DOLAR 18,6219 0.06%
EURO 18,5717 0%
ALTIN 1.030,410,01
BITCOIN 3771574,19%
Afyonkarahisar
15°

AZ BULUTLU

05:29

İMSAK'A KALAN SÜRE

SEN TANRI MISIN? – 86-

ABONE OL
28 Ağustos 2019 13:08
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AYET VE HADİSLERDEN DAİMA HAKK’I TAVSİYE EDEN BİR BAKIŞ AÇISI İÇİN YARARLANMAK LAZIMDIR
Bu köşedeki tefekkür paylaşımlarımızda “Talib” kelimesini özellikle ve sık olarak kullanıyoruz. Bu kapsamda Talib’i birkaç kez tarif ettik. Ancak, şimdi yapacağımız açıklamadan sonra o tanımlar biraz daha netleşecek. Talib için ayetlerden yararlanarak bir Yol Haritası oluşturacağız. Bu yol haritasındaki ayetleri ve açıklamalarını yolun kilometre taşları gibi görmeye gayret edeceğiz. Kur’an-ı Kerim’den yararlanarak buna benzer birçok kompozisyon (yol haritası) çıkarılabilir. Eğer hayat malzemeniz Kur’an ayetleri ve Efendimiz (SAV)’in sünneti olursa, onlardan hayatınız için birçok yemek hazırlanabilir, herkes farklı yemekler yapabilir. Malzeme bunlar olmak kaydıyla hepsi çok güzeldir, hepsi doğrudur, hepsinin lezzeti farklıdır. Ancak ayetlerle bir kompozisyon yaparken onlar menfaate yönelik bölünmez. “Ayetleri menfaatlerine yönelik böldüler/sattılar” diyen o kadar çok ayet var ki. Ayetler bizi bu konuda uyarıyor. Bu tür beşeri oyunlar normal hayatta sık görülür; insanlar anayasa ve yasaların boşluklarından yararlanmaya çalışırlar. Maddenin birini yazar diğerini yazmaz ki, bir mantık oluştursun. Özellikle “A” Takdim Formu “BEN”in duygu ve düşüncelerini kanıtlamak için ayet ve hadisleri kullanmak Kur’an ayetiyle yasaklanmıştır ve “çok tehlikelidir” diye uyarı gelmiştir. Ayet ve hadislerden daima HAKK’ı tavsiye eden bir bakış açısı için yararlanmak lazımdır. Bir konudaki düşüncenizi desteklemek için onlardan bir kısmını yanına destek olacak şekilde kullanmak bizzat Allah tarafından yasaklanmıştır, dikkat etmek gerekir. Yani ayet ve hadisleri bir hayat yemeği yapmak için kullanırken mutlaka Hakk Yemekleri oluşturmalıyız, mutlaka. Böyle bir hayat yemeği “Talib için ayetlerle bir yol haritası” adıyla 20. Tefekkür Paylaşım Tablosu’nda var. Bu haritada Müzzemmil Suresi, Kıyamet Suresi, Müddessir Suresi, Saffat Suresi, Fecr Suresi ayetleri ve İhlâs Suresi yer alıyor. Müzzemmil Suresi’nden başlayalım.
“YA EYYÜHEL MÜZZEMMİL”İ
EFENDİMİZ (SAV) İÇİN NASIL ANLAMALIYIZ?
Euzü billahi mineş şeytanir raciym, Bismillahi’r Rahmani’r Rahiym. “Ya eyyühel Müzzemmil, kumil leyle illa kaliyla, nısfehu evinkus minhu kaliyla, ev zid aleyhi ve rettilil Kur’âne tertila, inna senulkıy aleyke kavlen sekıyla: Ey Müzzemmil (ey örtünen); azı hariç geceleyin kalk. Yarısı kadar, yahut azıyla. Yahut onu artır ve Kur’an’ı üstünde tefekkür ederek oku. Muhakkak ki, biz sana ağır bir söz ilka edeceğiz.” Sadakallahul azim. (Müzzemmil; 1-5).
