DOLAR 17,9484 0.42%
EURO 18,5281 0.56%
ALTIN 1.031,500,18
BITCOIN 4345362,65%
Afyonkarahisar
24°

AZ BULUTLU

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Ürünlerde standart eskiden de vardı

ABONE OL
27 Ekim 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 27 Ekim 2013 Pazar 03:00:00
  İlimizde et ve et ürünleri üretimi yapan işletmelere yönelik denetlemeler ile yeni uygulamalar tartışılıyor şu günlerde. Ürünlerdeki standart çalışmaları yeni bir şey değil. Tarihten gelen bir süreç.
Geçenlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, lokumların tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretilmesi, hazırlanması, işlenmesi, muhafaza edilmesi, depolanması, taşınması ve piyasaya arzına ilişkin özellikleri de belirledi. Tebliğ yayınlandı uygulanmaya başlandı.
Buna göre Lokum, tanımında belirtilen çeşide has tat ve kokuda olacak ve yabancı Tat ve koku içermeyecek. Çiğ nişasta tadında olamayacak. Çeşni ilavesiyle üretilen lokumlarda ürün adı, çeşni adı ile birlikte belirtilecek. Hazır ambalajlı hale getirilmeksizin piyasaya arz edilen ürünler; satış yerlerinde tüketicinin ürüne temasını engelleyecek, ancak ürün görselliğine de izin verecek şekilde uygun malzemeden yapılmış açılır-kapanır tezgah dolaplarında muhafaza edilecek. Firmalar, 1 Eylül 2014’e kadar tebliğ hükümlerine uyum sağlayacak.
Bu Tebliğ kapsamındaki çeşnili lokuma katılabilen kuru, kurutulmuş veya sert kabuklu meyvelerin miktarı çeşnili lokumda kütlece en az yüzde 12, sucuk tipi lokumlarda kütlece en az18 olacak. Sultan lokumlar için de yüzde 12 değeri geçerli olacak. Lokum üretiminde çeşni maddeleri ile aroma verici ve aroma verme özelliği taşıyan gıda bileşenlerinin aynı üründe kullanılması durumunda da kuru, kurutulmuş veya sert kabuklu meyvelerin miktarı bu oranlarda uygulanacak. Kaymaklı lokuma katılan Afyon kaymağı en az yüzde 10, kaymak ise en az yüzde 8 olacak.
Bu Afyonkarahisar’ın önemli bir ekonomik varlığı olan lokum üretimi açısından olumlu bir gelişme.
Dedik ya, ürünlerimizi standart altına alma çalışmalarımız yeni değil. Türkiye’nin bugünkü manada ilk standartı “Kanunname-i İhtisab-ı Bursa” olarak biliniyor.
Türkler, Anadolu toprakları üzerinde hükümet kurduklarında, her alanda bugün dahi önemli sayılacak uygarlık örnekleri vermişlerdir. Standard konusu da bunlar arasındadır. Yaklaşık beş yüzyıl önce Bursa, Edirne, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Çankırı, Aydın, Mardin, Karahisar, Musul, Rize, Amasya, İçel, Arapkir, Karaman ve daha pek çok yerin mahalli özelliklerine ve üretim çeşitlerine göre standard kuralları konulmuş ve ciddi olarak uygulanmıştır.
1502 tarihli ve zamanın padişahı Sultan II. Bayezid Han tarafından çıkarılan “Kanunname-i İhtisab-ı Bursa”, bu gerçeği doğrulayan ve yazılı en eski belgedir. Bu emrin detayları şöyle:
Padişah emri:
Bursa’da olan meslek erbabı ve bilirkişileri toplayıp, her meslekte alınan, satılan ve işlenen çeşitli kumaşların, giyeceklerin ve diğer şeylerin tümüne konulmuş narhların zaman içerisinde her bir cinsin fiyat değişiminin teker teker yazıldığı ayrıntılı bir defter hazırlayın. Ben tahta çıktıktan sonra narh ne şekilde uygulanmıştır? O zamandan beri aynı şekilde mi uygulanmıştır, yoksa değiştirilmiş midir? Değiştirilmişse sebebi nedir? Şimdiki uygulama nasıldır? Etraflıca incelenerek şüpheli ve bilinmeyen bir tarafı bırakılmasın. Acele olarak detaylı bir şekilde yazıp gönderiniz. Gönderdiğiniz bu defter kanunname olup gerektiği anda ona müracaat edileceğinden kesinlikle narhın eksik bir çeşidi kalmasın.
Yukarıdaki padişah emrine uygun olarak meslek sahipleri ve bilirkişiler çağrılarak: “Satılan her nesnenin eskiden uygulanan narh miktarı nedir? Şu anda eski narh uygulanmakta mıdır, yoksa değiştirilmiş midir? Mevcut uygulamanın sebebi nedir ve ne zamandan beri uygulanmaktadır?” diye araştırıldığı zaman hiçbir meslekte eski narhın korunmadığı, bütün narh usulünün beş-altı yıl önce tamamen değiştirildiği ve o zamandan beri narhın uygulanmadığı görülmüştür.
