DOLAR 16,7071 -0.02%
EURO 17,5030 -0.24%
ALTIN 969,950,03
BITCOIN 314175-6,72%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

03:28

İMSAK'A KALAN SÜRE

HAVA DURUMU: SAĞANAK SEÇİMLİ – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
22 Eylül 2017 13:49
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 22 Eylül 2017 Cuma 13:49:30
 

Şehrimizin geneli yine seçim havasında. Partilerde ilçe kongreleri devam ediyor, hemen ardından il kongreleri yapılacak. BU arada sivil toplum kuruluşlarında da seçim havası hakim. ATSO, Ticaret Borsası, ESOB, Meslek Odaları birbiri ardına seçimlere hazırlanıyorlar.
Partilerdeki kongrelerden bahsettik. AK Parti ilçe kongrelerini sürdürüyor. AK Parti Genel Merkezi’nin “tek aday” politikası hassasiyetle sürüyor. Bu doğrultuda İscehisar’da Murat Dikmen, İhsaniye’de Halim Sağ, Evciler ’de Şener Çalışan, Sinanpaşa ’da Ünal Karadağ AK Parti İlçe Başkanı olarak seçildiler. Diğer ilçelerin kongreleri sırada.
CHP’de Merkez ilçe kongresi için kılıçlar çekildi. Hemen akabinde il kongresi için hazırlıklar var.

 

ATSO VE ATB’DE SEÇİME DOĞRU

 

Siyasette olduğu gibi “sivil toplum”da da seçim havası etkin. Gündemin en sıcak konusu ATSO ve Ticaret Borsası seçimleri.
Borsa’da Mehmet Mühsürler’in sessiz ve derinden işi bitirdiği, yönetimdeki küçük değişikliklerle Mühsürler döneminin süreceği belirtiliyor.
ATSO’da ise hesaplar hassas. Mevcut Başkan Hüsnü Serteser ve ekibinin, ekibe yeni eklenen isimler ve yeni kurulan ittifaklarla seçime güçlü girdiği görülüyor. Serteser matematiksel olarak sonuçtan emin olsa da gevşek davranmıyor, seçmenleriyle birebir markajını sürdürüyor. Karşısındaki muhalif kanat da işin ucunu bırakmış değil. Muhalefettekiler “Meclis’te ne kadar çok isimle yer alabiliriz” ve “Meclis’teki sayımız etkinliğe yeter mi” hesabındalar.

 

ÖNEMLİ KONU

 

Bugün niyetimiz isimler üzerinden fikir yürütmek değil. Genel manada, siyasette ya da sivil toplumda “Neden aday olunur” sousunun cevabına bir kez daha yanıt aramak.
Bu köşenin takipçileri hatırlayacaklardır, benzer içerikli yazıları önceki dönem ATSO/ATB seçimleri öncesinde de, yerel seçimler öncesinde de bu köşede zikretmiştik.
Konunun önemine inandığmıız için aynı içerikte, bazı küçük değişikliklerle “Neden aday olunur?” sorusunun cevabını yeniden sütönlarımıza almak istiyoruz.

 

NEDEN ADAY OLUNUR?