Müzzemmil Suresi’nin özellikle 20. ayetten önceki ayetleri ilk gelen ayetlerdendir. Sure “gece kalkın” dediğinde henüz beş vakit salât farz değil ve Kur’an-ı Kerim de tamamlanmış değil, elimizdeki haliyle henüz tamamlanmış değil. Böyle bir durumda Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e ve ona tabi olanlara GECE İBADETİ öneren bir suredir. Sureyi çeşitli şekillerde değerlendirmek mümkündür. Birisi, Sure’nin özellikle muhatabı Efendimiz (SAV)’e, ilk muhatabı olan Efendimiz (SAV)’e ne dediğidir. Bir de “o an Efendimiz SAV’in yanında olanlar için ne diyor?” diye bakılabilir. Üçüncü olarak “bizim için ne diyor?” diye bakılabilir. Her birine sesleniş farklı mıdır? Temelde aynı manadadır, ama bakarken hedef kitleye göre farklılıklar oluşturur.
MÜZZEMMİL Efendimiz’e verilen bir isim olmuştur, O’nun bir lakabı gibidir. Çok sevdiğiniz, hoşlandığınız birine hoş, güzel bir şeye nisbetle seslenmeniz gibi. Örneğin Hazreti Ali radıyallahu anh bir gün toprakta uyurken, onun toprakta yatışını, o halini seven Efendimiz ona “ey toprağın babası” diye sesleniyor. Müzzemmil de Rabbinin O’na böyle bir seslenişidir.
“Ya eyyühel Müzzemmil”i Efendimiz (SAV) için nasıl anlamalıyız? Efendimiz (SAV) kendisini misafir eden dağdaki mağarasında, Hıra’da muhatap olduğu gerçeklerle karşılaşınca Cebrail aleyhisselam’dan hakikatleri duymanın verdiği halle eve geldi ve “beni örtün, beni örtün” diye seslendi. Öyle seslendiği için “Ya eyyühel Müzzemmil”; Allah’ın O’na sevgiyle, latifeyle “ey ‘beni örtün, beni örtün’ diyen” diye seslenmesidir. BİR: Bu seslenişe bazı âlimler bir latife gibi bakmıştır. İKİ: Bu hitap Efendimize “ey salât ikamesi için giyinip hazırlanan” diye bir sesleniştir. ÜÇ: “Ey Nebilik ve Rasullük yükünü yüklenen, bu yükü kendisine örtü olarak alan” diye bir sesleniştir. Bu manaların hepsini birlikte düşündüğünüzde çıkacak olan mana neyse o, Efendimize “ya eyyühel Müzzemmil” diyen sesleniştir: Ey ‘beni örtün’ diyen…
ÖTELEMEDEN BAKARSANIZ AYET VE
HADİSLERİN HER ÂN İÇİN VE HER KİŞİ İÇİN
BİR MESAJ İÇERDİĞİNİ GÖRÜRSÜNÜZ
Bu seslenişe kendimiz için nasıl bakarız? Kişi ayet ve hadislerdeki olayları ötelemeye, onlara hikâye gibi bakmaya alışmışsa (ki, muhtar olan emmare yapı böyledir) bu hitabı da öteler. Özellikle kendisine faydası olacak bilgileri, muhtariyetini yok edecek uyarıları, ayet ve hadisleri öteler. “Efendimiz ‘beni örtün, beni örtün’ dediği için ayet o olayla ilgili gelmiştir, o döneme aittir, o an içindir” der ve Kur’an’ı bir hatır için iyi bir duyguyla okur, ama öteler. Okurken duygulanıp ağlayabilir, hayal de kurar, ama öteler. Çok duygulanmış olsa bile o duygu onun “A” Takdim Formu “BEN”ine ait olduğu için kendine ait olan mesajı öteler. Bu hal Kur’an-ı Kerim’den yararlanamamayı getirir. Ötelememek gerekir. Eğer ötelemeden bakacak olursanız ayet ve hadislerin her ân için ve her kişi için bir mesaj, bir bilgi içerdiğini görürsünüz. O zaman, Kur’an’ın bir ân’a ve bir şahsa ait olmadığını; her ân, her şahıs, her hal, her nefs ve her nefes için bir bilgi olduğunu görebilirsiniz. Şimdi bu ayetleri ötelemeden birlikte tefekkür edelim:
