DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 322129-1,37%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

REFERANDUM ÖNCESİ SÖYLEMLERE DİKKAT – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
18 Ocak 2017 12:47
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 18 Ocak 2017 Çarşamba 12:47:03
 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Anayasa Değişikliği Teklifi’nin oylamasının ilk turu tamamlandı. İkinci turdan sonra büyük ihtimalle referanduma gidilecek.
Bu konu ile ilgili fikirlerimi, tüm maddeleri kendime göre inceledikten sonra paylaşmayı düşünüyorum. Fakat benim dikkat çekmek istediğim nokta, referandum öncesi söylem ve dildir.
Referandumda “evet” diyecekler de, “hayır” diyecekler de kendilerine göre bir dil kullanıyorlar, bu zaman zaman kırıcı ve itici olabiliyor.
Referandumda “evet” diyecekler, ülkede sadece “evet” diyenlerin demokrasi yanlısı, vatanperver olduğu gibi bir hava estiriyor. Referanduma gidecek düzenlemeyi eleştirmenin, en büyük kötülükmüş gibi gösterilmesi de cabası. Herkesin tartışmadan ve sorgulamadan “evet” demesini bekliyorlar. Bir de ülkede insana değer veren ilk düzenleme, bu referandumdan sonra yapılacak hissi ve algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Doğru bir yaklaşım değil.
“Hayır” oyu vereceklerde de benzer bir algı oluşturma sorunu var. “Hayır”cılar da bu referandumun ülke için en büyük kötülük olduğu propagandasını yürütüyor. Onlar da herkesin tartışmasız “hayır” demesini istiyorlar.
Basın kuruluşları da adeta yangına körükle giderek, Anayasa Değişikliği görüşmelerini boks maçı anlatır gibi haberleştiriyorlar. “Anayasa’da ikinci raunt” gibi başlıkları görmek, sıradanlaştı.
Fakat bu noktada daha da vahimi, Anayasa Teklifi’ni eleştirirken kullanılan kelimeler ve benzetmeler. En son gördüğüm benzetme, Slobadan Miloseviç ile Recep Tayyip Erdoğan arasında bir bağlantı kurulması.
“Bu düzenleme, Miloseviç gibi Erdoğan’ı da diktatör yapacak” demenin iki temel alt metni var. Birincisi, bu sözü söyleyen kişiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatan savunmasında öncü duruma geldiğini, ülke bütünlüğü için çalıştığını itiraf ediyorlar.
Zira Miloseviç, her ne kadar emperyalizm tarafından “Kasap” olarak ilan edilse de Yugoslavya’nın birlik ve bütünlüğünün korunması için mücadele etmişti. Yargılandığı Uluslararası Lahey Adalet Divanı’nda da bu konu gündeme gelmiş ve Miloseviç şüpheli bir şekilde hücresinde öldükten sonra “Yugoslavya dağılmasın diye gayret gösterdi” denilmişti.
İkinci alt metin ise şudur: Miloseviç kelimesi, benim aklıma Kuzey Atlantik Terör Örgütü olarak Türkçeye çevirdiğimiz NATO’nun sinsi faaliyetlerini getiriyor. Önce iç savaşın çıkması için unsurların geliştirilmesi, ardından Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’ın bombalanması ve sonuçta Yugoslavya’nın paramparça olması…
Emin olun, bu olaylar sadece benim aklıma gelmiyor. Miloseviç üzerinden Türkiye’de bir söylem geliştirmek, ülkeye emperyalist güçlerin müdahalesini meşrulaştırmak anlamına geliyor.
Referanduma “hayır” oyu isterken, bu tür kelimelerle tuzaklara düşmemek gerekir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.