DOLAR 18,6587 0.05%
EURO 19,6909 0.47%
ALTIN 1.071,730,10
BITCOIN 3210552,48%
Afyonkarahisar
10°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

HASTANEDE – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
23 Ekim 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Agah Bıyıkoğlu 23 Ekim 2014 Perşembe 03:00:00
  Safra kesemin artık işe yaramaz hale gelmesi anlaşıldığından geçen cuma günü ameliyat masasına yattım. Bir gün önce yapılan muayene ve tahliller sonucu iş buraya gelmişti. Elindeki raporlara bakan genç Dr. gülümseyerek baktı yüzüme ve “Hemen ameliyat edelim” dedi. Adının Murat Yakıcı olduğunu öğrendiğim Dr. benim futbolcularıma benziyordu. Güven verici, kendisiyle ve toplumla barışık bir kişilik…
Ameliyat olacağım saati beklemeye başladım… Bir sağıma dönüyorum bir soluma… Yanımda eşim var, refakatçi… Yakınlarımdan kimseye haber vermedim ameliyat olacağımı. Kızımın biri Lüleburgaz’da biri Islahıye’de. Binbir endişe ve sıkıntı… Şeb-i yeldâ, yani en uzun ve bitmeyecek gibi bir gece… Fuzuli’nin,
“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Müptelây-ı gama sor kim geceler kaç saat” dizeleri bir geliyor bir geçiyor kafamdan.
Dr. Murat Bey’in gülümseyen yüzü geliyor. Uyumuşum… Sedyenin gürültüyle uyanıyorum, saat 7.30. Soyunuyorum sessizce ve sedye beni götürüyor. Alacakaranlık. Hastane henüz ayakta değil.
Gözlerimi araladığımda yine sedyedeyim… Ameliyathane personelinden kimilerini tanıyorum… Futbolcu arkadaşlar bunlar. “Geçmiş olsun hocam” diyorlar.
Genel Cerrahi 3 servisindeki odamdayım artık… Ameliyat haberini alan kimi arkadaş ve yakınlar var etrafımda… Telefonum çalıyor ard arda, kimine ben bakıyorum kimine eşim… Ziyaretler, sağlık ve afiyet dilekleri… Böyle zamanlarda aranmak çok mutlu ediyor insanı…
Hastalanan yakınlarımı ve arkadaşlarımı ziyaret maksadıyla veya sakatlanan futbolcularımın tedavi leri için geldiğim Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’ne kendim için gelmiştim bu kez… Hem de ne geliş… Yirmi otuz yıl öncesine kadar, yazları dikenli ve sararmış otlarla kaplı, nisan ve mayıs aylarında Kale’den veya Hıdırlık’tan bakıldığında Akarçay’ın taşmasıyla bir göl manzaralı bu arazinin ortasına yapılmış dev bir hastane burası. Önce AKÜ, TOKİ ve otogarın bu geniş arazide boy göstermesinin ardından inşa edilen hastane işlevsel bir yapı. Dert, hastalık ve sıkıntı içindeki insanların sağlıklı bir gözle bakmaya zamanlarının olmadığı bu eser şehrimiz için gerçekten bir kazanç…
Ağır bir ameliyatın yükünü atlatmaya başladığımda, hastalığı atlatıp iyileşmeye başlayan yani “nekâhet” devrine girenlerin ruh hâliyle hem çevreye daha bir başka gözle bakıyor ve sağlık hizmetlerinin , “hizmetlerin en kutsalı” olduğunu düşünüyorum. Bebek sırtlarından bir akşam vakti karşı kıyılara bakarken:
“His var mı bu âlemde nekâhet gibi tatlı
Gönlüm bu sevincin helecanıyla kanatlı” diyen SES şâiri Yahya Kemal Beyatlı gibi…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.