en iyi bahis siteleri
DOLAR 19,0540 0.13%
EURO 20,5095 -0.63%
ALTIN 1.211,44-0,66
BITCOIN 5306800,77%
Afyonkarahisar
13°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ÜÇ MAYIS 1944 TÜRKÇÜLÜK-MİLLİYETÇİLİK OLAYLARI -3

ABONE OL
5 Mayıs 2017 09:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 5 Mayıs 2017 Cuma 09:30:41
 

(NİHAL ATSIZIN İKİ MEKTUBU)
Bu sırada Hasan Ali YÜCEL Milli Eğitim Bakanı bulunuyordu. Memlekette ise teröre ve baskıya dayanan dikta rejimi bütün şiddetiyle hüküm sürmekteydi. Bayramlarda bütün şehirlerimizin sokaklarına “Tek Parti, Tek Şef, Tek Millet” gibi vecizeler taşıyan dövizler asılıyordu. İşte bu hava içinde bir çok komünistler ve solcular yüksek makam sahiplerinin çeşitli zaaflarını kullanarak üniversitelere, okullara ve önemli müesseselere sızmışlardı. Başbakan Şükrü Saracoğlu da TBMM’de yapmış olduğu konuşma ile “Ben Türkçü bir Başbakanım. Türkçülük bizim için bir kültür meselesi olduğu kadar, bir kan meselesidir.” demişti.
Tanınmış Türk düşünürü şair ve yazar Nihal ATSIZ bu sıralarda Boğaziçi Lisesi’nde edebiyat öğretmeni bulunuyordu ve ORHUN dergisini yayınlamaktaydı. Milliyetçi bir dergi olan ORHUN, başbakanın bu milliyetçilik anlayışına kayıtsız kalmadı. Çünkü Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in de gayretleri ile başbakan Saraçoğlu’nun söylemlerinin tam tersine devletin önemli kademelerine komünistler atanmaya başlanmıştı.
Ve Nihal ATSIZ, Şükrü SARACOĞLU’na hitap eden iki açık mektup yayınladı.
Pek dikkate değer olan ve bir devre, tarihi notunu veren bu iki mektup, hiç unutulmaması gereken iki önemli vesikadır. Bu mektuplarda sayın Nihal ATSIZ, Şükrü SARACĞLU’na özet olarak şunları söylüyordu:
“Memlekette açıktan açığa komünist propagandası yapan dergiler çıkarılmaktadır. Bu dergiler Milli Eğitim Bakanlığı’nın emri ile ve devlet parası ile satın alınarak bütün okullara dağıtılmaktadır. Sonra Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde, Devlet Konservatuarında daha başka birçok önemli mevkilerde memleketimizi komünistleştirmek isteyen, bu uğurda çaba gösteren insanlar vardır.”
Nihal ATSIZ açık mektubunun bir tarafında da şu ifşaatta bulunuyordu:
“Bursa cezaevinde hüküm giymiş bir suçlu olarak bulunan Nazım Hikmet’e Milli Eğitim Bakanlığı tarafından el altından paralar verilmektedir. Bir vatan haini olduğu bilinen Sabahattin ALİ, Ankara’da Devlet Konservatuarında öğretmendir. San’at adamı olarak yetiştirilecek gençler bu adamın tesir dairesi içine âdete zorla sokulmuş gibidirler.”
Korkunç bir ifşaattı bu…
Milli Eğitim Bakanı kendi bakanlığının hariminde dönen bu dolapları, çevirilen entrikaları bilmiyormuydu?
Nihal ATSIZ da işte mektuplardan birini bu mukadder soruyu ortaya atarak bitirmişti:
“Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ya bunları bilmiyor, görmüyor… O halde akıl kabul etmez derecede büyük bir gaflet içinde bulunmaktadır. Yahut bilerek, görerek bu işleri yapmaktadır ki, bu takdirde kendisi de ihanet halindedir…”
“Öyle de olsa böyle de olsa, her iki ihtimal içinde de mütalaa edilse, Hasan Ali Yücel’in bu durumu bir bakan için müsamaha edilecek, affolunacak bir durum değildir.”
“Hasan Ali Yücel, ya derhal bu vazifeden alınmalıdır yahut kendisi daha vatansever bir jest göstermeye davet edilmeli, hemen istifa etmesi istenmelidir.” (A.TÜRKEŞ, 1944 Milliyetçilik Olayı, sayfa 30-31 Kamer Yayınları 1992)
Orhun Dergisi Başyazarı ATSIZ elbette doğru yolda idi ve doğru söylüyordu. Bu satırları büyük bir vatanseverlik duygusu içinde yazdığı belliydi.
Mektup, Ankara’da çok büyük bir ses getirdi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar geçen yirmi bir yılı içine alan zaman diliminde bir bakan hakkında böylesine aleni suçlamaların yapıldığı ne görülmüş ne de işitilmişti.
Mektuplar, “Ben Türkçüyüm, ırkçıyım”  diyen bir Başbakanı da sarsmıştı. Fakat asıl sarsılan İnönü olmuştu.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.