Durum anlaşılınca öncelikle ekmekçilerin kontrolüne başlanıp eski kanunları sorulduğunda: “Her zaman buğdayın ucuzluğuna ve dolgunluğuna göre kadı emri ile güvenilir bilirkişiler numune alırlardı” dediler. Ekmekçilerin getirdiği hükümde dört-beş senedir kadı tarafından görevlendirilen şehrin ileri gelen güvenilir birkaç kişisi tarafından alınan numuneye göre fiyat belirlensin diye emredilmiştir. O tarihte numune alınıp şöyle kararlaştırılmıştır:
Bir Bursa müddü buğdayın birinci kalitesi yüz on akçeye, ikinci kalitesi yüz akçeye ve daha düşük kalitelisi seksen beş akçeye satılacak. Unu ince elekten elenmiş, iyi pişmiş, ak ve kokusuz olmak şartıyla yedi yüz dirhemlik ekmek bir akçe olacaktır. Fiyatlarda artma veya eksilme olduğu takdirde buna kıyasla yeni narh tespit edilecektir.
Bu hükme göre tespit edilen narhın uygulanıp uygulanmadığını görmek için birkaç yerden ekmek getirtildi. Getirilen ekmeklerin kimisi çiğ, kimisi kara, kimisi de eksik olup sebebi sorulunca oradakilerin çoğunluğu: Belediye memurlarının ekmeklerimizin kâh çiğ, kâh eksik diye her gün her fırından beşer onar akçe alıp bu duruma göz yumduklarını, görevlilerin rüşvet almamaları konusunda emir geldiği halde bunu dinlemeyip eskisi gibi rüşvet almaya devam ettiklerini, rüşvet karşılığında ekmeğin eksiğini ve ayıbını gizleyip örttüklerini, aldıkları parayı görünürde ceza olarak aldıklarını söylediler. Bu durum muhtesibe sorulunca: “Ben yeni geldim, bunları bilmem. Kâtibim ve kethüdam eskiden kalmadır, onlara sorunuz” dedi. Kâtip ve kethüdaya: “Ekmek neden bu kadar çiğ ve kara, neden eksik, niçin ilgilenmediniz?” denildiğinde: “Bu defalık bizi affedin. Bundan böyle dikkatli davranalım, ilgilenelim. Bu gibi uygunsuzlukların tekrarına izin vermeyelim” dediler. Bunun üzerine sıkı sıkı tembih edilerek gaflete düşmemeleri, şeriat ve kanuna aykırı iş yapmamaları konusunda uyarıldılar. Kısa bir süre sonra eskisinden daha fazla kanunsuzlukları ortaya çıktı. Yine defalarca uyarılmalarına rağmen eskisi gibi davranmaya devam ettiler. Şeriata ve kanuna uymadılar.
Pideciler ve bilirkişiler çağrılıp eski narhları sorulduğunda: “Pideler eskiden beri ekmek ağırlığına göre yüz elli dirhem eksik üretilirdi. Ancak pidenin unu ekmek unundan daha saf olması, ince elekten elenmesi, üzerinde yeteri kadar haşhaş bulunması ve gevrek pişirilmesi şart koşulmuştu. Yağlı pide normal pidenin yarısı olurdu. Yağlı pidenin bir kilesine bir okka tatlı yağ konularak üstüne haşhaş ekilmesi ve arı undan işlenmesi gerekirdi. Yapılan kontrollerde bu standartlara uyulmadığı görüldü. Sebebi dört-beş yıldır rüşvet alınıp kontrol edilmemesi olduğu ortaya çıkmıştır. Bundan böyle eski narh uygulansın” denildi.
Aynı soruşturmalar akla gelebilecek tüm tüketim maddeleriyle ilgili olarak yapıldıktan sonra yapılan kanunsuz uygulamaların haksızlığı iyice anlaşıldı. Bütün ürünlerin narhları tek tek araştırıldı. Hepsi eski kanun ve ihtisap ile ilgili emirlere tamamen aykırı bulundu. Anlaşmazlık ve değişiklik olan narhlarda padişahın emri gereğince satılan mala ve zamanına göre alıcı, satıcı ve bilirkişilerin ittifakıyla narh konuldu. Ayrıca et, sebze ve meyve, tatlılar, bakkaliye ürünleri, aşçı dükkanları, dokumalara, kürklere, saraçlara, kerestecilere, bakırcı pamukçu, aktar, çilingir, yapı ustaları, debbağlara da narh uygulaması getirildi.
Kanunname; “Zikredilen bu eski kanunlar şayet kabul edilip uygulanması amaçlanır ve sonradan ortaya çıkmış bu haksızlıkların halkın üzerinden kaldırılmasına ehemmiyet verilirse, narhın bozulmasına sebep olan hususların yasaklanması için bir padişah emri çıkarılıp Allah katında sevaba erişile.” diyerek bağlandı.
Ürünlerde standartın yalanması çalışmaları o zamanlarda başladı, bu zamanlara kadar ulaştı. Bundan sonra da devam edeceği aşikar…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.