DOLAR 16,6789 0.17%
EURO 17,3849 -0.13%
ALTIN 967,48-0,54
BITCOIN 318176-4,30%
Afyonkarahisar
21°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:12

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Toplu taşımanın “altın” kuralları – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
12 Şubat 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 12 Şubat 2013 Salı 02:00:00
  Afyonkarahisar’da toplu ulaşım hakkında birleşme-otobüsleşme çalışmaları hızlandı. Yeni dönem nasıl olur bilinmez ama, toplu ulaşım ile ilgili bazı “tecrübe”lerimi aktarmak isterim:
Aceleniz vardır, ama öyle böyle değil. Zamanlamanızda milim sapma olsa, ya randevunuza, ya uğurlamanıza, ya da işinize yetişemeyeceksinizdir. Yetişememek bir şey değil, bir şekilde telafi edilir de, “Arkadaş, önceden hesap etseydin” derler adama. Fakat beklediğiniz toplu taşıma aracı gelmez. Saatinize bakarsınız; hemen her gün benzer saatlerde geçen toplu taşıma aracının, sizin telâşlı zamanınızda gelmeyeceği tutuverir. Soğuk soğuk terlemeye başlarsınız.
BEKLEDİĞİNİZ ARACA BİNEMEZSİNİZ
Ama hakkını vermek gerek: O ‘Bir an önce gelsin’ dediğiniz toplu taşıma aracı bazen beliriverir gözünüzün önünde, bulunduğunuz durağa yaklaşıverir. Lâkin şoförün “trafik kurallarına uyacağı” tutar, eliyle “ı-ıh” işareti yapar. Bu, en iyi ihtimalle bir sonraki toplu taşıma aracına bineceğiniz anlamına gelir. Yani, 5 ilâ 15 dakika arasında bir vakit. Hatta eğer “uzak” mahallelere gidecekseniz, hiç strese girmeyiniz. Geçmiş olsun. Bir sonraki toplu taşıma aracı yarım saat sonradır. Durakta beklemeye gerek kalmaz. Çünkü durakta bekleseniz, mideniz ağrımaya başlar, ter yoğunlaşır.
ŞEHİR TURUNA HOŞGELDİNİZ
“Durakta bekleme”nin üçüncü çeşidi ise, beklediğiniz toplu taşıma aracının gelmesidir. Ancak özellikle kış aylarında kalın giysilerle donattıysanız vücudunuzu, durakta aldığınız soğuk hava ile toplu taşıma aracındaki “sıcak” hava, zıtlaşır. Benim gibi gözlük takıyorsanız, gözlük camlarınız buğulanır. Gözlük camlarınız kendine gelene kadar parayı ya da ulaşım kartını bile uzatamazsınız. Üstüne üstlük, şoförün canı o saatte “şehir turu” yapmak ister. İşte o an, ben diyeyim saatte 20 kilometre hız ile, siz deyin saatte 10 kilometre hız ile “şehir turu”na başlarsınız. Her ne hikmetse “şehir turu” yapılırken şoförün yanında mutlaka “arkadaşı”, “kankası”, “hemşehrisi” bulunur. Sohbet koyulaştıkça hız düşer. Durak olsun olmasın, şoför her yerde durur, yolcu alır, muhabbet eder.
BİNMEYECEĞİNİZ ARAÇ, DURAKTA BİTER
Aceleniz yokken, ya da zamanınız varken de aksilikler sizi bulur. Hani daha önce yolunu gözlediğiniz toplu taşıma aracı var ya; sizin rahat zamanınızda durağa gelir. Dakikalarca durur. Korna çalar. Yolcu almak için inat eder. Hatta durağı çok işgal ederse sizin bu sefer binmek istediğiniz diğer toplu taşıma aracının da durağa yanaşmasını engeller. Böylece o toplu taşıma aracı, süzüle süzüle gözünüzün önünden geçir gider, siz durakta kalırsınız.
