DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 3166570,10%
Afyonkarahisar

AZ BULUTLU

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Eyüp İMİR

Eyüp İMİR

25 Kasım 2022 Cuma

EĞİTİM

EĞİTİM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkenin ve toplumun ancak milli eğitimle gelişebileceğini öngören Cumhuriyet yönetimi Atatürk önderliğinde büyük bir reform hareketine girişti. Cehaletle savaşmayı en az emperyalizmle savaş kadar önemli ve öncelikli gören ulu önder 94 yıl önce 24 Kasım günü Millet mektepleri Başöğretmeni oldu. Osmanlı döneminde toplumun gelişmişliği ortaçağ görünümündeydi. Cumhuriyet yaptığı kültür devrimleriyle topluma eşsiz atılımlar yaptırdı.
Türkiye emperyalizm ile yüzyılın başında kavga etti ve kazandı. Devrimleri büyük bir hızla gerçekleştirdi. Bu devrimlerin sayesinde İslam dünyasında başka eşi olmayan bir yerimiz var. Bir zamanlar Köy Enstitüleri gibi ışıldayan kültür merkezleri vardı. Kalkınmayı köyden başlatıp batı medeniyetini yakalama programı vardı. Bu süreci devam ettiremedik. Köylerden şehirlere plânsız, programsız ve hızlı göçler başladı. Şimdiki şehirlerde görülen çarpık yapılaşma ve eğitimdeki sorunlar yumağı bu politikaların sonucudur.
Köyden şehire göçen insanlar bir süre sonra ne köylü ne de şehirli olabilmişlerdir.
Cumhuriyet bugün yirmi milyona yaklaşan bir öğrenci nüfusu yaratmıştır. Biz bugün bu gençliğin potansiyelini kullanamıyoruz. Bize binlerce bilim adamı mühendis gerekirken, İmam Hatip öğrencisini on kat arttıran bir eğitim sisteminin ülkenin geleceğine bir katkısı yoktur. Bizim yerleşmiş üniversitelerimiz var. Ülkemizin toplumsal eğitimini dünya seviyesine çıkarmak için çalışmalıyız. Üniversite ve öğrenci sayımız arttığı halde nitelik yönünden pek performans gösteremiyoruz. Toplumun büyük bir kesiminin bunlardan haberi yok. Milyonluk evlerde oturanları milyonluk araba alanlar ise kendini aya gidenlerle eşit sayıyor.
Bütün bu toplumsal çarpıklıklar ancak eşit ve özgür ortamlarda sürdürülen eğitim yer sayesinde giderilir. Kendilerini kurtaranlar eğitimli ve bilinçli toplumlardır.
24 Kasım 1928’de açılan Millet Mektepleri ile genç, yaşlı, kadın erkek tüm yurttaşlara okuma yazma öğretilmiştir.
Olumsuz düşünmek istemiyorum ama 24 Kasım’da güzel sözler edilecek, temennilerde bulunulacak ama 25 Kasım’da her şey unutulacak gibi geliyor.
Eğitim sistemimizin sorunları bir günde çözülecek kadar basit değildir.
Nasıl ki bir meydan savaşı kazanmadan başkumandan olunmuyorsa basit birkaç tane sorunun cevaplanması ile de Başöğretmen olunmaz. Eğitim ve öğretmenin değer gördüğü günlerde buluşmak dileğiyle Öğretmenler Günümüz kutlu olsun.
Her öğretmenler gününde okunan ve unutulmayan, bir köy öğretmenin son sözlerini ifade eden şiirle bitirelim:
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
Bana çiçek getirin, dünyanın bütün
Çiçeklerini buraya getirin
Öğrencilerimi getirin buraya.
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini.
Peygamber çiçeğini unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın.
Hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Ceyhun Atuf Kansu

