DOLAR 18,6509 0.07%
EURO 19,6219 0.15%
ALTIN 1.068,88-0,17
BITCOIN 3139690,41%
Afyonkarahisar

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Başbakan Davutoğlu, Afyon’dan memnun ayrıldı

ABONE OL
4 Kasım 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 4 Kasım 2014 Salı 02:00:00
  Başbakan Ahmet Davutoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İstişare Toplantısı’na katılmak üzere Afyonkarahisar’daydı. Başbakan Davutoğlu ve Bakanlar Kurulu üyeleri, Güral Afyon Otel’deyken Afyonkarahisar’ın trafiği son derece rahattı.
“Misafir her an gelebilir” teyakkuzu, yollarımızın ne kadar geniş olduğunu bize gösterdi.
Mayıs’ta yapılan İstişare Toplantısı’nın aksine daha uzun süren tartışmalar, şehri tanıtan gezilerin yer aldığı bir programdı bu seferki.
Başbakan Davutoğlu’nun iki gün sürecek programı bir gün daha uzatması, Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner’i ve yeni Valilik Binası’nı ziyaret etmesi, şehrin genel görünümü ile ilgili bilgi alması AK Parti İstişare Toplantısı’nın olumlu yönleriydi.
Başbakan Davutoğlu, Afyonkarahisar’da gördüğü ilgiden de memnun oldu.
Hem vatandaşların sevgisi, hem yetkililerin Başbakan Davutoğlu’nun gideceği güzergahlardaki titizliği, hem de idarecilerin konularına hâkim bir tavır sergilemeleri, AK Parti heyetini mutlu etti.
Umarım Başbakan Davutoğlu ve Bakanlar Kurulu Üyeleri’nin memnuniyeti, Afyonkarahisar’a daha çok hizmet, daha çok yatırım, daha çok tanıtım olarak döner.

GBT TARAMASI MI YAPILDI?

“Başbakan gelecek” telaşı, Emniyet’i harekete geçirdi. Edindiğim bilgi şu:
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin hastanesinde yatan hastaların tümünün Genel Bilgi Taraması yapılmış.
Bu kadar üst düzey güvenliğe neden ihtiyaç duyulur; anlamak mümkün değil. Afyonkarahisar’da zaten devlet yöneticilerine karşı bir muhabbet var. Hastanede yatıp da Başbakan’a ya da başka bir yetkiliye suikast düzenleyecek bir kişi tanıyor musunuz siz? Star Tv’de yayınlanan Reaksiyon dizisinin setinde miyiz Allah aşkına?
Bu komplo ve kurgu dünyasından çıkmamız lazım.

KORUMALAR, KORUMALILAR DA…

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun korumaları ile yakın temasım olmadı. Ancak Davutoğlu’nun kabir ziyaretinde, korumaların güvenliğini sağlayan emniyet görevlilerinin, basın mensuplarını yaklaştırmamalarına şahit oldum. Sare Davutoğlu’nu koruyan ekiple nispeten bir iletişimim oldu. Son derece naziklerdi.
Bununla birlikte, koruma da görevini yapacak, basın mensubu da. Gazeteciyi 300-400 metre ileriden görüntü almaya, fotoğraf çekmeye zorlamanın bir mânâsı yok.
Bir de yüzde 50 oy alan bir partinin genel başkanının, daha çok halkın arasında gezmesi gerekmiyor mu?
Bu konuda 3 kişinin hakkını yiyemem: Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek. Bu 3 kişinin korumalarının basın mensuplarıyla da vatandaşlarla da münasebetleri takdir edilesi.

“HATA VARSA BİLDİRİN” HATTI

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Umut Oran, dikkat çekici bir ayrıntıyı yakalamış. Umut Oran’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu soru önergesindeki ifadelerine kulak verelim:
“Başbakan Ahmet Davutoğlu, Afyonkarahisar’da ‘Bütün işçilerime seslenmek istiyorum. ‘Neden şikâyet etmediniz’ dedim Ermenek’e gittiğimde. Şimdi yeni bir uygulama başlatmayı düşünüyoruz iş kazaları ile ilgili. Herhangi bir işyerinde işçinin hakkı ihlal edilmişse doğrudan şikâyet edecekleri bir hat oluşturacağız. Anında o işyerini kapatırız’ açıklamasını yaptı. Çalışma Bakanlığı olarak Kasım 2010’dan bu yana zaten Alo 170 ihbar ve danışma hattınız yok mu? Davutoğlu Alo 170 hattını bilmiyor mu, bu konuda kendisini neden bilgilendirmediniz?”
Fazla söze ne hacet?

