DOLAR 16,8083 -0.14%
EURO 17,5846 0.01%
ALTIN 976,77-0,07
BITCOIN 3409925,32%
Afyonkarahisar
25°

AÇIK

03:32

İMSAK'A KALAN SÜRE

Seyirlik – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
6 Temmuz 2012 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 6 Temmuz 2012 Cuma 03:00:00
  Bugünkü manzarayı, dün olduğu gibi seyretmeye devam ediyoruz. Peki seyrettiğimiz manzara ne?
Şu anda aktaracaklarımız öyle, devletlerin çok gizli sırları falan değil. Biz devletin gizli sırlarına vakıf, olağanüstü birisi falan değiliz. Bizim gibi ortalama bir gazete okurunun, gazete sütunlarından okuyup, edinebileceği bilgiler size aktardıklarımız…
Birinci Körfez Savaşı’nda, ta 1960’lardan SSCB’nin dağılmasıyla kurulacak Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin irtibatını kopartmak için, Büyük İsrail’e giden yolda minarenin kılıfını hazırlamak için “Bir Kürdistan kurmayı” programına alan ABD millî tüm çabalara ve uyarılara rağmen hedefine her geçen gün biraz daha yaklaşmış bulunuyor. Üstelik bunu bize göstere göstere yapıyor.
O dönemde önce halkın “Çekiç Güç” dediği bir operasyon gücü Türkiye’ye yerleştirildi. Merkezi Diyarbakır’da olan ve güya Türkiye’nin kontrolünde bulunan bu güç Irak’ın kuzeyindeki Kürtleri Saddam’ın kimyasal silahlarından koruyacaktı. Oysa Saddam’a o kimyasal silahları veren de Batılılardı. Neyse, Çekiç Güç 36’ncı paralelin kuzeyindeki bölgeyi Saddam’a “yasak”ladı. Uygulamada ise 36’ncı paralelin kuzeyinde kalan Türkmenler Saddam’ın insafına terk edilirken 36’ncı paralelin güneyinde kalan Kürtler, koruma alanının dışında olmasına rağmen Saddam’dan korundu.
Aynı Çekiç Güç helikopterleri PKK’ya Cudi çevresinde teçhizat yardımı yaparken suçüstü yakalandı.
Askerî olarak Irak’ın kuzeyinde bir “Kürdistan” temeli atılırken Türkiye içersindeki Amerikan diplomatları, mesela Adana Başkonsolosu Güney Doğu’yu mesken tutmuş, ayrılık fitnesini ekiyordu. Bugünkü DTP’nin o günkü versiyonu olan partinin Batman İl Başkanı, “Bu adamlar bize geliyor, ‘Bırakın Türk’le, Türkiye ile birlikte yaşamayı, ayrılıklarınızı öne çıkarın’ tavsiyesinde bulunuyor” diyordu. Dedi ve tabiî ânında görevinden alındı. Sivil toplum kuruluşları ile dirsek temasına geçen uluslar arası şer ittifakları Türk’ü Türk, Türkiye’yi Türkiye yapan bütün özellikleri sabote etmeye başladı. Meselâ, “Şehitlik ve gazilik kavramları kaldırılsın” önerileri yapıldı. Sonrasında oğul Bush güya Saddam’ın elindeki kimyasal silahlara el koymak için Irak’a girdi. Elbette Saddam’da kimyasal silah yoktu ve artık bugün bunun ABD’nin Irak’a girmek için uydurduğu bir yalan olduğu bizzat ABD tarafından itiraf edilmiş durumda. Irak’a giren Amerikan askerlerinin yaptıkları ilk iş peşmergelerle el ele vererek bütün tapu ve nüfus dairelerindeki kayıtlara el koymak, yani Türk’e ait ne varsa resmiyetten kazımaya teşebbüs oldu. O meş’um “çuval geçirme” hadisesini kim unutabilir ki?
Tüm bunlar yaşandı ve bitti. Şimdi de birkaç yıl önce anlatılan planlar, Kuzey Afrika’dan, İran’a kadar olan bölgede yapılması planlananlar tek tek sahneleniyor. Sahnelerin finaline az kaldı. Adamlar sözlerine sadık, ne söylüyorlarsa yapıyorlar.
Bütün bunlar siyasetçilerin, gazetecilerin, milletin gözü önünde oldu ve oluyor. Her şey ayan beyan ortada. Türkiye’den ve Irak’ın kuzeyinden bir “Büyük Kürdistan” çıkartılıyor. Müslüman ülkelerin hemen hepsinin sınırları yeniden düzenleniyor. Ve ne yazık ki bu konuda Türk Milleti “Demokrasi”, “uzlaşma” kılıfları ile oyalanıyor.
Partiler ne yapıyor! Sivil toplum kuruluşları, sendikalar, gazeteciler ne yapıyor?
Siz ne yapıyorsunuz, biz ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz?

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.