DOLAR 18,8383 0.1%
EURO 20,3282 -1.12%
ALTIN 1.128,40-2,33
BITCOIN 440401-0,63%
Afyonkarahisar

KAPALI

06:39

İMSAK'A KALAN SÜRE

BAYRAĞA UZANAN ELİ KIRMIŞTI – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
11 Ağustos 2018 12:49
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Hayriye Caner 11 Ağustos 2018 Cumartesi 12:49:17
 

Bugün 11 Ağustos, milletimiz adına önemli bir gün. Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği bir isim Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, 22 yıl önce 1996 yılında KKTC’de Türk Bayrağı’na el uzatma cüretini gösteren azgın bir Rum’u tek kurşunla bayrak gönderinden aşağıya indirmişti. Vurulan Rum’un bayrağımıza ilişemeden bayrak direğinden aşağıya doğru kayışı tüm televizyonlarda yayınlanmış, Türk Bayrağı’na el uzatılamayacağı Hasan Kundakçı Paşamız sayisendi cümle aleme bir kez daha ilan edilmişti. Bugün 80 yaşını aşmış olan Hasan Kundakçı Paşamıza sağlıklı, hayırlı ömürler diliyor, bir kez daha kendisine şükranlarımızı sunuyoruz.
Peki 11 Ağustos 1996’da neler yaşanmıştı. Şöyle bir hatırlayalım:
Kıbrıs Rum yönetimi, kilise ve binlerce fanatik tarafından düzenlenen eylemin planı şuydu: Lefkoşa’dan sınırı delerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarına geçecekler. Ardından Girne’ye gidip, kaledeki Türk bayrağını indirerek, yerine Yunan bayrağı çekeceklerdi. KKTC yöneticileri ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, kendisini ziyaret eden uluslararası görevlilere ve yabancı diplomatlara böyle bir eyleme izin vermeyeceklerini bildirdi. Rum Yönetimi lideri Klerides’in, ‘‘yürüyüş iptal’’ açıklamasına rağmen, 11 Ağustos günü 1000 kadar fanatik Rum, Derinya bölgesinden KKTC topraklarına girmeye kalktı. Sınır boyunda önlem alan Türklere saldırdılar. Türkiye’den bir çok Ülkücü gönüllü olarak oraya gitmişlerdi. Sopalarla yapılan kavgada Rumlar geri püskürtültü. Bunlardan biri yediği darbelerden öldü. 13 Ağustos’ta Rumlar, Barış Gücü aracılığıyla KKTC yöneticilerinden Rum eylemcinin öldüğü yerde ayın yapma izni istediler. Bu izin verildi. 14 Ağustos günü sabahı ayin yapmak için gelen grubun amacının sınırı delmek olduğu anlaşıldı.
O dönemde KKTC’deki Türk askerinin başında Afyonkarahisarlı Korgeneral Hasan Kundakçı bulunuyordu. Irak’a yaptığı sınır ötesi operasyonlarda tamburalı tüfeğiyle Mehmetçik’in en ön safında görev yaparak önemli başarılar kazanılmasını sağlayan Kundakçı Paşa gelişmeleri dikkatle izliyordu.
BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin uyarıları ve Rum Kesimi lideri Glafkos Klerides’in son anda aldığı eylemi iptal ve yasak kararına rağmen motorsikletlerle Derinya’daki sınır bölgesine gelen yüzlerce Rum eylemci, burada Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’den gelen Ülkü Ocakları üyeleri ile çatıştı. Bu çatışma sırasında başından ağır yaralanan Rum eylemcilerden Tassos Isak’ın kaldırıldığı hastanede ölmesi, yeni olayların ve yaşanacak bayrak provokasyonunun da fitilini ateşledi. Olaylar sırasında bayrak direğine tırmanarak Türk Bayrağı’na el uzatma cüreti gösteren azgın Rum Solomon Spiru Solomo, direğe tırmanıp, Türk bayrağını indirmeye çalıştı. Azgın Rum, şah damarına isabet eden tek kurşunla bayrak direğinden aşağıya düştü. O kurşunu kimin sıktığı bilinemedi.
Bilinemedi diyoruz ama, inanıyoruz ki o tek kurşun Korgeneral Hasan Kundakçı’nın silahından çıkmıştı. Hasan Paşa Avrupa’da Silahlı Kuvvetler arasında düzenlenen atış yarışmalarında defalarca birincilik kazanan milli bir nişancımızdı aynı zamanda.
Zaman içerisinde Kıbrıslı Rumlar, direkteki Türk bayrağını indirmeye çalışırken ölen Rum’u bahane ederek, emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’yı Interpol’ün kırmızı bültenle arananlar listesine soktu. Kıbrıslı Rumlar Türk bayrağını indirmeye çalışırken vurulan Rum’un ölümünden sorumlu tuttukları, dönemin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’yı düzmece bir mahkemede yargıladılar. Ardından da Interpol’ün kırmızı bültenle arananlar listesine soktular. Kundakçı Paşa bu yüzden 5 yıl yurtdışına çıkamadı. Yıllar sonra Hasan Paşa olayı şöyle değerlendirmişti: ‘‘Altı ay sonra resmi bir yazı aldım. Bu yazıda olay özetleniyor ve adım kırmızı bültene girdiği için yurt dışına çıkmamam için uyarılıyordum. Benimle birlikte öteki 6 görevli için de aynı durum geçerliydi. Benim için hiç önemi yok. Yurt dışına çıkmayıveririm. Rumların bu oyunu bana ancak onur verir. Ama benim üzüntüm başka. Bunu hem dışişlerine, hem de içişleri yetkililerine söyledim. Bundan sonra orada görev yapacak olan insanlar görevlerinin gereğini yapmaya çekinirler. Beni üzen işte bu durumdur. Onun için bunun üzerine eğilin ve Rumların bu oyununu bozun dedim. Ben orada Türk kuvvetleri komutanıydım ve oradaki Türk toplumunu ve KKTC sınırlarını korumakla yükümlüydüm. Rumların sınırı ihlal etmelerine izin veremezdim. Hele hele Rumların bayrağımızı indirmelerine, yerine Rum bayrağı çekmelerine ölümüm pahasına sessiz kalamazdım. Böyle bir küstahlığı göze alan doğal olarak sonuçlarına da katlanırdı. Katlandılar da… Onlarla onların anladığı dilden konuşmak gerekir. Biz o gün çekingen davranıp, o eyleme izin verseydik Girne’ye kadar gidecekler, oraya Yunan bayrağı çekecekler, Türk bayrağını da yakacaklardı. Ben görevde olduğum sürece böyle bir şeye izin veremezdim. Ankara’dan emir de gelse o direğe tırmanan ve Türk bayrağını indirmeye kalkan adama engel olurdum.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.