DOLAR 18,5039 -0.02%
EURO 18,1433 -0.12%
ALTIN 987,780,00
BITCOIN 3582440,35%
Afyonkarahisar
25°

KAPALI

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SEN TANRI MISIN? – 63-

ABONE OL
4 Eylül 2019 10:32
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“EYVAAH” DENİLEN NOKTA VAR YA,
İŞTE BU KABİR HAYATIDIR
“Ne oluyor size ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün müsteslimûn’dur; birbirlerine ikbal edip soruşurlar: ‘Muhakkak ki siz bize sağdan gelirdiniz’ dediler. Onlar da dediler ki: ‘Hayır, siz müminler değildiniz. Bizim sizin üzerinize bir sultamız yoktur. Bilakis siz azgın bir kavim idiniz.” (Saffat; 25-30).
Bu ayetlerde de bir iz sürelim, daha doğrusu “İz” sürmeye devam edelim.
Saffat-25: “Ne oluyor size ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?” Ayet böyle, soruyor: Neden? Dünyada yardımlaşıyordunuz, şimdi neden yardımlaşmıyorsunuz? Dikkat edin, dünyadaki alışkanlıklarını devam ettiremiyorlar! Dünyada yardımlaşıyorlar, ama şimdi yardımlaşamıyorlar! “Ne oluyor ki size, birbirinizle yardımlaşamıyorsunuz?” Sebep açıklanıyor:
Saffat-26: “Bilakis onlar bugün müsteslimûn’dur.” Teslim olmuşlardır; yani Muhtariyeti Tercih Güçlerini kaybetmişlerdir. “Eyvaah” dedikleri nokta var ya, işte bu kabir hayatıdır: Muhtariyeti Tercih Gücü’nü kaybettiği hayat! Varlığını eş koşma lüksünü yitirdi, dünyada yaşarken öyle bir lüksü vardı, onu yitirdi. Bu yüzden dünyadaki davranışını devam ettiremiyor; birbirleriyle yardımlaşamıyorlar. Çünkü onlar dünyada yardımlaşarak, destekleşerek küfürlerini hoş gösteriyor, birbirlerini o konuda ağırlıyorlardı, böylece kendilerini doğruda sanıyorlardı. Soruyor: Şimdi neden yapamıyorsunuz?
HADİ SAHTE İLAH, GEREKÇE ÜRET!
“Birbirlerine ikbal edip, soruşurlar.” (Saffat-27). Karşılıklı konuşma gibi olan anlatım bize sistemi izah ediyor: O gün Allah’ın izni olmadan kimse konuşamaz! Konuşmasına izin verilen “ne söylesin istenmişse” onu söyler. Yeni sistem onu başlatıyor: Onlar artık MÜSTESLİMUN’dur. Muhtariyet Gücünü yitirdi, cevap vermesi için ona o konuda izin verilmesi lazım! Daha önce o işi kendindeki Muhtariyeti Tercih Gücü’yle yapıyordu, şimdi o yok, o gitti, artık Kabir Hayatı’nda! Kabir Hayatı’yla birlikte ona artık izin lazım! Bu yüzden onlara soruyor; neden şimdi yapamıyorsunuz? Hadi yapın! İstediğin gibi korsan tebliğ yapma dönemi bitti! Şimdi, verilen bu izinle, izin verildiği kadar ve izin verilen için birbirlerine ikbal edip soruşurlar.
Zorda olan DER Kİ; “muhakkak ki, siz bize sağdan gelirdiniz!” (Saffat-28). İzi yakaladınız mı? Kendini aklamak için birisini haklıyor! Bu dünyada o fonksiyonunu sıfırlamadığı için hala devam ediyor! Fark ettiniz mi önemini? O fonksiyonu bu dünyada yok edersen bu soruyla karşılaşmazsın! Bu dünyadaki alışkanlığın orada devam ediyor. Burada o hali süslü görüp beğendiğin ve her yaptığında da zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkıp kurtulduğunu sandığın için, izin verilir verilmez aynısını yapıyorsun! Ne oldu? Hadi, hadi burada da yap! Hadi sahte ilah, gerekçe üret! Uzmandın hadi bakalım! “Ha, oh be, izin verildi, biz ne yapardık dünyada? Kendimizi aklamak için birini haklardık” deyip aynı yönteme devam ediyor: Muhakkak ki, siz bize sağdan gelirdiniz. Suçluyor! Kendisi suçlu değil! Ama suçladığı diyor ki:
“Biz öyle böyle diyor olabilirdik, ama siz mümin değildiniz, siz azgın bir kavimdiniz. Bizim sizin üzerinizde bir sultamız da yoktu.” (Saffat; 29, 30). Siz bizim söylediklerimizi seviyordunuz, bizim dediklerimizi duymak istiyordunuz! Mümin olsanız bizim dediğimiz size hoş gelmezdi! Siz mümin değildiniz, hatta azgındınız! Biz size zorla bir şey yaptıramazdık, siz yaptınız.
ŞAKİYİ DİLİNDEN TANIRSINIZ, DİLİ ŞİKÂYETTİR
İz sürmeye “şaki” kelimesi ile devam edelim. ŞAKİ şikâyet edendir. Hani deriz ya; kişi ya şekavet ehlidir, şakidir ya da hidayet ehlidir (hâdîdir), saiddir. Şekavet ehline niye şaki demişler? Şikâyet ettiği için, şikâyet eden birisi olduğu için! Dili şikâyet olduğu için! Siz şakiyi dilinden tanırsınız, dili şikâyettir. Nasıl İngiliz’in dili İngilizce, Fransız’ın Fransızcaysa, şakininki de Şikâyetçedir! Kimi şikâyet eder? Şaki aslında Allah’ı şikâyet eder. Farkında değildir ama hep şikâyet eder. Bu nasıl bir şeydir, göreceğiz.