ALIŞVERİŞ YAPMAK GEREKİR
Hadi, her şey yolunda olsun. Fakat toplu taşıma aracına netice itibariyle bir yerden bir yere gitmek için binilir değil mi? Bence bu konuda ısrarcı olmayın. Çünkü mutlaka şoförün bakkaldan, fırından, evden alacağı bir eşya, bir torba vardır. Kontak kapatılmadan ya yan taraftaki cam üzerinden, ya da araçtan inilmek suretiyle gerekli olan ne ise tedarik edilir. Bu işlem yapılırken yolcuya herhangi bir açıklama yapılır mı? Ben bir kere yolculara hitaben “Arkadaşlar fırında durabilir miyim” diye soran şoför gördüm. Böyle bir duruma alışık olmadığımız için ses çıkarmadık, şoför fırında durmadan yoluna devam etti.
MÜSAİT BİR YER, AMA NERESİ?
Bir de “Müsait yer” kavramı vardır ki, mutlaka kullanmalısınız. Sizin toplu taşıma aracından inmeniz gerektiğinde “Müsait bir yerde ineyim” dersiniz, şoför durak haricinde yolcu indiremeyeceğini söyler. Siz değil de başka birisi inecekse, şoför en “müsait” yerde park eder. Ya da park etmeye bile gerek duymadan yol ortasında duruverir.
YA ÇÖKÜN, YA ÇIKIN
Toplu taşıma araçlarında “ışığı geçene kadar” nitelemesi de kullanılır. Fazla yolcu alan taşıt minibüsse, ışığı geçene kadar “çökülür”, halk otobüsü ise ışığı geçene kadar “merdiven basamağından çıkılır”. “Çökseniz” de “çıksanız” da sizin “fazla” yolcu olduğunuz yüzünüze çarpılır. Alanda kabahat yok, binen kabahatli. Toplu taşıma aracı kalabalıksa nefessiz kalmaya da hazır olmalısınız. Zira camı açsanız, mutlaka rahatsız olan birisi çıkar. Camı açmasanız, oksijen yoksunu olursunuz.
FAHRİ MUAVİNLİK YAPILIR
Yolculuğunuzu şehiriçi toplu taşıma araçlarıyla yapıyorsanız ve oturacak yer bulamadıysanız, mutlaka “muavinlik” yaparsınız. Yolcunun parası sizin elinizden ulaşır şoföre. Şoför “Kaç kişi” diye sorar, “Neresi” diye sorar. Sorular da sizin aracılığınızla cevaplanır. Kartlı sistemliyse kartı “uzatan” da siz olursunuz. Kartı üst üste yanlışlıkla iki kez makineye okuttuysanız, mahcup olursunuz.
İLETİŞİM OLMAZSA OLMAZ
Şehiriçi toplu taşıma aracına bindiyseniz “bas-konuş” ya da “doğrudan konuş” yöntemlerine “yabancı” gibi bakmamalısınız. Minibüsteyseniz, sürekli açık olan ve şarja bağlı telefonla, şoförün bazen bağırarak, bazen kısık sesle konuştuğuna şahit olursunuz. Halk otobüsündeyseniz, şoför içeride olan biteni kaydeden kameraya rağmen telefonla arkadaşını arayabilir, herhangi bir doktordan randevu alabilir.
YOLCULAR NE YAPAR?
Şoförlere yüklenmek kolay. Ya yolcular? İneceği yeri bilmeyenler, yeri söylemekte geç kalanlar, şoförle tartışmaya girenler yok mu? Uyuyormuş gibi yapıp ayaktakileri görmezden gelenler, yer vermeyenler, toplu taşıma aracında telefonla yüksek sesle konuşanlar, yiyecek-içecek tüketenler, sohbeti kahkahalara “banıp” da yiyenler…
Velhasıl, toplu taşımada “Dünyanın bütün minibüsçüleri, otobüsçüleri birleşin” demekten ziyade, başka ve esaslı bir değişime, dönüşüme, anlayışa ihtiyacımız var. Şoför ve yolcu, aynı alışkanlıkları sürdürecekse, hiç uğraşmayalım.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.