DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 319521-1,31%
Afyonkarahisar
26°

AÇIK

20:47

AKŞAM'A KALAN SÜRE

TAKVA YAZILARI (26) – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
5 Kasım 2011 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 5 Kasım 2011 Cumartesi 02:00:00
  ONLAR KENDİ ARALARINDA RAHMETLİ KÂFİRLERE KARŞI ŞİDDETLİDİRLER
Nitekim Kur’an’da şöyle buyrulur: “Ey iman edenler, sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücâhede ederler ve bu hususta sataşanların sataşmasına aldırmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah ihsanı boldur ve her şeyi hakkıyla bilir. Sizin dostunuz Allah’tır, O’nun Rasûlüdür ve Allah’a tam olarak teslim olan namazlarını hakkıyla kılan, zekâtlarını veren müminlerdir.” (5/Mâide–54–55)
Bu âyetlerin işaretine göre Allah’ın dostluğuna erebilmenin şartlarından biri de Allah’ı sevmek O’nun tarafından sevilmek, müminlere karşı tevâzu, kâfirlere karşı vakar sahibi olmaktır. Allah yolunda kınayanın kınamasına aldırmadan hizmet sevdâlısı olabilmektir. Bu mazhariyete erenler Allah dostluğuna lâyıktır. (Müfessirler bu ayet-i kerime ile övülen milletin Türk milleti olduğunu belirtirler. Türk milleti tarih boyunca kâfirlere karşı onurlu ve zorlu olmuş, dik durmuş, Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak başlı olmuş bir millettir.)
Bu âyetlerden Allah dostluğunun hem kesbî (Sonradan kazanılan), hem de vehbî (Allah tarafından verilen) bir yanının olduğu anlaşılmaktadır. Kınayanın kınamasına aldırmadan hizmet sevdalısı olma çabası kesbî olabilir ama; Allah tarafından sevilmek ve izzetle taltif edilmek elbette Hak vergisidir. Allah Teâlâ, vehbî olan Hak sevgisine ermede de bize bir yol ve adres göstererek buyuruyor ki: “Ey Rasûlüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (3/Âl-i İmran-31) Bu âyete göre Allah’ı sevmenin ve Allah tarafından sevilmenin yolu, Allah Rasûlü’ne uymaktan geçmektedir. O’na uymadan Allah sevgisine erişilmeyeceğinden Allah dostluğu bir bakıma Peygamber’e tâbi olma ön şartına bağlanmıştır.
Bir başka âyette yine “yüzünü ihsân duygusuyla Hakk’a döndüren kimsenin ecrinin Rabbı katında olduğu ve böylelerinin korkudan ve üzüntüden uzak bulunacakları” (2/Bakara–111–112) anlatılmaktadır.
Buhâri’nin rivayet ettiği bir hadis-i kudside Allah Rasulü, Rabbından naklen şöyle buyurmaktadır: “Kim benim bir dostuma düşmanlık ederse Ben ona harb ilan ederim. Kulum kendisine farz kıldıklarımdan daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nafilelerle bana yaklaşmaya devam eder. Nihayet Ben onu severim. Ben onu sevince de onun görmesi, duyması, tutması, yürümesi benimle olur. Benden bir şey isteyince dileği kabul edilir. Bana sığındığında onu korurum.”(Buharî, Rîkak, 38)
Onlar sabırlı insanlardır.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Kurtuluşa eren ve kendisiyle beraberim” dediği Müslümanların Sabreden ve sabrı tavsiye eden Müslümanlar olduğunu belirtir.
“Asra-zamana yemin olsun ki insanlar ziyandadır. Ancak sabrı ve hakkı tavsiye edenler hariç” (103/Asr suresi/1-3)) “Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (8/Enfal–46)
Başarının temeli, meşakkat ve sıkıntılara göğüs germektir. Sabır, her türlü elem ve sıkıntıya karşı yılmadan çalışmaya devam etmek; katlanılması zor olaylar karşısında sebat göstermektir. Mümin hayatı boyunca bir takım elem ve sıkıntılarla karşı karşıya gelecektir. O, sabır ve metaneti, Allah’a olan güveni ile bu ağır sınavı kazanacak yeteneğe sahiptir. ”Ey iman edenler! Sabır ve namaz/dua ile (Allah’tan) yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (‘2/Bakara 153) [krş. 2/45-46]
(Âyet-i kerîmede geçen sabır ve namaz, karşılaşılacak güçlüklerin çözülmesi için Allahu Teâlâ’nın yardımını sağlayacak bir vesiledir. Sabır; cesaret, zorluklara göğüs germek, direnmek anlamında da ahlâkî bir disiplindir. Namaz; gönlünde Allah sevgisi olan, O’na saygı duyan ve O’nun huzuruna çıkacağına inanan kimsenin iman ve itaatinin bir göstergesi, dînin direği ve kulu Allah’a yaklaştıran bir ibadettir.)
“Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendile-rine kitap verilenlerden ve Allah’ ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.” (3/Al-i İmran–86) (Ey mü’minler! İtaat edeni isyan edenden ayırt etmek için) andolsun ki sizi hem biraz korku ve açlıkla hem de mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. (Devamı Yarın)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.