Sivil toplum örgütlerinde neden görev alınması gerektiği ya da görev almaya talip olanların neler yapması gerektiğini kendi bakış açımızdan aktarmaya çalışalım. Oda ve Borsa seçimlerini toplum nezdinde, iş aleminde, ticaret erbapları arasında ya da şehrin siyasetinde bu kadar önemli kılan nedir? O görevlerde bulunanlarla konuştuğunuzda aldıkları görevler sayesinde kendileri için çok da öyle “aman aman” fayda sağlamadıklarını, umdukları kadar etkin bir görevle karşılaşmadıklarını söylerler. Hatta öyle ki, ATSO’nun son Meclisi’ne seçilen üyelerin büyük bir çoğunluğu devamsızlıkları nedeniyle üyelikten düştüler. Kendi istekleri ile Meclis üyeliğinden ayrılanlar/düşenler de oldu. Bazı Meslek gruplarında Meclis üyeleri düştü, yerine gelen yeni üyeler de üyelikten düştü ve o meslek gruplarında şu an için Meclis temsilcisi yok.
Tüm bunlara rağmen seçim dönemlerinde kıyasıya bir rekabet yaşanır. Daha eskiye gidildiğinde, seçimlerde silahların ortaya çıktığına, büyük miktarlardaki para pazarlıklarına tanık olunduğuna ATSO kulisleri şahittir. Çoğu kişinin aklına “Madem o kadar önemli bir görev değil de bu mücadele neyin nesi?” sorusu gelir. Oda ve Borsa seçimlerini bize göre önemli kılan kentin sanayi ve ticaret yaşamına yön verme, ticarette “önceden haberdar” olarak öne geçme ve tabii bunun yanı sıra şehrin geleceğiyle ilgili, toplumun istikametiyle ilgili de belirleyici olma isteğidir.  Siyaset ve ekonominin iç içe yaşandığı ülkemizde bu seçimlerin bir diğer anlamı da siyaseten güçlenmek, siyasetin geleceği açısından adeta “potansiyel” olmak anlamına geliyor. Geçmişte ATSO’nun yönetim kademelerinden şehrin siyasetinde önemli noktalara gelen pek çok örnek bulunuyor. Şehir siyaseti için “potansiyeller” değerlendirilmeye başlandığında, önce sivil toplum kuruluşlarından, sivil toplum kuruluşları arasında da ticaret ve sanayi odalarından işe başlanıyor. Son dönemde bu gelenek biraz akamete uğramış gibi görünse de geleneğin tamamen yıkıldığını söylemek güç.
Bu noktadan hareketle seçimle gelinen noktaların önemsiz, faydasız olduğunu kimse iddia edemez. Oluşturulan meclisler, kurullar, belirlenen temsilciler toplumun önemli bir kesiminin onayından geçerek o görevlere gelmektedir. Gelinen görevler kendi yapısından kaynaklanan doğal önemleri taşıdığı gibi bir de onlara yüklenen önemler söz konusudur.  Peki, seçilmiş olmak görevin tamamlanması anlamına mı gelmektedir? Elbette ki hayır. İşte zurnanın “zırt” dediği yer tam da burasıdır. Dünyanın neresine bakarsak bakalım, sosyal politika üretmeyen kamu ya da özel kurumlar artık yok denecek kadar azdır. Çağdaş düzende toplum içerisinde göreve soyunan kişi ya da kurumların önceliği sosyal politikalar üretmek, bu projeleri hayata geçirmek ve toplum refahına katkı sağlamak olarak belirleniyor. Öyle “seçildik, iş bitti” anlayışı devri geçmişte kaldı. Bu çerçeveden Afyonkarahisar’daki oda ve borsa seçimlerine bakmak gerekirse eğer; Aday olanlar sadece bilinen temsil ve oylama görevleri için değil, sadece orada bulunabilmek için, kendilerine menfaat sağlamak için değil; sosyal politikalarla ilgili, toplumun refahı ile ilgili, şehrin gelişimi ile ilgili görüş sahibi olarak o görevlere talip olmalıdırlar.
İhracaatımızdan, icra/iflasların şehrin imajına verdiği kötü imaja kadar, kente yeni yatırımların gelişinden, “Afyonkarahisar” markasının yükseltilmesine kadar, her konuda “seçilmişler”e önemli görevler düşmektedir. Öyle ki, “seçilmişler” bu vizyonları ile Afyonkarahisar’a bir şeyler katabilmeli, hatta bu katkılarını ülke çapına yayabilmeliler. Aksi takdirde bu seçimler ve alınacak görevler “dostlar iş başında görsün” kabilinden, ya da siyaseten basamak olarak kullanma açısından değerlendirilirse hem kent açısından, hem sivil toplum kuruluşu açısından, hem de kişisel olarak büyük bir hataya düşülmüş olur.

 

EKİP ÖNEMLİ

 

Tüm bunlar olurken “seçilmiş” olmak için yola çıkanlar kimlerle yola çıktıklarına her şeyden çok dikkat etmelidirler. Toplumun kabul göstermediği, mesleki temsil niteliği taşımayan, ticareten ya da ahlaken yetersizliği tescilli kişilerle yola koyulan ekipteki isimler ne kadar temiz, ne kadar yetkin, ne kadar becerikli olurlarsa olsunlar… Sonuçta ekip önemlidir. Ataların dediği gibi bülbülle uçan güle, karga ile uçan pisliğe gider. Denenmiş yolu bir daha, bir daha deneyip, sonra da “vah-tüh” demek akıl karı bir işi olmasa gerek…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.