DOLAR 18,6326 0.01%
EURO 19,2960 0.07%
ALTIN 1.042,320,12
BITCOIN 302385-2,06%
Afyonkarahisar
10°

KAPALI

06:26

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kıymetini biliyor muyuz? – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
19 Mayıs 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 19 Mayıs 2014 Pazartesi 03:00:00
  Bugün 19 Mayıs… Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramı…
Soma’da yaşanan ve tüm milletimizi tarifsiz acılara boğan elim kaza nedeniyle buruk bir şekilde idrak ediyoruz bugün 19 Mayıs’ı. “Kutlama” özelliğini milletçe bir kenara bıraktık acımız nedeniyle. Bir kez daha Soma şehitlerimize rahmet diliyoruz bu vesile ile.
Bugün, 19 Mayıs’ın, Atatürk’ü anma, anlama özellikleri daha çok öne çıkıyor.
İzmir’i işgal edip, ilk iş olarak Bursa’da Osman Gazi Han’ın türbesine gidip, sandukaları “Kalk da milletini kurtar” diyen Venizelos ve takipçilerinin Atatürk’den nefret edişini anlamak mümkün. Çünkü onları denize döken milli iradenin başında Atatürk vardı.
Ama neredeyse dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek şekilde devletinin kurucusuna nefret duyanlarımızı anlamak mümkün değil. Devlet kurulurken bir çok yanlışlıklar yapıldığını, hukuksuzluklar işlendiğini öne sürenlerle karşı karşıyayız. Özellikle, üstüne basa basa bu hatalar öne çıkartılarak millet arasında yeniden nifak yaratılmak isteniyor. Evet, hatalar olduğu, yanlışlıklar yapıldığı bir gerçek. Ama bu hatalar, yanlışlıklar büyük bir destanın, bir milletin, hatta dinin son kalesini savunanlara haksızlık yapılmasının gerekçesi olmamalı. O talihsiz dönemde, işgal yıllarında hata yapmayan, günaha düşmeyen mi vardı ki? Haşa, o döneme damgasını vuranlar, her kesimden millete önderlik edenler peygamber değillerdi ki, hatasız olsunlar…
Ordusu olmayan, kasası boşaltılmış, toprağı düşman tarafından işgal edilmiş, insan kaynakları tükenmek üzere olan bir ülkede yedi düvele karşı savaşacaksın… Böyle bir ortamda sanki tereyağından kıl çeker gibi sessiz, sakin, hatasız, günahsız bir iş başaracaksın. Öyle mi?
Bugün işleyen bir devlet, güçlü mali yapı, en muntazam ordulardan birisine sahip, bilinçli bir toplumla, güvenlik içerisinde küçük bir seçim yaparken bile çıkan gümbürtüyü görmüyor muyuz?
Geçen yıl vefat eden Av. Şiar Yalçın, 12 Mart döneminde, avukatlık hakları elinden alınan bir aydınımızdır. İttihat ve Terakki Partisi’nin Maliye Bakanı olan babası Cavid Bey, İzmir Suikasti davasında yargılanmış ve idama mahkûm edilmiştir. Şiar Yalçın bakınız Atatürk’ü nasıl değerlendiriyor: “… Ama bütün bunlara rağmen ben Atatürk’e sadece bu yüzden bile olsa dil uzatmaktan hicap duyarım, çünkü vatanım; kurtuluşunu, bağımsızlığını ve beceriksiz yöneticilerin elinde düştüğü bugünkü hiç de parlak olmayan durumuna rağmen, çağdaşlığını ona borçludur. Ne mutlu bize ki, Fransız ve özellikle Bolşevik ihtilâllerinde olduğu gibi düzmece yargılamalar ve sorgusuz sualsiz infazlarla suçlu veya suçsuz on binlerce insanımız hayatını kaybetmemiştir” (Cumhuriyet, 27.03.1994)! Babası Atatürk döneminde asılan Şiar Yalçın, Atatürk’ü karalayan tek bir kelime etmezken, Atatürk’e saygısızca dil uzatan şu sözde akademisyen, gazeteci, yazar ve siyasetçi taifesine de ne oluyor? Atatürk’e bu kinlerinin sebebi nedir?
Yaşanan bir çok talihsiz hadisenin ardından Atatürk ve onunla birlikte “cumhuriyet” binasına taş koymuş binlerce kahraman bize bağımsız, hür bir Türkiye Cumhuriyeti bırakmıştır. Bunun kıymetini ne kadar bilip, bilmediğimizi iyi tartışmamız gerekiyor.
Bugün siyasette söz söyleyenlerin, iş dünyasında emek sarfedenlerin, basında kalem oynatanların, ve nicelerinin, önce İlahi İrade’nin, sonra da vesile olan o kahraman ecdadın hakkına nankörlük etmemesi gerekir. Çevremize, Balkanlar’a, Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya, Afganistan’a ve nicelerine bakıp bakıp Türkiye Cumhuriyeti isimli eserin kıymetini hep birlikte yeniden anlamamız gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu lideridir. ‘Millî Mücadele’yi (şimdiki gibi züppelerle ve şiddet yanlılarıyla değil) milletin ve dinin gerçek askerleriyle kazanmış, yeni Türk Devleti’ni kurmuştur. Mustafa Kemal’in askerleri, kendi değerlerine düşman, yabancı oyuncağı hainler değil; göğsüne Kur’ân-ı Kerim’i bastırarak şehadet şerbetini içen kahramanlardır. Atatürk de Oğuz Kağan, Sultan Alparslan, Osman Gazi gibi ‘devlet kurucusu’ büyük bir liderdir. Atatürk’ü bir millî lider ve kahraman olarak sevmek nasıl görevimizse, O’nun adı arkasına saklanarak, millete yön vermek, milleti özünden saptırmak isteyenlere karşı durmak da yine hepmizin görevidir. Bir, acısını bal eyleyip birlik ve bütünlükten yana olanlara, bir de durup dururken tarihin küllerinden milletin arasına kin ve nefret tohumları atmak için çırpınanlara bakıyor, “Yarabbi, nazarını kesme bizlerden” diye dua ediyoruz…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.