İSİM VE SOYİSİM DEĞİŞİKLİĞİNİN  HUKUKİ NİTELİĞİ

İSİM VE SOYİSİM DEĞİŞİKLİĞİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Bilindiği üzere isim ve soy isim değişikliği, kişinin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan ve hukuki niteliği itibariyle bir şahıs hakkını kullanmasıdır. Kişinin, toplum içerisinde olağan hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan ve insanın en önemli kimliklerinden biri olan ad ve soyadı olarak kabul edilmektedir.
Zaman zaman hukuki uygulamada veya sosyal çevremizde; kişi veya kişilerin isim veyahut soy isim değişikliği yaptığını görmekteyiz. Böylesine bir talepte bulunan kişi veya kişilerin elbette ki kendilerine göre haklı sebepleri olduğu görülmektedir. Özellikle Müslüman – Türk toplum yapısında çok sıkça karşılaştığımız isim veya soy isimlerden ötürü zaman zaman karışıklığa sebep olabilecek durumlar ile karşı karşıya kalındığı görülmektedir. Bir önceki paragrafta belirttiğimiz kişinin ad ve soyadının bir şahıs hakkı olduğunu için dolayısıyla Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesince söz konusu isim veya soy isim değişikliğini düzenleyen kanun maddelerine bakmamız gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 27.maddesince düzenlenen isim ve soy isim değişikliği ancak haklı sebeplere dayanarak açılabilir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki; Kanun koyucu söz konusu kanun lafzında yer alan “haklı sebep” kavramını oldukça geniş çerçevede değerlendirmektedir. Bu haklı sebepten maksat; Kişinin ad ve soyadı ruhsal aidiyet hissetmemesi, travma, kötü bir çağrışım uyandırması, gülünç olması vb. nedenlerden ötürü olabilir. Dolayısıyla kanun koyucunun bahsetmiş olduğu “haklı sebep” kavramı ucu açık ve yoruma dayalı bir durumdur.
İsim ve soy isim değişikliği ancak mahkeme tarafından değiştirilebilir. Ancak 5409 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na göre ad ve soyadın düzeltilmesi bir kereye mahsus olmak üzere değişiklik getirmiş, mahkeme kararına gerek duyulmaksızın böyle bir düzenleme yapılmıştır. Ancak her adını ve soyadını değiştirmek isteyene bu hak tanınmamıştır. Bazı gerekçeler ile sınırlandırılmıştır. Bunlar Soyadı Kanunu’na göre küçük düşürücü, aykırı ve gülünç olan ad ve soyadlar için geçerli kılınmıştır. Ancak bu düzenleme 3 Kasım 2019 tarihine kadar sınırlandırılmış olup, artık kişinin ad veya soyad düzeltilmesi, değişikliği dair nüfus müdürlüğüne başvuru gerçekleşmemektedir.
İsim ve soy isim değişikliği davasının açılabilmesi için öncelikle Hukuk Muhakeme Kanunu’na uygun bir dilekçe ile hazırlanması gerekmektedir. Bu konuda istemde bulunan kişi, Noter aracılığı ile herhangi bir avukata vereceği vekaletname ile verilmesi daha uygun olacaktır. Çünkü söz konusu hukuki durumdan, istemde bulunan kişinin mutlaka, bir avukattan hukuki destek alması önerilmektedir. Yaşı küçük olan kişiler açısından ise, velayet hakkına sahip olanların vereceği vekaletname ile ilgili hukuki süreci yürütebilirler.
İsim ve soy isim değişikliği davasında önemli olan bir husus ise görevli mahkeme meselesidir. Çünkü çoğu zaman görevli mahkeme konusunda hatalar yapılabilmekte ve dolayısıyla dava süreci uzayabilmektedir. İsim ve soy isim değişikliği davasında görevli mahkeme, Hukuk Muhakeme Kanunu’nda belirtilen genel yetki esasları çerçevesince “Asliye Hukuk Mahkemeleri”dir. Yetkili mahkeme ise; istemde bulunan kişinin ikametgahının bulunduğu yerin “Asliye Hukuk Mahkemesi”dir. Görevli ve yetkili mahkeme konusuna da açıklık getirdikten sonra söz konusu dava için gerekli evraklar konusudur. İsim ve soy isim değişikliği davasında gerekli olan evrak veya evraklar; İstemde bulunan kişinin, nüfus kayıt örnekleri işbu davanın en önemli evraklarıdır. Nüfus Kayıt Örnekleri mahkeme re’sen celb edebileceği gibi istemde bulunan kişi de sunabilir. Ayrıca işbu davanın en önemli delili, tanık beyanıdır. Davacı kişi, söz konusu isteminin haklı olduğunu gösteren tanıklarını mahkeme huzurunda dinletebilir.
İsim ve soy isim değişikliği davasını bahsederken ayrı bir dava konusu olan isim ve soy isim düzeltilmesi davasını da değinmek gerekir. Söz konusu isim ve soy isim düzeltilmesi davasının, dava konusu, davacı kişinin isminde veya soy isminde mevcut olan bir hatayı düzeltmek için talepte bulunur. Somut örnek ile açıklamak gerekirse; Nüfus kaydında “Memet” olan ismin “Mehmet” olarak düzeltilmesi gibi. Aslında her iki davanın da hukuki niteliği aynıdır. İsim ve soy isim düzeltilmesi davasında tanık beyanına gerek duyulmaksızın karar verilebilir.
Son olarak Türk Medeni Kanunu’nun 27. Maddesinin son fıkrasında, adının değiştirilmesi sonucunda zarar gören kişinin bu zararı öğrenmesinden 1 (bir) yıl içerisinde değiştirme kararının kaldırılması için dava açabileceği düzenlenmiştir. Ancak söz konusu ilgili kanun maddesinde belirtilen kişinin zarar görmesi hali, ilgili kişinin, değişiklik sonucu uğramış olduğu zararı kanıtlayabilecek nitelikte olması zorunludur. Mahkeme zararı takdir ederek itiraza dair karar verebilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi