DOLAR 18,6387 0.02%
EURO 19,6486 0.13%
ALTIN 1.077,88-0,23
BITCOIN 317306-0,75%
Afyonkarahisar
13°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Türk Kurultayı’nda “üretim” tartışılmalıydı – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
18 Eylül 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 18 Eylül 2013 Çarşamba 03:00:00
  Afyonkarahisar, 14-15 Eylül’de önemli bir şölene ev sahipliği yaptı. 14 Eylül’de Türk Dünyası Kurultayı, 15 Eylül’de Türk Dünyası Şöleni, akıllarda yer etti. Her ne kadar iki programın da aynı gün olduğu zannedilse, bu durum kafa karışıklığına yol açsa da Afyonkarahisar için iyi bir deneyimdi.
Kurultay’la ilgili bazı noktaların altını çizmek gerekiyor. Ben 14 Eylül’deki Türk Kurultayı’nı takip ettim. Evet, konuşmalar çok güzeldi, herkes coşkuyla alkışladı. Bünyamin Aksungur’un kopuzla yaptığı tek kişilik gösteri, izleyenleri Balkanlar’dan “Batı Türkistan”a kadar uzun bir yolculuğa çıkardı. Şiirler okundu, çağrılar yapıldı.
Ancak bir tuhaflık yok muydu?
YENİ TÜRKÜLERE,
ŞİİRLERE İHTİYAÇ VAR
Bu ülkenin devrimcilerinde gördüğümüz “üretememe” sorunu, milliyetçilerinde de görülüyor. Devrimcilerimiz, nasıl her 1 Mayıs’ta “Günlerin bugün getirdiği…” diye söze başlıyorsa, milliyetçilerimiz de “Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…” dizesiyle yola çıkıyor.
Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” şiirinden başka, yeni, coşkulu, gönüllere hitap eden bir şiir yok. Yine kürsüden Bayrak şiiri okundu. Ama Türk Dünyası birçok acı ve üzüntü yaşadı. Kerkük’ten Kırım’a, Kırcaali’den Uygur Özerk Bölgesi’ne kadar “Türk”ü ifade eden yeni bir türkü neden yazılmaz? Fahrettin Ergeç’in yazdığı, Demirçın’ın bestelediği ve Cem Karaca’nın seslendirdiği “Kerkük’ün Zindanı” dışında bam telimize dokunacak ezgi var mı?
Türk Dünyası’nın kültürel olarak birliği, türkülerin paylaşımına da bağlıdır. Son dönemde dinleyen herkesi heyecanlandıran, coşturan “şarkı”, Arslanbek Sultanbekov’un söylediği “Dombra” olmuştu.
Başka örneklerin de üretilmesi ve gündeme getirilmesi gerek.
HER ŞEY İTHALKEN,
HANGİ ÖZGÜRLÜK?
Kurultay’da “üretim”le alakalı bir sorun da tüketilen ve kullanılan maddelerdi. Örneğin ben… Kullandığım fotoğraf makinesi Japon, kullandığım kamera Japon, kullandığım çanta Türk ama İngilizce markalı… Kullandığım kalem Çin malı, kâğıt ithal. Konuşmacılara bakıyoruz…Yararlanılan teknoloji ithal anladık da, içtiğimiz su neden İsviçreli? Dünyanın geldiği hâle bakılırsa, parası olan, gücü de elinde bulunduruyor. Biz her şeyi ithal ederken, suyun bile Türk malı olmasına özen göstermezken, hangi güçten, hangi birlikten bahsedeceğiz?
Bence Türk Dünyası Kurultayı’nda en mühim öneri Prof. Dr. Halim Halilova’nın “Türk Ar-Ge’si oluşturmalı” cümlesiydi. Teknik anlamda ilerlemeden, en azından teknikte kendinize yetmeden güç sahibi olmak, bağımsızlıktan dem vurmak mümkün değil.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.