DOLAR 18,6415 0.03%
EURO 19,6265 0.03%
ALTIN 1.078,97-0,11
BITCOIN 315635-1,12%
Afyonkarahisar

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Por-Çöz dök, geçer – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
2 Ağustos 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 2 Ağustos 2013 Cuma 03:00:00
  Gelin bugün iki masal anlatayım size. Olaylar ve karakterler, hayal mahsulü olabilir, gerçek olabilir, ya da hayal ve gerçeğin ortaklığı olabilir.
Birinci masaldan başlıyorum:
BİRİNCİ MASAL
Bir varmış, bir yokmuş. Kendisini “Büyükşehir” olarak görmek isteyen, ancak Büyükşehir olma konusunda hiçbir adım atmayan kentlerin birinde ben diyeyim 5 yıldızlı, siz deyin 10 yıldızlı lüks bir hastane inşa edilmiş.
Gerçi “istemezük”çüler, bu hastanenin bahsedildiği kadar dayanıklı olmadığını, ancak sadece içinin lüks olduğunu söylerlermiş, ama olsun.
Bu bol yıldızlı hastaneye bir hasta gelmiş.
Hastanın şikâyeti, boynundaki kireçlenmeymiş.
Hekim, son derece güzel makinelerle araştırmış hastanın şikâyetini.
Raporlar, tahliller düzenlemiş.
Ama hasta, ikna olmamış.
“Şunu da yaptıralım, bunu da yaptıralım” derken, boyun kireçlenmesi için yapılabilecek ve yapılamayacak her şey yapılmış.
Hasta bütün tahlillerden, raporlardan, sonuçlardan, tavsiyelerden sonra tekrar sormuş:
-Peki hekim bey, boyun kireçlenmem nasıl geçer?
Hekim, çevresinde “dünya tatlısı”, “herkesin yardımına koşan”, “dürüst” bir kişi olarak biliniyormuş. Ama hekimin tahammül sınırı zorlanmış artık, neticede insanmış. Yarı şaka, yarı ciddi konuşmuş:
-Boynunuza Por-Çöz dökün, kireçlenme geçer.
Bu tavsiyeyi duyan hasta, güle-oynaya eve gitmiş.
Fakat, birkaç gün sonra yine hastaneye gitmiş…
Hasta, gerçekten Por-Çöz dökmüş boynuna.
Kireçlenme geçmemiş…
Hekimin şakasını anlamayan hastanın boynunda ikinci derece yanık oluşmuş.
Hasta erememiş muradına, biz çıkalım kerevetine…
İKİNCİ MASAL
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, düveler ithal iken, 8 şehrin ortasında bir şehir varmış.
Yolların kesiştiği, bolların bereketlendiği şehirde yapımı 15 yılda tamamlanan bir merkez görülürmüş.
Bu merkez, insanların gelip geçebileceği yollardan ziyade, sapa bir mevkideymiş.
Merkezin canlandırılması için türlü faaliyet yapılmış, ama başarılı olunamamış.
En sonunda, gönlü zengin, sanatsever bir ağaya demişler ki:
-Gel ağam, sen bu merkezde iki has oda al, buraları ihya et. Sen gelirsen, herkes gelir.
-Tamam, demiş ağa. “Sanat çalışmaları yapıyoruz, merkez bizim için de iyi olur.”
Günler günleri kovalamış, merkezin iki has odası, ağaya verilmiş. Ağa, adına yakışır şekilde donatmış odaları, hareket başlamış.
Bir gün, merkez sefiri çıkagelmiş:
-Ağam, iyisin, hoşsun da bu böyle olmaz.
-Olmayan nedir, ey sefir?
-Ağam, burayı kullanıyorsun da, ama giderimiz var. Oda bedeli veresün.
-Ey sefir, sen çağırmadın mı, gel yeter demedin mi?
-Öyle fakat, değirmen susuz döner mi?
-Dönmez elbet, ben odamı başka yerde bulurum…
-Çıkasun heman…
-Yarından tezi yok!
Gökten 3 elma düşmüş… Biri, ağaya, biri bu masalı okuyana, biri de merkezin çatısına…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.