel yemek yapan aşçıymış. Fakat fazla içki yüzünden hayatı kaymış. Sokağa düşmüş, çoluk çocuğun maskarası olmuştu.
Gençliğimde bir gün farkında olmadan bunun hışmına uğradım. Kendini eğlenenlere öfkelenmiş beni de onlardan biri sanarak saldırıda bulunmuş, dalgınlığımdan istifade yumruğunu yemiştim. Aniden irkildim kaldım. Şoke oldum. Hâlbuki gencim; gücüm kuvvetim yerinde. Belki sabrım, belki de aile terbiyem karşılık vermemi engelledi. “O anda; haberim olmadığı için canım yandı, sineme çektim. Hadi Allah’ından bul” dedim. Böylesi iyi oldu. Yoksa elimde kalırdı. Öfkeyle kalkan; zararla oturur. Allah yardım etti. Aradan onca zaman geçse de, hakkımı helal etmem”
Edebiyat öğretmenimiz, Selahattin Namlı; lafı sözü dinlenir. Mesleğinin erbabı. Çok değerli bir hocamızdı. Son zamanlarda okula sarhoş gelmeğe başladı. Yerli yersiz bazı arkadaşların canını yaktı. Bir gün ödev kontrol ediyordu. Arkadaşlardan biri yapmamış. –Niye yapmadın? Sorusuna O, bir mazeret belirtti. “– Bilir misin? Ben karımla çocuklarım, evde yanarken vazifemin başındaydım. Senin işin bundan daha mı önemliydi!?” sözü ağzından çıktı. Demek adamın derdi varmış. Yalnız kalmış. Kendini İçkiye vermiş, böyle teselli bulmuş. Bir otelde kaldığı söylenirdi. Akıbeti meçhul. Bizde emeği çoktur. Allah taksiratını affetsin. Gani gani rahmet etsin.
Vaktiyle DDY. Afyon Beton Travers Fabrikası’nda görev yaparken, laboratuara şef olarak Y. Kimya Mühendisi Kemal Bey geldi. Sessiz, sakin, işine gelip giden, çevresiyle fazla laubali olmayan durgun mizaçlı efendi bir insandı. Kemal Bey’in zaman zaman masasına uzattığı kolları üzerine yüzün koyu yattığı, dikkatimi çekti. Her halde hastadır dedim. İçkili gelip iş yerinde kestirdiğini sonradan öğrendim. Kemal Bey; gün be gün, kıyafeti dağınık, elbiseleri buruşuk, bağrı bası açık, ayakkabılarının ardı yatık, giydiği çorapları biri başka, öteki başka değişik. Fabrikaya geç gelir, kendine bakmaz, başı masadan kalkmaz. Doğru dürüst bir iş yapmaz. Hali perişandı. Zavallının derdini kimse bilmez. Onun tedaviye ihtiyacı vardı. El uzatan olmadı. O, her yerde çoluğun çocuğun eğlencesi olmuştu. Fabrika Müdürü; bir süre idare etse de, yetkisi sınırlı. Kemal Bey’in tayini mi çıktı? İşten mi atıldı, gerisini bilemem.
İçki müptelası, belirli bir yere gelmiş. Şahsiyet sahibi, değerli, kariyerli; bu tip insanlarımızın harcanması, toplumdan dışlanması kolay oluyor. Hayatları sönüyor. Hem kendileri, hem çevresi zarar görüyor. Devletimiz için de kayıp. Allah yardımcıları olsun. İçkiye hevesli gençlerimizi Allah bu felaketten korusun.
Köşe Yazarı Hasan Karakaya’nın yazılarını zevkle okurum. Sözü ondan aldığım bir anekdotla tamamlamak istedim.
Muhalefet temsilcileri de diyorlar ki; “4. Murat kanunları getiriliyor!.. Türkiye’ye şeriat geliyor!” Bunu diyen “cühela” takımının, acaba dünyadan haberi var mı?.. Bilmiyorlarsa söyleyelim; ABD’de “21 yaşından küçük” olanlar, aileleriyle birlikte bile olsa, “içkili lokantalara giremezler… Dahası, “21 yaşından” küçüklere “alkol satışı” yapan birine “5 bin dolar para ve 1 yıl da hapis cezası” verilir… Rusya’da ise; “Her yıl 40 bin kişi içkiden ölmektedir… Bu yüzden de, Rusya’da içki; “millî felâket” ilân edilmiştir.
İsveç’te de, “18 yaşından küçüklerin içki içmesi serbesttir ama onlara içki satmak yasaktır!..
Daha bir sürü örnek var…”
Müslüman bir ülkeyiz. Biz daha nerdeyiz. Allah akıl fikir versin.
Allah bizleri açlıkla, kıtlıkla, yoklukla, tabii afetle, hastalıkla, kötü evlatla terbiye etmesin.
Berat Kandilinizi şimdiden mübarek eylesin.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.