Devamını Oku

KUZEY KIBRIS

KUZEY KIBRIS
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kuzey Kıbrıs veya resmi adıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 15 Kasım 1983 yılında kuruldu. Bu yıl 39. kuruluş yıldönümü kutlanmaktadır. Bugünkü Kıbrıs sorununu anlamak için Kıbrıs tarihini incelememiz gerekir. Kıbrıs 1571 yılında II. Selim zamanında Venediklerin elinden alınarak Osmanlı idaresine geçti. 1878 yılına kadar 300 yıl Osmanlı yönetiminde kaldı. Halk arasında 93 Harbi diye bilinen rumi takvime göre 1293 yılında (1877-1878) yapılan Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı Devleti, Kahraman Gazi Osman Paşa’nın Plevne önlerinde yaptığı kahramanca savunmasına rağmen yenildi. Bu yenilgiyi Osmanlı devleti için büyük bir yıkım oldu. Bu yıkımı biraz hafifletmek için Kıbrıs adası güya geçici olarak İngiltere yönetimine 1878 yılında verildi. İngiliz yönetimi bu tarihten sonra adadaki Türkleri adadan ayrılmaya zorladı. Bu planlar sinsice yürütüldü. Osmanlı’nın bununla ilgilenecek gücü kuvveti yoktu.
Nihayet İngiltere 1. Dünya Savaşının başladığı 1914 yılında adayı ilhak ettiğini duyurdu. Adadaki Türkleri etkisizleştirme hareketleri bu dönemde de devam etti. 1959 yılında İngiltere, Türkiye, Yunanistan arasında imzalanan Londra ve Zürih Antlaşmalarıyla bu üç devletin garantörlüğünde Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Kıbrıslı Rumlar bu antlaşmadan pek memnun kalmadılar. Rumlar adanın tamamen Yunanistan’a bağlanmasını istiyorlardı. 1960 yılından itibaren planlı bir şekilde Türklerin can ve mal güvenliğini tehdit ediyorlardı. 1963 yılında Kanlı Noel bayramında Rum çeteler Türk köylerine saldırdılar. 1960-1963 yılları arasında 300’den fazla Türk şehit edildi. 24 Aralık 1963 yılında Binbaşı Nihat İlhan’ın eşini ve üç çocuğunu banyoda katlettiler. Bu olaydan sonra Türk uçakları adaya alçaktan uçuşlarla sınırlı müdahale yaptı. Bu müdahalede kahraman pilotumuz Cengiz Topel şehit oldu.
Bütün bu katliamlara seyirci kalan dünya Türkiye’nin müdahalelerine itiraz etti. ABD NATO silahlarının Kıbrıs’ta kullanılmayacağını bildiren tehdit dolu bir mektup yazdı. Zamanın Başbakanı İsmet İnönü, ‘Yeni bir dünya kurulur. Türkiye orada yerini alır.’ diyerek gerekirse NATO’dan çıkabileceğimizi ifade etti. Türkiye’nin müdahalesinden sonra işler biraz durulur gibi oldu. Yunanlıların adayı Yunanistan’a bağlama ideali (Enosis) hayali devam ediyordu. Yunanlılar bu amaçları için sinsi sinsi hareket ediyorlardı. 1974 yılında Kıbrıs Cumhuriyetini yıkmak için bir çete lideri tarafından darbe yapıldı. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios adadan ayrıldı. 15 Temmuz Nikos Sampson darbesinden sonra Rumlar Türkleri toptan yok etmek için harekete geçtiler. Zamanın hükümeti diğer garantör ülkelerle duruma müdahale etmek için işbirliği arayışlarına girdi.
İngiltere ve Yunanistan olaylara seyirci kalınca 1959 garantör ülke yetkisiyle 20 Temmuz 1974 yılında adaya müdahale etti. Başbakan Bülent Ecevit bütün dünyaya haklı olduğumuzu ilan ediyordu. 1. ve 2. Barış Harekâtlarıyla bugünkü Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sınırları fiilen çizilmiş oluyordu. 1974’ten sonra Türkiye iki toplumlu eşit haklara sahip bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurmak için sayısız barış görüşmeleri yaptı. Bu görüşmelerde Türk Yönetimi Başkanı Rauf Denktaş, Türk hakları için zorlu mücadeleler verdi. Bu görüşmeler sonuçsuz kalınca Türk yönetimi 15 Kasım 1983 yılında önce Kıbrıs Türk Federe Devletini kurdu. Daha sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Soydaşlarımızın bağımsızlık bayramı kutlu olsun.