“Ya eyyühel müzzemmil; ey dünya meşgalesi yorgunluğunu dünyalıkla örten.” Bu sesleniş bugünedir, bizedir. Günlük yaşantınıza bakın; gündüz bir mecburiyet nedeniyle bir meşgale, bir koşturma, bir hırs, sonra da yorulma var. Yorulunca dünyaya ait bir şeyle üstünüzü örtersiniz. Bu bir yorgan, bir örtü, bir battaniye olabilir. Ama bu bir semboldür. Yorgunluğunuzu dünyaya ait bir şeyle gidermeye çalışıyorsanız, yorgunluğunuzu unutturacak dünyalık şey neyse o da bir örtüdür. O zaman ayet size seslenir: Ey dünya yorgunluğunu yine dünyalıkla unutmaya, yok etmeye çalışan…
İMANLI İNSAN SEVİNCİNİ DE
ÜZÜNTÜSÜNÜ DE (HER HALİNİ) SECCADEDE
PAYLAŞMA ALIŞKANLIĞI EDİNMİŞTİR
Salâtın vazgeçilmezliğini anlatırken “salâtsızlık insanı çıldırtır” demiştik. Salâtsız olanlar çıldırırlar. Çıldırmamak için, halini unutup neşelenmek için bir şeylerle meşgul olur, bir şeylere başvurur. Kutlayacağı önemli bir şey varsa haramlarla kutlama yolunu seçer. Üzüntülüdür, bir arkadaşını çağırır; “dertlerim var, gel unutalım (örtelim) onu” der, onu haramlarla örtmeye çalışır. Oysa imanlı insan sevincini de üzüntüsünü de (her halini) seccadede paylaşma alışkanlığı edinmiştir. Diğeri dünya meşgalesini dünyalıkla örtüyor. Bu yüzden; ey örtülü olan. Ama ayet örtenlerin hepsine seslenmiyor. Ey dünya meşgalesi yorgunluğunu dünyalıkla örten, ancak “Eşhedü en la ilahe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu” diyen. Sesleniş bunlara, sadece bu halde olana hitap ediliyor; örtülü ama Kelime-i Şehadet getirmiş olan muhatap alınıyor. Neden? Surenin 5. ayeti; “muhakkak ki biz sana ağır bir söz ilka edeceğiz (sana bir bilgi açacağız)” diyor. Eğer kişi böyle bir bağlılıkla, yani “La ilahe İllallah, Muhammedün Rasulullah” diyerek aday olmamışsa kendisine açılacak bilgiyle (öğrendiğiyle) El Hüsna’yı tasdik etmez. Leyl Suresi’nden hatırlayın. Leyl-9: “Onlar El Hüsna’yı tasdik etmezler.” Onlar edindikleri bilgileri Allah’la ilişkilendirmezler…
KİŞİ GECENİN TESİRİNE
“LA İLAHE İLLALLAH” BAĞIYLA GİRMEMİŞSE
EDİNECEĞİ BİLGİLERLE ALLAH’A ULAŞMAZ
Ayet gereği, biraz GECENİN ÖNEMİ’nden bahsedelim. Gece önemlidir. Ama gece yalnızca Allah’a inananlar için mi önemlidir? Yalnızca onlara mı tesir eder? Hayır, tüm insanlara aynı tesiri yapar. Yağmur yağdığı zaman “ben şunu ıslatırım, şunu ıslatmam” diyor mu, altındaki herkesi ıslatıyor. Gecenin tesiri de öyledir; inanana da inanmayana da tesir eder. Fark şudur; kişi gecenin tesirine “La ilahe illallah” bağıyla girmemişse edineceği bilgilerle Allah’a ulaşmaz, El Hüsna’yı tasdik etmez. Gecenin ona vereceği imkânlardan yararlanır, bazı bilgiler edinir, ama bulduğu bilgilerle Allah’a ulaşamaz. Neden? Çünkü “İkra’ Bismi Rabbikellezi halak” ayetine uymadı. Bu ayet çok önemli bir öneride bulunuyor: Yaratan Rabbinin adıyla OKU. Sadece ‘OKU’ demiyor: Yaratan Rabbinin adıyla OKU. Ancak Rabbinin adıyla okursan El Hüsna’yı tasdik eder, bulduğun bilgilerle HAKK’a ulaşabilirsin. Böyle yaklaşmıyorsan o örtüden sıyrılmak sana fayda getirmeyebilir. İleri idraklarda Rabbinin ADINA okunur… Ama o ayrı bir konudur…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.