DOLAR 18,4634 -0.09%
EURO 17,8292 0.39%
ALTIN 968,300,57
BITCOIN 3702016,59%
Afyonkarahisar
20°

PARÇALI BULUTLU

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

TANRI SENSİN, ARTIK BUNU ANLASANA, KURTULMAK İÇİN YALVARSANA

ABONE OL
21 Nisan 2018 11:57
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Mustafa Yılmaz DÜNDAR 21 Nisan 2018 Cumartesi 11:57:02
 

– 162 –
Kur’an’dan mana çıkarabilmek için, meal yapabilmek için Rum Suresi 30. ayeti gerçekleştirmiş bir hanif olmak lazım. Hanif olduğundan emin değilse, kişi ayetlere meal veremez. Bu yüzden, hanif olduğuna inandığınız kişilerce yazılmış mealleri okuyun. Çünkü çıkarılacak yanlış manalarla sapabiliriz, onlara akıl çabuk kayar. Bu öyle bir araba ki ehliyeti hanifliktir. Hanif olmayan birisinin Kur’an meali yazması çok tehlikelidir. Babasının tabancasını alıp arkadaşıyla oyun oynamak gibi bir şeydir, vurur öldürürsünüz. Hanif oluncaya kadar bu konuları anlatmaya gelince: Var olanı anlatın, yani sünnet ehli hanif âlimlerin eserlerinden, meal ve tefsirlerinden anlatın. Meal çıkarmak, mana oluşturmak başka şeydir, anlatmak başka. Var olan sahih bilgiyi, yapılmış hak meali anlatın. Hanif olduğuna inandığınız birisi yazmışsa onu okuyun, ondan anlatın. Ama siz benim arapça bilgim var deyip meal yazarsanız olmaz. Hanif olduktan sonra olur, o zaman ellerinizi öperim. Ama hanif olmadan sakın! Ayet öyle diyor; “hanif olmadan (bu Kur’an’a) yaklaşmayın, tahir olmadan ona dokunmayın”. Bunu ben söylemiyorum. Allah’ın izniyle size kesinlikle ayet ve hadisler dışında bir harf söylemiyorum. Allahın izniyle, Biiznillah. Bir kere kendiniz meal oluşturmamalısınız. Anlamaya çalışmak ayrı iştir, kendinizce meal oluşturmak, yorum çıkarmak farklı iştir. Anlamaya gayret edin ama anlarken var olan (sünnet ehli, hanif) kulvardan çıkmayın. Mealleri hanif olmak üzere okuyun, yazanın hanif olup olmadığına dikkat edin. Mesela bir mealden, “Allahu La ilahe illa Huvel hayyül kayyum…” ayetine baktınız. Kişi “Allah’tan başka tanrı yoktur” diye meal yazmış. Anladınız ki henüz tanrı kavramını ve Allah’ı fark etmemiş. Çok dikkatli olun, hanif bakış açısıyla sünnet ehli âlimlerin eserlerini önemseyin. Hanif kimdir? Kişi hanif mi değil mi nasıl anlarız? Hanif, kendisini Allah’a eş koşmayandır; kendisiyle Allah’a eş olmayandır; ben de müstakilen varım, ben de tanrıyım” demeyendir. “Vechimi Allah’a hanif olarak yönelttim” diye salâta başlıyoruz, neden? Hanif olmak çok önemli olduğu için, onsuz olmayacağı için!
TEK BİR MARİFET VAR; ALLAH’I BİLMEK VE ALLAH’A KENDİNİ EŞ KOŞMAMAK
Bu yolda başarı için talip olmak çok farklıdır, talibi ayırmak lazım. Talip dedektif gibidir, işin delisidir. Talib işin delisidir. Talip olmak, bir şeye ilgi duymaktan, bir şeyle ilgilenmekten farklıdır. Bu konulara ilgi duyan kişi ile talip olan farklıdır, “ilgili” kişiyle “talib”i kesinlikle ayırmak gerekir.
Feth-i zulmanide ilerlemeyi Din’de ilerleme sanmak bir diğer tehlikedir. Kişi tesbih çekiyor, çekiyor, çekiyor, ama “kendimde hiçbir ilerleme görmüyorum” diyor. Ne olmasını bekliyorsun? “Ne bileyim daha hiç uçamadım, geleni gideni bilemedim, hiçbir ilerleme yok. Bir marifet ehli olamadık” diyor. Çok dikkat edin lütfen, tek bir marifet var; Allah’ı bilmek ve Allah’a kendini eş koşmamak. Marifettir bu! Marifet eş koşmamaktır! Ama eş koşmamak zor! Allah yemin veriyor; kendinin tanrı olduğunu anlayamazsın, bu halde olduğuna inanamazsın! Eğer kendinin tanrı olduğuna inanır, bu hastalığını tespit eder, tedavi eder kurtulursan marifet budur! Asıl marifet, “ben tanrı değilim, Allah’a kendimi eş koşmuyorum” demek ve gereğini yaşamaktır. Başka bir marifet yok! Başka bir marifet olabilir mi?