Konu “dil”e geldiği için Zikrullah’la ilgili bir iki cümle söyleyelim. Ayet; “and olsun o zikir tilavet edenlere” demişti. Zikrullah nedir, zikrullah halinde olmak nedir, onu tarif edelim.
ZİKRULLAH’DA OLMAK Allah Yokmuş Gibi veya Allah VahidülEhad, EhadüsSamed Değilmiş Gibi konuşmaktan, vaziyet almaktan kurtulmaktır, kurtulmaya gayret etmektir. Zikrullah budur! “A”nın [asi olanın, sahte ilahın] halleriyle hem hal olup hem de Esma zikriyle meşgul olmak Zikrullah değildir. Zikrin bir manası da hatırlamaktır! Ama sen hiç hatırlamıyorsun! Peki, nasıl hatırlanır? Konuşmanla, vücudunun kimyasıyla, fiillerinle hatırlarsın! ESAS ZİKRULLAH fiillerinle hatırlamandır! Evet, konuşmana, vücudunun kimyasına ve fiillerine yön verebilmen için Esma zikirlerinden, Kur’an’dan, salâttan yararlanacaksın. Ama sen hayatında “A”lar gibisin, onlar gibi olmaya çalışıyorsun. Hem öyle ol, hem esmaları kullan, olmaz! O zaman sen aracı [esmaları] kendi amacın için kullanmış oldun!
SAHTE İLAHI TANIYANIN İLK İŞARET
KONUŞMAKTAN KORKMAKTIR
Sahte ilah dilinden tanınır, bunu yıllardır söylüyoruz.
“Eğer dileseydik onları sana gösterirdik de, onları simalarından kesinlikle tanırdın. Yemin olsun ki, sen onları kavlin lahnından, sözün söyleniş tarzından, üslubundan tanırsın. Allah amellerinizi bilir.” (Muhammed-30).
“Billahi anlamında iman eden ya hayr konuşur ya da susar!” (Hadis).
Bu hadis niye? “A”yı defetmek, susturmak için! “A”nın dili (siması) vardır, sen onu oradan tanırsın. “Ya hayr konuş ya da sus” bunun içindir! “Ben hep hayır konuşuyorum, insanların hayırları için çabalıyorum” diyorsan şu tarife göre karar ver, gerçekten öyle misin? HAYR; Allah’ı örtmeyen hal, hareket, fikir, yorum, düşünce ve cümlelerdir! Bunu böyle fark eden, anlayan ve sahte ilahı kendinde özellikle dilinde tanımaya başlayanın ilk işaretlerindendir; konuşmaya korkarlar, önce böyle olurlar! Karşılaşırız derler ki; sizi dinledikten sonra, mesela, salâtımız bozuldu, konuşmamız bozuldu, duamız bozuldu. Doğru, onlar tanrının amelleriydi, gitti! Şimdi yenisi başlayacak! Bozulan tanrınınkidir, elleme bozulsun! “A”nın dili “B”nin dili dediniz, ne yapacağımızı şaşırdık. Cümle edemez olduk, sustuk kaldık.” Doğru! Susan sen değilsin, fark et, susan tanrı! Yeniden konuşmaya başlayacaksın ve o “B” anlamında olacak inşaAllah. “Sustuk, ne yapacağımızı bilmiyoruz” deme! Susan tanrı! Sen o yapıyı susturdun! Canı sıkılan o!
TEST EDİN! ŞEYTAN SİZİN YANINIZDA
SIKILIYOR MU, SIKILMIYOR MU?
Şeytan sizin yanınızda sıkılıyor mu, sıkılmıyor mu? Bu konuda kendinize birçok test yapabilirsiniz. Mesela, bir arkadaşınızı düşünün, dünya işlerine çok meyilli. Hani dünya işleriyle ilgili “her yol var” derler ya, öyle biri. Vakit buldu geldi ve “sana vakit ayıramıyordum, üç günlüğüne sana geldim” dedi. Konuşuyor olmuyor, bir yere gidecek gitmiyorsun, o bir şeyden hoşlanıyor sen hoşlanmıyorsun. Bu üç gün ona üç yıl mı, üç asır mı gelir bilinmez! Sıkılır senden, terk eder seni! “Kusura bakma, üç gün için gelmiştim ama acil işim çıktı, şöyle oldu, böyle oldu” der, kaçar! Kaçan giden kim? Şeytan! Sıkılır kaçar! O marabalar var ya, onlar da sıkılırlar yanınızda, yeter ki siz dilinizi değiştirin. O şikâyet dilini sever. Ama konuşamıyor! “Seninle de sohbet edilmez ya, seninle de konuşulmuyor” der, kaçar gider.
Tanrının, tanrılık iddiasında bulunan kişinin bir önemli izi de şudur. İz çok ama biri de budur: Aslında şikâyetçidir. Ama, “ben halime razıyım, hiçbir şeyden şikâyet etmiyorum” der! Siz de bunu diyene inanmayın! Böyle dersiniz ya, kendinize inanmayın. O yapı şikâyet eder, o yapıyı susturmadıkça şikâyet bitmez, mümkün değil! Bu izler o yapının özelliği! Kendinizde bunları test edin! Hani bazı bilgileri okursunuz, sonra onu denersiniz “ben ne yapıyorum, ne durumdayım?” diye kendinize bakarsınız ya, bunu da test edin ve yakalayın. Ona; “yakaladım seni!” deyin ve “la ilahe” diyerek fonksiyonsuzlaştırın onu. “La ilahe!” Bu hareketi tanrı hiç sevmez!
İz sürmeye devam edeceğiz…

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.