DOLAR 18,8383 0.1%
EURO 20,3282 -1.12%
ALTIN 1.128,40-2,33
BITCOIN 4401900,18%
Afyonkarahisar
-1°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İSLÂMİ FİNANS İLE KONVANSİYONEL FİNANS ARASINDAKİ  TEMEL FARKLAR1-4 /Dr. Ersan ÖZGÜR

İSLÂMİ FİNANS İLE KONVANSİYONEL FİNANS ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR1-4 /Dr. Ersan ÖZGÜR

ABONE OL
30 Kasım 2022 20:16
İSLÂMİ FİNANS İLE KONVANSİYONEL FİNANS ARASINDAKİ  TEMEL FARKLAR1-4 /Dr. Ersan ÖZGÜR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İslâmi finans “İslâm’ın kurallarına göre işleyen finans” şeklinde tanımlanabilir. İslâmi finans kavram olarak her türlü işletmecilik ve ticari faaliyet ve işlemlerin İslâmî kural ve kaideler içinde uygulandığı sistemdir. İslâm dinine göre faiz haram kabul edilmektedir. Müslümanların faizli işlem yapmamaları için modern finans anlayışına alternatif bir alan olarak faizsiz kategoride İslâmî finans uygulamaları, yeni gelişmelerle küresel finans piyasalarında hızla gelişmektedir. İslâmî finansman yöntemleri faizli işlemlerin yasak olması ve İslâm dininin iş ahlakının korunması ilkelerine dayalı olarak geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Bu nedenle kendine özgü yapısı ve uygulama şekli bulunmaktadır. İslâmi finansın konvansiyonel ekonomi yaklaşımından birçok yönüyle farklılıkları bulunmaktadır. Bu farkları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür;
– İnsan modeli yönünden farklıdır. Genel olarak iktisat teorisi davranışlardaki sebep sonuç ilişkisini araştırır. Batı düşüncesinde insan modeli “iktisadi adam” şeklinde değerlendirilmektedir. İktisadi adam her zaman her şartta kendi menfaatini maksimize etmek isteyen bir insan modelidir. İslâm iktisadında temel model ise “Müslüman insan” düşüncesidir. Müslüman ise İslâm düzeninin insanı olarak temelini İslâm’ın eşitlik, kardeşlik, adalet gibi ilkelerin teşkil ettiği sosyal yapı içinde yetişen insandır.
– Sosyal yapı içerisinde seküler iktisat teorisi ahlaki kaygıları dikkate almayan iktisadi adam modelidir. Müslüman ise Allah’ın emri olan ahlaki ilkelere uyar. İnsanların Allah’a kulluk için yaratılmış olduğunu ve bu imtihan dünyası sonunda, ahiret inancı bulunduğu için bu dünyadaki bütün davranış ve uygulamaları ile birlikte iktisadi faaliyetlerinden de hesaba çekileceği dolayısıyla ahlaki değerler çerçevesinde hareket etmek durumundadır.
– Seküler iktisat değerleri olmadığını pozitif olduğunu beyan eder. Hâlbuki insan sosyal yaşam içerisindedir ve toplumdan soyutlanması mümkün değildir. İslâm iktisadı ise değer hükümlerine bağlı hareket eder. İslâm iktisadının hem pozitif, hem de normatif düzenlemeleri bulunmaktadır. İslâm iktisadı bir taraftan insanın iktisadi yönelimlerini incelerken diğer taraftan Allah’ın yasak ve emirlerine riayet eder. – Batı modeli insan yapısı, akıl ile hareket eder, eleştiri ile gelişmesi faydalı olmakla birlikte öte yandan sürekli eleştiriye açık olması sebebiyle mahzurlu görülmektedir. İslâm iktisadının kuralları ve uygulamaları Allah (C.C.) emridir ve ilahi ilkelere dayanmaktadır. İslâm iktisadı modeline göre Müslüman insan her türlü aşırılıktan uzak dengeli bir toplum ülküsünü amaç edinir.
– Seküler modelde, iktisadi adamın mutlak üstünlüğü söz konusu olup her insan kendi menfaatini sağlamak için çalışır. Hâlbuki İslâm İktisadında insan menfaatlerinin bir sınırı vardır o da sosyal dengedir.
– Seküler modelde, teoride kişisel menfaatle toplumun menfaati arasında bir ayniyet olduğu düşünülmüştür. İslâm iktisadında denge olup ne devletin, ne de ferdin mutlak hâkimiyeti söz konusu değildir. Hak ve adalet kavramlarının ilahi emir olarak tecelli etmesi gerekmektedir.
– Batı modelinde akıl esas alınarak bütün herşey akla ve ilme dayandırılarak açıklanmaktadır. İlim özünde akıl vardır, insan Allah’ın emri ile düşünüp araştırması hâlinde akli delillerini bulabilir. İman eden, Allah’ın rızası için iman eder, akılla ölçüp tartarak iman etmez. İslâm iktisadında temel ölçü akıl değil, imandır.
– İslâm iktisadı temel özellikleri itibariyle diğer bütün iktisadi model ve uygulamalardan farklılık arz etmektedir. İslâm iktisadı İslâmi yaşam ve bakış çerçevesi içerisinde İslâm’ın bütünü çerçevesinde bulunmaktadır. Batıda bilimsel yaklaşımlar ve bilimin kendisi birbirinden bağımsız olarak düşünülür. İslâm’da ise bütün ilimler Tevhid akidesi içinde bir bütünün parçası olarak değerlendirilir.