CENNETİ CEHENNEMDE ARAMAYA YOL AÇAN SEBEPLER
İnsanlar cenneti cehennemde arar demiştik. Cenneti orada aramanın bir başka sebebi, ilmel Yakîn ve Duymal Yakîn’in karıştırılmasıdır. Çok dikkatimi çekiyor, bu tip bilgileri okuyunca kişi kendisini ilmel yakin ehli sanıyor. Ne kadar kolaymış bu ilmel yakin? Bir iki şey öğrenen “o konuyu ilmel yakin biliyorum” diyor. Hayır, sen onu duymal yakin biliyorsun! İlmel yakin hal haniflik noktasından sonra başlar, kesinlikle. Hanif değilseniz ilmel yakin başlamaz, bu yüzden haniflikte karar kılacaksınız. Kararlı, geri dönüşü olmayan, hatta ileri giden haniflik oluştuğunda ilmel yakin başlar ve keşif kapısına gelirsin. Keşif kapısından ancak Hanif olan girer. Ama hep öncelikli ve önemli olan tanrı olduğunuzu itiraf etmektir. Ah bir itiraf etseniz, ah kabul etseniz, o noktadan itibaren onları konuşacağız. “İtiraf ettik, şimdi ne yapacağız?” demekle itiraf olmuyor. Önce itiraf edin, sonra ne yapacağımızı konuşuruz. İlmel yakin ve duymal yakin hali karıştırmamak lazım.
Cenneti cehennemde aramaya yol açan bir diğer sebep, Nefs-i Levvame’nin ne olduğunun bilinmeyişidir. Nefs-i Levvame’nin nasıl gerçekleştirildiğinin, nasıl yönetildiğinin bilinmeyişi, ayrıca Nefs-i Levvame’de olanın bir “bilen”i bilemeyişi feth-i zulmaniye meyli ve diğer hayranlıklarınızı körükler. Böylece, amelleriyle insan cehennemde cennet arar, cehennemi zorlar; kendine bir cennet üretsin diye.
NEFS-İ LEVVAME ASLINDA KİŞİNİN KENDİ TANRILIĞINDAN KURTULMA SÜRECİNİN ADIDIR. ÖLÜNCEYE KADAR SÜREN BİR NEFS MÜCADELESİDİR
Nefs-i Levvame’yi lütfen inceleyin, Nefs-i Levvame çok önemlidir. Nefs-i Levvame’ye girmeyen hanif olamaz. Hanifliğe sizi Nefs-i Levvame götürür. Ve sanıldığının aksine Nefs-i Levvame başlayıp biten bir şey değildir. Öyle sanılır ama öyle değildir. Ölünceye kadar süren, son nefese kadar geçerli olan bir nefs mücadelesidir Nefs-i Levvame. Nefs-i levvame aslında kişinin kendi tanrılığından kurtulma sürecinin adıdır. Onu “kendi tanrılığından kurtulmak” diye tanımlayınca cehennemde cennet arama nedenlerinden biri daha netleşmiş olur: Tanrılığından değil de tanrılardan kurtulmaya çalışmak! Bilenlerin fark ettiği, öğrettiği tanrılar vardır ve bunlar kurtulmak gereken tanrılardır. Ama asıl mesele, tanrılardan değil tanrılık iddiasından kurtulmaktır. Bunun altını çizin, “tanrılarımdan kurtuldum” cümlesi doğru değildir. Önce tanrı olmaktan kurtulmak gerekiyor. “Tanrı olmaktan kurtuldum” diyebileceğiniz bir nokta gerekiyor. İnsan bunun farkında değil, tanrılarından kurtulmak için çabalıyor, böylece “tanrılarından kurtulmaya çalışan tanrı” oluyor. Böyle ölenin vay haline, tanrılardan kurtulmaya çalışan tanrı olarak ölenin vay haline! Bir ömür onlardan kurtulmaya çalışmış, ama tanrı olarak ölmüş olan müflistir. İflas etmiş olarak öldü; emekler, çalışmalar boşa gitti. Sakın Sözde Tanrı’ardan kurtulmayı da Nefs-i Levvame sanmayın, asıl tanrıyı yakalayın. Sözde tanrılardan kurtulmayı Nefs-i Levvame sanmayın, sözde tanrıları fark etmeyi de Nefs-i Mülhime sanmayın. Tanrı sensin, artık bunu anlasana, kurtulmak için yalvarsana, “Merhamet, merhamet” diye ağlasana, tanrıyı “La” ile “yok”lasana, ne olursun, artık bunu anlasana…
