DOLAR 16,6100 -0.18%
EURO 17,3487 -0.28%
ALTIN 971,47-0,13
BITCOIN 337525-0,39%
Afyonkarahisar
22°

AÇIK

03:27

İMSAK'A KALAN SÜRE

ÖLMEDEN EVVEL, ÖLMEK – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
10 Şubat 2012 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Mehmet Şenkaya 10 Şubat 2012 Cuma 02:00:00
  Atasözü vardır: “Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.”
Bu soğuk mevsimde 2. ve Organize Sanayi’ye çalışmak için, iş yerine 2 minibüsle giden, üstelik kirada oturup; çalıştığı işin devamına güvenip asgari ücretin altında para alarak yokluk çeken; sağlık güvencesiz, özel hastaneye muayyene parası değil, devlet hastanesine gitmek için yol parası veremeyen vatandaşlarımız olduğunu unutmayalım.
Sanki halkın istediği değil birilerinin istediği yerine getiriliyor. Hastane, Müze, Stadyum, Pazar yeri gibi zaruri, önemli ihtiyaçların görüldüğü yerlerin şehir merkezi dışına uzaklara atılması halka hizmet değil eziyet. “Kaş yapayım” derken “göz çıkartılıyor”
“Ölmek değildir ömrümüzün en son feci işi
Müşkül odur ki; ölmeden evvel ölür kişi.”
Sırf verilen söz yerine gelsin diye belediye otobüslerini dostlar işbaşında görsün kabilinden fuar alanına taşımak neden? Bu otobüslerin yaktığı mazot parasına; çevre düzenlemesi yapılıp, işi uzatmadan istasyon önüne kurulan Pazar gibi pek ala pazar alanı yapılabilir.
Şehir merkezinde Eski Otogar ve Pazar yeri gibi yer rezervi belediyenin elinde bulunduğu halde; birilerinin buraları kullandırmak işine gelmiyorsa kul Hakkı gibi bir vebal altına girer ki, bu vebali sebep olanlar çeker.
Bakanımız Veysel Bey, Karayolları arazisi için kati söz verdi “oldu bilin” Ulaştırma Bakanıyla anlaştığını söyledi. Karayolları Bölge Müdürü: “Yeter ki istensin. Talepte bulunulsun. Biz; hemen yarın boşaltırız” sözünü herkes duydu.. Öyleydi de, bu eziyet niye?
Şehir dağınık. Doğal olarak: Suya atılan taşın meydana getirdiği halkalar gibi, içten dışa doğru açılması gerekirken; birileri tarafından, şehrin, adeta dıştan içe doğru gelişmesi isteniyor. Halka rağmen, teşvik edilerek zorlanıyor. Kurulmuş düzen bozulmaya çalışılıyor.
Bir şeyler oluyor da halkın rızası hilafına oluyor. Çocukların oyun oynarken alıştıkları gibi: “Aldım verdim, ben seni yendim. Her şey zorlaştırılıyor…
Şehircilik bu değil. Hizmet, eziyete dönüşü-yor. Can kurtaran gidiyor. Arkasından Cenaze Arabası geliyor.
İçme Suyu… Hızlı Tren… Hava Limanı… Piknik Alanı… Zafer Ormanı… anladık da
Pazar Yeri… Hastaneler… Müze… Stadyum… Arkasından ne gelir bilmiyoruz. Sabır…
Nasrettin Hoca, bilmem kaçıncı kez kapısını çalan alacaklısına:
Yakında, senin paranı vereceğim deyince, alacaklısı “ne zaman vereceksin” diye sormuş? Dinle bak: “Kapının önüne çalı ektim. Çalılar ilkbaharda yeşerecek. Kapının önünden gelip geçen koyunların yünleri çalılara takılacak… Sonra bu yünleri toplayacağız. Bizim hatun bunları eğirecek, ben de pazara götürüp satacağım. Senin paranı da ödeyeceğim.
Alacaklı Hocanın bu sözlerine kahkahalarla gülmeye başlayınca, Nasrettin Hoca: “Seni köftehor seni. Peşin parayı avucunda bilince nasıl da gülersin!” Demiş.
Her şeyin çözümü: Rabbimize kul olmaktan geçer:
“İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah;
Doğruların yardımcısıdır Hz. Allah.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.