Devamını Oku

100. YILLAR

100. YILLAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu yıl Mudanya Mütarekesi’nin 100. Yılıdır. Cumhuriyetin Kuruluşuna giden yolda önemli bir aşamadır. Batı Anadolu’nun düşmanlardan kurtarılmasından sonra sıra Boğazlara, İstanbul ve Trakya’ya gelmişti. Ordularımızın bir taraftan Çanakkale diğer taraftan İstanbul üzerine yürümesi itilaf devletleri arasında büyük panik ve şaşkınlık uyandırdı. İngiltere başbakanı Loid Core her ne pahasına olursa olsun, Boğazların ve İstanbul’un Türklere karşı silahla savunulmasına taraftardı. Fakat İngiltere hükümeti kendisini yeteri kadar desteklemedi. İngiliz sömürgeleri de bunun için asker göndermeyeceklerini bildirdiler. Fransa ve İtalya İngiltere’nin bu görüşüne katılmadılar. Bundan başka Çanakkale ve Anadolu sahillerindeki kuvvetlerini bile çektiler.
Sonunda itilaf devletleri arasında 23 Eylülde İstanbul, Boğazlar ve Trakya üzerindeki Türk haklarının bir konferansta görülmesi için anlaşma hasıl oldu. Franklen Buyon bu anlaşma metnini İzmir’de bulunan Mustafa Kemal’e getirdi. Sonunda Mudanya’da toplanacak olan bur konferans için hazırlıklara başlandı. Mudanya konferansında Türkiye’yi Batı Cephesinin Kumandanı İsmet Paşa, İngiltere’yi General Harrington, Fransayı General Chapry, İtalya’yı General Monbelli Yunanistan’ı da General Mazarakis temsil edeceklerdi. Fakat Yunan heyeti bu müzakerelere katılmaya cesaret edemedi. Kendilerini Mudanya’ya getirmiş olan gemide konferans sonuna kadar kaldılar. Konferans çetin ve heyecanlı oldu.
Hatta görüşmeler bir aralık kesildi. Türk ordusu ileri hareketlerine başlayacaktı. Sonunda delegeler Mudanya mütarekesini şu şartlarla imzaladılar.
Mudanya Mütarekesi 11 Ekim 1922
1- Doğu Trakya Meriç nehrinin sahiline kadar onbeş gün içinde Yunan ordusu tarafından boşaltılacak.
2- Boşaltılmanın bitmesinin ardından otuz gün içinde yönetim Türk hükümetine devir ve teslim edilecek.
3- Lozan konferansının bitimine kadar Doğu Trakya’da Türkler 8000 jandarma bulunduracaklar.
4- İtilaf kuvvetleri barışın imzalanmasına kadar İstanbul’da kalacaklardır.
Mudanya Mütarekesi askeri zaferimizi tamamlayan siyasi bir zaferdir. Lozan Barış Konferansında Türk Hükümeti güçlü bir şekilde yerini almıştır.

Devamını Oku

MÜZEDE EĞİTİM

MÜZEDE EĞİTİM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Müzeler daha kuruluşlarından itibaren bilgiyi sunan merkezler olarak ortaya çıkmışlardır. Çağdaş müzeler doğa, tarih, arkeoloji, sanat tarihi, teknoloji alanlarında bize görsel eğitim vermektedirler. Müzeler birçok bilgiyi ve görseli bir arada sunan mekanlardır. Bu okullardaki kitap okuma ve sözlü anlatım gibi etkinliklerinden daha etkilidir. Müzeler 21. Yüzyılından itibaren sorgulayan, düşünen yaratıcı bireyler yetiştirilmesi konusunda önemli görevler üstlenmesi beklenmektedir. Cumhuriyetten önce müzecilik yok denecek kadar azdır. 19. Yüzyılda OSMAN HAMDİ BEY’ in kişisel çabalarıyla müzeciliğin temeli atılmıştır. OSMAN HAMDİ BEY aynı zamanda ressamdır. Kaplumbağa terbiyecisi onun en önemli tablosudur. Tarihi eserlerimiz uzun yıllar bakımsız ve sahipsiz kalmıştır. İşin üzüntü verici tarafı bu eserlerin ve ören yerlerinin padişahın onayı ve şeyhülislam fetvasıyla yurt dışına götürülmesine izin verilmesidir.
Fetvanın konusu ise bu eserlerin kafir taşları olduğudur. Cumhuriyet kurulduktan sonra her alanda olduğu gibi müzecilikle ilgili önemli adımlar atılmıştır. Birçok müzenin kuruluş çalışmaları başlatılarak Türk arkeologlar yetiştiren okullar açılmıştır. Bu müzelerden birisi de Ankara’da 2013 yılında açılan PTT Pul Müzesidir. Yurdumuzun gezilip görülmesi gereken önemli müzelerden birisidir. Bu müze pullarla, resimlerle iletişimden ulaşıma kadar unutulmaz bilgiler vermektedir. Haberleşmenin tarihi görsellerle anlatılmaktadır. Önce dumanla daha sonra güvercinle, uzun bacaklı atletlerle, yazılı tabletlerle ve yakın zamanda mektupla haberleşmenin tarihi çok güzel objelerle anlatılmaktadır. Mektup ve postacı reyonunda şu şarkıyı hatırlıyoruz Bak postacı geliyor selam veriyor. Herkes ona bakıyor selam veriyor. Çok teşekkür ederim postacı sana. Pek sevinçli haberler getirdin bana.
Başka bir bölümde telgraf ve telefonla haberleşme objeleri yer alıyor. Atatürk’ün –kurtuluş savaşını telgrafın telleriyle kazandık sözlerini okuyoruz. Halkımız bu önemli haberleşme aracını türkülerde dillendirmiştir. Telgrafın tellerine kuşlar mı konar herkes sevdiğine böyle mi yanar. Telgrafın tellerini arşınlanmalı yar üstüne yar seveni kurşunlamalı daha sonra posta arabaları, posta trenlerini, kara trenlerini hatırlatıyoruz. Ne yazık ki batı medeniyeti her alanda keşifler, icatlar yapmış, doğulular ise bunlara türküler bestelemiş,
Kara tren gelmez ola.
Düdüğünü çalmaz ola.
Gurbet ele yar yolladım
Mektubunu yazmaz ola.
Ankara’daki pul müzesi geçmişe kısa bir yolculuk yapacak özellikle öğrencilerin gezip görmeleri gerekir. En etki eğitim gezerek, görerek, yaşayarak yapılan eğitimdir.
Şehrimizdeki müzeciliğin temelini İmaret Camisi yanındaki Taşhan’ da atan gelişip büyümesine sağlayan, aynı zamanda aile dostumuz olan Süleyman Gönçer Amcayı rahmet ve şükranla anıyoruz.
Dumlupınar Meydan muharebesinin planlarını yapıldığı Zafer Müzesi’nin 100. Yıl gibi önemli bir tarihte açılamamış olması bütün Afyonluları üzmüştür. Müzemizin en kısa zamanda restore edilmesini istiyoruz. Müzemizi yıkılmaktan kurtarıp. Keşke yunan kazansaydı diyen zihniyette olanları sevindirmeyelim.