PARTİ VE
CUMHURBAŞKANI

Bir büyüğümüz, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Afyonkarahisar’daki AK Parti İstişare Toplantısı’nda söylediği bazı sözlere şerh düştü. Büyüğümüzün dedikleri şöyle:
“Davutoğlu konuşmasında ‘Tarihte ilk defa bir parti, genel başkanını Cumhurbaşkanı yaptı. Bu da AK Parti ve Erdoğan’dır’ demiş. Yanlışı var. Demokrat Parti Celal Bayar’ı Cumhurbaşkanı yaptı. Ardından Anavatan Partisi, Turgut Özal’ı; Doğruyol Partisi de Süleyman Demirel’i Cumhurbaşkanı yaptı.”

ERDOĞAN, SİGARA KONUSUNDA HAKLI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul-Esenler’de yürürken kapalı mekânlarda sigara içen vatandaşları uyarmış. Erdoğan, “Cezai müeyyidesi var. Kapalı yerde sigara içiyor. Göstere göstere terbiyesizlik yapıyor. Zabıtalar anında gelecek hemen müdahale edecek. Ya bak orada şimdi oturuyor terbiyesiz herif, Cumhurbaşkanı söylüyor hâlâ içmeye devam ediyor” demiş. Herkes Erdoğan’ın “terbiyesiz herif” demesini eleştiriyor. Bu üslup zaten alıştığımız bir hâl aldı. Erdoğan, kendine bu üslubu yakıştırıyor.
Ancak zabıtaların, emniyet güçlerinin yapacağı sigara denetiminin yetersiz kaldığı da bir gerçek. Kapalı alanlarda sigara içilmemesinin denetiminin Cumhurbaşkanı tarafından yapılmasını tartışalım bence.
Ve ders çıkaralım: Her şeyi Cumhurbaşkanı’ndan beklemeyelim.

SADECE GÜLEN DEĞİLMİŞ

Milli Güvenlik Kurulu toplantısında iç güvenlik başlığı altında “Paralel örgütlerle mücadele” kararı alınmış. “Paralel” kelimesini görünce zannettik ki sadece Fethullah Gülen Hareketi’nin üzerine gidilecek. Hükümete yakınlığıyla bilinen Sabah Gazetesi’nin İstihbarat Şefi Abdurrahman Şimşek ise durumun böyle olmadığını söylüyor. Şimşek, “MGK’daki toplantıda ortak bir karar alındı. Bundan sonra devletin içinde hiçbir yapıya izin verilmeyecek. Ne Süleymancı, ne Nakşibendi, ne Menzil, ne İsmailağa, ne de İskenderpaşa… Hepsiyle etkin mücadele edilecek. Artık yoğurdu üflemek istiyor Türkiye Cumhuriyeti. O karar çıktı” dedi.
Madem öyleydi, 28 Şubat 1997 kararlarına niye karşı çıktınız? O kararlar “vesayetti” de, bu kararlar değil mi?
Adı geçen cemaatler, Türkiye’nin bölünmesini istemeyen, bölücü örgütlere taviz verilmesini engelleyen, bölücü örgütün etkinliğini telkinle, sohbetle kıran cemaatler. Siz İsmailağa ile, İskenderpaşa ile hangi düzlemde mücadele edeceksiniz? Meseleniz, “paralel yapı”ları çökertmek mi, yoksa bölücü örgütün yolunu açmak mı?
Bir bağlantıyı daha aktarayım ve bitireyim:
Bu ülkenin sistemi, farklı işliyor.
“İrtica ile mücadele” olarak kayıtlara geçen 28 Şubat 1997 kararlarını, merhum Necmettin Erbakan’a ve Refah Partisi’ne imzalattılar.
Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nı merhum halkçı Bülent Ecevit ile milliyetçi Devlet Bahçeli’ye imzalattılar.
Merhum halkçı Bülent Ecevit, Dünya Bankası’ndan Kemal Derviş’i himaye etti.
Milliyetçi Devlet Bahçeli’nin bulunduğu hükümet, İmralı’daya sevk edilen kişiyi idam edemedi.
Ve şimdi…
Muhafazakârların oyunu alan parti, muhafazakârların gönül birlikteliklerini yıkmaya hevesleniyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.