– Batının ekonomi modelinde üretim, tüketim ve paylaşımda insan mekanik bir varlık olarak düşünülmektedir. Üretim faktörlerinin her biri mekanik bir zincirin ayrı bir halkası olarak değerlendirilmektedir. İslâm’da ise emek ile girişimci fonksiyonları İslâm’ın prensiplerine bağlı bir bütünün tamamlayıcısı olarak değerlendirilmektedir.
– İslâm iktisadında adalet bir bütündür ve toplumun her kesimi için her durumda sağlanması icap eder. Batı modelinde ise kategorik adalet kavramları mevcuttur. Sosyal adalet kavramı bulunmaktadır. İslâm’da adalette ayrıştırma bulunmamaktadır. Adaletin, bir bütün olarak hayatın her safhasına uygulanması gerekmektedir.
– Batı modelinde, kazançta sınır yoktur. Üretimde de kârın sınırı bulunmamaktadır. Üretici kârı maksimize etmek için her şartta çalışır. Bu yönde tekelliğe başvurur, rakibini yok etmeğe çalışır, sadece kendi hedefi vardır. İslâm’da ise hedef, maksimum kazanç yerine helâl kazanç sağlamaktır. İktisadi hayata hedefi haramdan kaçınıp helal olacak şekilde faaliyetlerini yerine getirmektir.
– Tüketim ile ilgili olarak batı modelinde insanların bütün ihtiyacının tatmin edilmesi düşünülmektedir. İktisaden tüketim gelirin fonksiyonu olduğu için geliri olanın tüketimini sınırlayan bir durum yoktur. Hâlbuki İslâm iktisadında kişinin az veya çok geliri olsa da dinî olarak yasak olan alanda tüketim yapma durumu yoktur. Meşru olan ihtiyaçlarını da zaruri ihtiyaçtan başlayarak yaşamı kolaylaştıran, güzelleştiren ve fayda sağlayan yönüyle değerlendirerek ihtiyaçlarını tatmin eder.
– Bölüşümde dengeyi sağlama hususunda Batı modelinde otomatik denge kabul edilmektedir. Hem üretimde, hem bölüşümde arz ve talebin şekillendirdiği otomatik denge sağlayan yapı olduğu farz edilmiştir. İslâm iktisadında ise adaletin bütünlüğü ilkesi gereği denge otomatik olarak sağlanamaz. Bu nedenle birey ve devletin tüm unsurları dengeyi sağlamakla mükelleftir.
– Batı modelinde kişisel sorumluluk ve kişisel ahlâk anlayışı bulunmaktadır. Bireyin sadece kendisine ve vicdanına karşı sorumlu olduğu değerlendirilir. Oysa İslâm’da toplum ahlâkı söz konusudur. İnsanlar sadece kendi vicdanına karşı değil, öncelikle yaratacısı olan Allah’a karşı ilahi sorumluluk taşımaktadır.
– Batı modelinde ferdî sorumluluk seküler sorumluluk hâline geldiği için dinî mahiyeti bulunmamaktadır. Kişi şahsi menfaatinin kontrolüne ilişkin vicdani bir muhasebe yaparak hareket eder. Neticede kendi menfaatini sağlamayı hedef alır. İslâm iktisadında ise ilahi sorumluluk vardır, hedef dünyada refaha ve ahirette felaha ulaşmaktır. Bölüşümde zekât, fitre uygulaması ve faiz yasağı bu açıdan değerlendirilmektedir.
– Batı modelinde hedef geliri arttırmak ve serveti biriktirmektir. İslâm iktisadında ise hedef insan olup genel olarak toplumun dünyada ve ahirette mutluluğunu sağlamaktır. Bu doğrultuda, kişisel zenginlik yerine, toplumun tümünün refahını sağlamak şeklinde bir hedef belirlenmesi gerekmektedir. İslâm modelinde zengin insan nefsinin istediği kadar tüketim yapmaz.
– İslâm’da, emek harcamadan, risk üstlenmeden gelir elde edilemez. Bu iki faktör olmadan elde edilen gelir helal olmaz. Para karşılığında para kazanılmaz, para ancak mübadele aracıdır. Batı modelinde faiz ile ilgili olarak Protestanlarca meşru görülmüştür. Katolik inancında faiz yasaktır. Protestanlık tarafından faiz serbest bırakılınca yahudi sarraflarca yapılan, faizcilik yerini bankacılığa bırakmıştır. – Batı modelinde tasarrufları yatırıma dönüştürmek üzere faizli bankacılık modeli bulunmaktadır. İslâm iktisadında ise tasarrufları yatırımlara dönüştürmek için tabana dayalı, büyük-küçük tasarruf sahiplerinin iştirakiyle kurulan ve faizsiz çalışan finans kuruluşları bulunmaktadır. Bu kuruluşlar kâr ve zararı paylaşma esasına göre çalışır.
– Batı modelinde istihdam sadece gelir yönüyle kişisel olarak ele alınmıştır. Çalışma isteğinde olup da iş arayanlar işgücü olarak değerlendirilmiş, çalışma isteği olmayanlar işgücü dışında tutulmuştur. İslâm iktisadında ise çalışmak ibadet sayılmaktadır. İslâm’da en basit işten, en kapsamlı işe kadar her türlü çalışma iş olarak değerlendirilmiştir. İslâm’da sürekli hastalık ve acizlik haricinde emeklilik kavramı da bulunmamaktadır.
Selam ve dua ile…

1 Ersan Özgür’ün “İSLÂMİ FİNANS Türkiye İçin Küresel Strateji İstanbul İslâmi Finans Merkezi” adlı kitabından alıntı yapılarak hazırlanmıştır.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.