Devamını Oku

RESSAMLARIMIZ

RESSAMLARIMIZ
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Empresyonizm’in yurdumuzdaki en büyük temsilcisi Nazmi Ziya Güran’dır.
Empresyonizm, resimde izlenimcilik demektir. Ressamın tabiat görüntülerine kendi kişisel izlenim ve duygularını da katan bir sanat akımıdır. Nazmi Ziya 1881 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokulu Vefa’da özel bir okulda okudu. Ortaokulu Vefa İdadisi – Vefa Lisesi’nde, yüksek öğrenimini ise Mülkiye Mektebi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. 1901 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi Güzel Sanatlar akademisine girdi. Altı yıllık öğrenim sonunda okul tarafından Paris’e gönderildi. 1910 yılından itibaren tablolarını Paris’te sergilemeye başladı. Bu tabiat aşığı Türk Ressamı sabahları erken kalkar, sehpasını sırtlar, boya kutusunu eline alır, sevdiği bir konuya rastlayıncaya kadar çevrede dolaşırdı. Tarlasını işleyen köylünün hayatı nasıl güneşin doğuşuna ve batışına bağlıysa onun da hayatı başka yönden güneşe bağlıydı. Doğayı çeşitli biçimlerde gösteren ışığa ve güneşe gönül vermişti.
Nazmi Ziya 19. Yüzyılın ikinci yarısında doğan Empresyonizm adı verilen bir sanat akımına bağlıydı. Bu akımın hareket noktası ışık ve renkti. Nazmi Ziya açık havada çalışmaktan hoşlanır parıltılarla kaynaşan ışığı tablolarında işlerdi. Onun tablolarını pırıl pırıl ışık parçaları oluştururdu.
Buna en güzel örnek Karacaahmet Mezarlığı’na ait çeşitli çalışmalarıdır. Bundan başka Topkapı ile Edirnekapı arasında adını koç dövüştüren meraklılardan alan Koç Kahvesi tablosu ünlüdür. Nazmi Ziya Meşrutiyet ve Cumhuriyet ressamlarını derinden etkilemiştir. Nazmi Ziya Empresyonizm’i biraz daha ileri götürerek ışığın tam tadını veren tablolar meydana getirmiştir.
Nazmi Ziya’nın ünlü tabloları
Nazmi Ziya 1915 yılında Maarif Nezareti – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda duvar tablosu olarak kullanılmak üzere Türk Tarihi ile ilgili on kadar resim yapmakla görevlendirildi. Genç ressam tablolarını kısa sürede tamamladı. Bunlar büyük boyutta basımı için Almanya’ya gönderildi. Türk Tarihi ile ilgili önemli tabloları şunlardır.
1- Lala Mehmet Paşa’nın Boçkay’a Macar Krallık Tacını giydirmesi.
2- İstanbul’da cirit oyunu.
3- Zigetvar kuşatması.
4- III. Mustafa’nın Kılıç Alayı.
Bu eserler tam bir sanat değeri taşır.
Sanatçının Resim ve Heykel Müzesinde bulunan eserleri de şunlardır.
1- Nusretiye Camii
2- Göksu Çeşmesi
3- Atatürk
4- Atatürk’ün Dersi Harf Devrimi
5- Koç Kahvesi
6- Bahar Şarkısı
Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. M. Kemal Atatürk

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.