100. YIL-3

100. YIL-3

Bu yıl Sakarya Meydan Muharebesinin 100. Yıl dönümünü kutlayacağız. Odumuzun Eskişehir-Kütahya savaşlarında yenildiği için geri çekilmek zorunda kaldı. Bu çekiliş Sakarya nehrinin doğusuna kadar devam etti. Millet Meclisinde bu çekilmeyi Atatürk muhalifleri eleştirmeye başladılar. Yunan ordusu Türk ordusuyla karşılaşmadan dokuz gün boyunca yürümek zorunda kaldılar.
Başkomutan bu süre içerisinde ordumuzu savunma için hazırlıyordu.
Ordunun lojistiğini hazırlamak için Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa görevlendirildi. Doğu cephesinden yeni birlikler ve toplar bölgeye sevk edilerek savunma hatları güçlendiriliyordu. Büyük bir sorun da ordunun ihtiyaçlarını karşılamaktı. Bu ihtiyaçları karşılamak için Tekalifi-Milliye(Ulusal yükümlülük) kanunu çıkarıldı. Her kazada bir komisyon kuruldu. Her hane halkı birer çift çorap ve çarık ve bir kat çamaşır hazırlayıp komisyonlara teslim edecekti.
Ordu için gerekli bütün ikmal maddelerinin yüzde kırkına el konulacak, bedelleri savaştan sonra ödenecekti.
Halkın elindeki silah ve mühimmat üç gün içerisinde orduya teslim edilecekti. Bu işleri yoluna koyan Mustafa Kemal 12 Ağustos ‘ta cephenin yolunu tutar. Cepheden dönerken atına binerken atın ürkmesi sonucu attan düşer, kaburga kemiği kırılır. Mustafa Kemal bu kritik savaşta yakın arkadaşları olmasına rağmen bazı komutanların görev yerlerini değiştirir. Mustafa Kemal’den alınacak derslerden birisi de adam kayırmaması doğru iş yapacak liyakatli adamı bulup görevlendirmesidir. Mustafa Kemal ordunun başına geçmek için Meclisin bütün yetkilerinin geçici olarak kendisine devredilmesini ister. Muhaliflerin karşı çıkmasına rağmen yetkiyi ve Başkomutan sıfatını alır.
(5 Ağustos 1921 tarihli kanun) başkomutan olarak Türk Milletine ümidini şöyle anlatır;
“Yunan işgal kuvvetlerini anayurdumuzun harim-i ismetinde (Kutsal Yuva) boğarak bağımsızlığımızı kazanacağız.”
23 Ağustos 1921’de Yunan ordusu taarruza başlar. Amacı Ankara’yı ele geçirmektir. Çok zor şartlarda 100 km genişliğindeki cephede Türk Ordusu ölüm-kalım savaşı veriyordu. Bir ara Türk cephesi yarılır gibi olmuştu. Bunun üzerine Başkomutan o ünlü emrini verir.
“Savunma hattı yoktur, savunma alanı vardır. O alan bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” Bu emir üzerine Türk ordusu yeni bir savunma düzenine geçerek Yunan ordusunu daha çok yıpratıyordu. Dağılan savunmanın arkasından yeni savunma hattı kuruluyordu. Yunun Ordusunun gücü eritiliyordu. Düşmanın hareket yeteneği gittikçe zayıflıyordu. Türk ordusu 22 gün 22 gece amansız bir savunma savaşı yapmıştı.
Bunun üzerine iki tümenlik kuvvetle karşı taarruza geçildi. Taarruz başarı ile sonuçlandı. Yunanlılar top ve tüfeklerini bırakarak kaçtılar. 12 Eylül günü Yunan kuvvetlerinin tamamı Sakarya nehrinin batısına atıldı. Başkomutan 13 Eylül 1921 günlük emriyle Sakarya Zaferini Türk Milletine müjdeledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi orduya şükranlarını belirtmek için Mustafa Kemal’e Gazilik unvanıyla müşirlik(Mareşal) rütbesi verdi.
Sakarya Meydan Muharebesi 1683 Viyana önlerinden başlayan Türk çekilişinin son noktası oldu. Bu zafer ile Türk Yurdunun paylaşılması hayalleri son buldu. Bu zaferden bir yıl sonra yapılan Büyük Taarruzla Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulacak. Bütün dünya Türkiye Cumhuriyeti devletini tanıyacaktı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi