DOLAR 18,6430 0.03%
EURO 19,6854 0.43%
ALTIN 1.071,540,08
BITCOIN 3168871,03%
Afyonkarahisar

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

BU ÇOCUĞUN ADINI KOYALIM – Kocatepe Gazetesi

BU ÇOCUĞUN ADINI KOYALIM – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
15 Temmuz 2014 03:00
BU ÇOCUĞUN ADINI KOYALIM – Kocatepe Gazetesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Aziz Aslan 15 Temmuz 2014 Salı 03:00:00
  Türkiye zor günler yaşıyor. Dış politika da yapılan yanlışlar ve iç politikada alınan hatalı tarihi kararlar ülkeyi bir keşmekeşe götürüyor. Bebek katili çıkarılan yasalardan çok memnun olduğunu ifade ediyor, PKK bayram ediyor.
Halk bunun farkında olmasın diye de yoğun bir ekonomik baskı uygulanıyor.
Bölünmenin eşiğine getirilmiş ülkede; camilerde, iftar sofralarında, sivil toplum kuruluşlarında gündemi değiştirmek ve bir illüzyon yaratmak için yoğun çabalar sürüyor.
Ülke madem son 12 yılda büyük bir demokratik değişim ve gelişim gösterdi, niçin o zaman bölünme aşamasına geldik diye soran yok! Özgürlük demek bölünme anlamına mı geliyor?
Tabii ki; küçük menfaatler uğruna bunları göremeyen bir kitle olduğu kadar gidişatı gören bir insan topluluğumuz da var. Zaten onlar olmasa çoktan Türkiye’yi bölmüş ve coğrafyamızda Türksüzleştirme çabasını çok ileri bir merhaleye taşımış olurlardı…
Vatandaşımız üzerinde yürütülen kara propagandanın en büyük savlarından biri; bu kötü gidişe dur diyecek bir muhalefetin ve liderin olmadığı anlayışının empozesidir. Ve burada, iç ve dış propaganda odakları başarılı olmaktadır.
Ülkenin içinde bulunduğu duruma; hep izah ettiğimiz nedenlerden dolayı Türk Milletince, demokratik usullerle el konulmalıdır. Peki, bu nasıl yapılacaktır?
Sivas Kongresi’nin hazırlık tutanaklarında, Rauf Orbay’ın ortaya attığı çok önemli bir prensip vardır: “milletimizin istiklali ve devletin bekası için particiliği bir yana koymak”… Bu prensibin günümüz şartlarında hayata geçirilmesi elzemdir.
MHP lideri Devlet Bahçeli’de basın toplantılarında; buluşma ve kucaklaşma yerinin, çok doğru bir tespitle “Türk Milleti” olduğunu vurgulamıştır.
Tekrar etmekten yorulmayacağım bir husus şudur ki; Türk Milleti bu badireden kurtulmak için “Milli Hedef”ini ortaya acilen koymalıdır.
Türk Milleti; süratle meseleyi dar manada bir particilik hadisesi olmaktan çıkarmalı ve bir yerde toplanmalıdır. Böyle bir tavır almaksızın, başkalarının sizin için mücadele etmesini beklemek samimiyetsizlik olur…
Bu gün anlaşılmaktadır ki; toplumda olduğu gibi siyasette de Türk Milletinden yana olanlar ile olmayanlar ayırımı mevcuttur. TBMM’de grubu olan partiler açısından bakıldığında sadece MHP’nin ve Devlet Bahçeli’nin Türk Milletinden yana net tavırlar alabildiğini görmekteyiz. Devlet Bey ve MHP’nin; bu sağlam duruşu çok zor şartlara rağmen, büyük bir istikrarla sürmektedir.
Biliyorum ki; milliyetsever, vatansever, yurtsever olarak adlandırabileceğimiz milyonlarca vatandaşımız; Devlet Bahçeli’nin ve MHP’nin duruşundan memnuniyet içindedir.
Siyaseten her şeyi istemek ve beklemek hakkımız olabilir ve de böyle bir şeyi kendimizde hak olarak ta görebiliriz. Ama gereken desteği vermeden çok şeyi istemek ne kadar adil olur?
Siyasetin liderleri ve partileri; gereken ve doğru politikaları izlemek için, halka güvenmeyi ister. İşte bizim Türk Halkı olarak yapacağımız şey; bizim adımıza onurlu ve dik duruşlu bir politika izleyen lideri ve partiyi, kara propagandaya düşmeden, toplum içinde yüceltmek ve saldırılara karşı Türk Milletinin sesi haline getirmektir. Gelin halk tabiri ile eveleyip gevelemeden “bu çocuğun adını koyalım”. Çünkü muhalif siyasetimiz Türk Milletinden destek görmeyi bekliyor. Gün siyasete güven verme günüdür!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.