DOLAR 18,5821 0.03%
EURO 18,4626 -0.5%
ALTIN 1.023,01-0,71
BITCOIN 3736110,73%
Afyonkarahisar
15°

PARÇALI BULUTLU

16:12

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

ŞU ÜÇ ŞEY TEFEKKÜRÜ OLGUNLAŞTIRIR.

ABONE OL
20 Ağustos 2016 10:59
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 20 Ağustos 2016 Cumartesi 10:59:48
 

1. Kur’an üzerinde düşünmek,
2. Dünya emelini bırakıp âhiret ameline sarılmak,
3. Kalb ve kafayı karıştıran şeylerden uzak durmak.
Kur’an üzerine düşünmek demek, kalb gözünü onun manaları üzerine yoğunlaştırmak, düşünceyi ve idrâki onu anlamaya ve kavramaya hasretmektir. Aslında Kur’an’ın indiriliş gâyesi, anlayıp düşünmeden sâdece okunması değil, aksine manasının düşünülüp anlaşılmasıdır. Nitekim şu âyetlerde bu konu açıkça ifâde edilmektedir: “Bu Kur’an mübârek bir kitaptır. Biz onu sana indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve akl-ı selîm sahipleri ibret alsınlar.” (Sâd 38: 29); “Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa onların kalplerinde kilit mi var?” (Muhammed 47: 24); “Onlar Kur’an’ı hâlâ düşünmüyorlar mı?” (el-Mü’minûn 23: 68); “Biz onu düşünüp anlayasınız diye arapça bir Kur’an olarak indirdik..” (ez-Zuhruf 43: 3)
Kur’an’ı düşünmek insanı hayır ve şer yolları ile bunların vâsıta, gâye ve sonuçları hakkında bilgi sâhibi yapar. Kulun eline dünya ve ahiret mutluluğu anahtarlarını verir. Dünya ve âhiretin gerçek yüzünü gösterir. Allah’ı, O’na ulaşmanın yolunu ve kulun O’na ulaştığı zaman elde edeceği nimetleri bildirir. Kur’an hazinesinin tılsımı tefekkür ve düşünmedir. O tılsımı çözen hazineye ulaşır.
Tefekkürü olgunlaştıran, düşünceyi derinleştiren şeylerden biri de insanı dünyaya aid “tûl-i emel” tabîr edilen, ardı arkası kesilmeyen arzu ve isteklerini azaltması; bunun yerine ahiret mutluluğu sağlayacak amellere sarılmasıdır. Düşünce ve amel, birbirine çok yakışan ve birbirini tamamlayan iki ayrı güzelliktir. Halbuki Kur’anî ifâde ile ahirete göre dünya hayatı “bir gün”hatta “bir kuşluk vakti” kadar kısadır. (Yûnus, 10/45; en-Nâzi’ât, 79/46)
Kalp ve kafayı karıştıran şeylerin başında lüzumsuz ihtilatlarla anlamsız ihtilaflar, dünya meta’ına rağbet, nefsanî arzulara düşkünlük gelir. Bunlar insan zekâsını kalınlaştıran, kalbi karartıp karıştıran şeylerdir. Özellikle tokluk ve uyku yoğunluğuna mağlûb insanın düşünme melekelerini kaybedeceği bilinmektedir.
Tefekkürle berraklaşan zihin basîrete kanat açar. Basîret güçlendikçe kişi Kur’anî ifâdesiyle”ülü’l-elbâb” yani akıl ve idrak sahibi olur. Bu tür bir akıl her türlü vehim ve şüphelerden arınmış, Allah’ın murad ettiği mana üzerinde amel etme özelliğine sahip bir akıldır. Bu ifade mükellef olan her akıl sahibi için geçerli değildir. Çünkü aklı hevasına galebe çalmayan benliği diri kişiler bu ünvana hak kazanamaz. Böylelerinin sanki aklı yok gibidir.
Temiz bir vicdana sahip olanların tefekkürden sonraki eylemi tezekkürdür. “Akıl sahiplerinden başkası ibret almaz; tezekkür etmez.” (el-Bakara, 2/269); “Ancak akıllı ve vicdanı temiz olanlar tezekkür (idrâk) ederler.” (er-Ra’d, 13/19)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.