Size derler ki “para senin tanrın olmuş, ondan kurtul!” Kişi de düşünür, hakikaten ben parayı çok seviyorum, para benim tanrım olmuş bundan kurtulayım der, çalışır, gayret eder. Ama boş iş!  Veya “kadın, şehvet senin tanrın olmuş, onlardan kurtul” derler. Kişi kurtulmaya çalışır ama yine boş iş! “Şan şöhret senin tanrın olmuş, kurtul bundan” derler. Kurtulmaya çalışırsınız ama o da boş iştir, vaktiniz boşa geçer! “Mevki, itibar, kariyer, karizma senin tanrın olmuş” derler, çalışır ondan da kurtulursunuz, fakat boş iştir! “İyi insan rolü senin tanrın olmuş” denir, kişi çalışır kurtulur ama boş iştir! Peki, dolusu nedir? Kurtulmaya çalışacağımız şeyler bunlar tanrı değil. Tanrı sizsiniz, bunlar tanrının hırsları ve tutkularıdır. Hırs ve tutkularından kurtulmakla tanrıdan da kurtulmuş olmazsınız. Tanrı sizsiniz, kurtulmanız gereken tanrı o iddiadır. Bu yüzden, ondan kurtulmadıkça hırslarınızı törpülemeniz işe yaramaz! Tutkularınızdan kurtulmakla bu işi başaramazsınız ve “ondan kurtul, bundan kurtul, hayatın tadı kalmadı” dersiniz. Tanrı duruyor çünkü! Tutkuları kaybolunca hayatın tadı kaçar, çünkü tanrı duruyor. Tanrı kendisini zorlayıp parayı törpüledi, kadını törpüledi, şan şöhreti törpüledi ama hala kendisi müstakil bir tanrı! Ve şimdi boş kaldı, hayat tatsız olur tabi! “İslam’ın dediklerini yapınca hayatın tadı kalmıyor ki” der kendi kendine. Niye? Çünkü tanrı duruyor, o iddia duruyor. O durduğu sürece siz bu işlerle meşgul olmakla ancak hayatı ona zehir edersiniz. Tanrıya hayatı zehir edersiniz, o da “İslam adına amma sıkıntı çekiyorsun” der! Tutku ve hırslarından uzaklaşan tanrı boş kalınca, kişinin hakikati fark etmesi daha kolay olur mu? Tanrıyı fark eden eğer bir tanrıysa anlattığım gibi olur. Bir kişide tanrıyı arayan da tanrıysa öyle olur; tutkulardan kurtulmayı başarı sanan uzak doğu felsefelerinin son ürünü olur. Hep diyoruz ki, uzakdoğu felsefelerinden uzak durun! Adı uzak doğu, uzak durun! Size Efendimiz Muhammed (SAV) yetmiyor mu da orada burada arıyorsunuz hey zavallılar! Onun bunun sözüne sığınıyorsunuz hey zavallılar. Hepsi söylenmemiş mi? Noksan mı? O’nun söylediğinin estetiği, sanatı yok mu? O’nun söylediği ve açıkladığı size yetmiyor mu? Ne işiniz var başka felsefelerde? Bunlar hep kavrayamamaktan kaynaklanan yanlışlardır, var olan tanrıyı tatmin etmek için aranan yollardır, çok dikkat edin! Ne gibi olur, biliyor musunuz? Ferrari’sini satan bilge kişi olursunuz. Boşu boşuna Ferrari’ni satarsın ve Ferrari’sini satan tanrı olursun! Tanrı Ferrari’siz kalmış! İlginçtir, bu yoldaki bazı kardeşlerimiz yanlış inanışlı insanların söyledikleri doğruyu andıran sözleri göklere çıkarır, onlara muhabbet duyar, o yazıları paylaşır. Bu zavallılıktır! Hanif olmayan ve İslamiyet’le ilgisi de olmayan birinin yorumunu siz nasıl alır, önemser ve paylaşırsınız? Akıl alacak gibi değil! Bir müslüman kardeşinizi kötülemek için, eleştirmek için elinizden geleni yapıyorsunuz, ama Müslümanlıkla ilgisi olmayan birinin bir şeylerini göğe çıkarıyorsunuz. Bunlar, cenneti cehennemde aramaktır, hiç şüpheniz olmasın. Dikkat edin, bu söylediğim işlerle uğraşmak size hoş gelir. Çünkü cehennemlik haldesiniz, buraya cehennemlik formatla geldiniz, yapınıza bunlar hoş gelir! Bu yüzden bir mübarek zat, kalabalık bir grubun içine girince şöyle bir bakıyor ve “merhaba müşrik kardeşlerim” diyor. Çünkü onlardaki cehennemlik veri tabanını görüyor. Bunu fark edin! Yoksa tanrıyı tatmin etmek için cenneti cehennemde arar durursunuz, bu amaçla ameller uydurursunuz. Böyle kişilerin duymal yakin bilgilerle kendilerine göre tanımlar yaptıklarını, kendilerince bir nefs, bir edeb ve bir ihlâs tanımladıklarını iyi fark edin. Yanılırlar. Çünkü nefsi görmemişler, nefsi gören ihsan ehli değiller. Edebi görmemişler! Edebi tanımadıkları için, onu edebsizlik içerisinde anlatıyor olduklarından gafildirler…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.