• TARİH: 11.04.2021
3 MAYIS’I ANMAK VE ANLAMAK

3 MAYIS’I ANMAK VE ANLAMAK

Muharrem Günay 6 Mayıs 2010 Perşembe 03:00:00
  (Devleti bu kadar şuursuz ve ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine, Türk Milletini teslim etmemek için elbette cumhuriyetin bütün tedbirlerini kullanacağız…..”
TABUTLUKLARDA
İŞKENCELER BAŞLIYOR
İNÖNÜ’NÜN konuşmasını bir emir gibi algılayanlar İstanbul ve Ankara’da milliyetçi avına başlarlar. Tutuklanan Türkçü aydınlar şunlardır: 1- Nihal ATSIZ, 2- Alparslan TÜRKEŞ, 3- Hüseyin Namık ORHUN ( Tarih öğretmeni ) 4- Nejdet SANCAR ( Edebiyat öğretmeni ) 5- Saim BAYRAK ( Temyiz mahkemesi Evrak memuru ) 6- İsmet Rasin TÜMTÜRK ( İstanbul Belediyesi Murakıbı ) 7-Cihat SAVAŞFER ( Yüksek Mühendis Mektebi Öğrencisi ) 8- Muzaffer ERİŞ ( Yüksek Mühendis Mektebi Öğrencisi ) 9- Fehiman ALTAN ( Yüksek Mühendis Mektebi Öğrencisi ) 10- Yusuf KADIGİL ( Lise Öğrencisi ) 11- Cebbar ŞENEL ( Ankara Adliyesinde hakim adayı ) 12- Zeki Velidi TOGAN (Tarih profösörü) 13- Orhan Şaik GÖKYAY (“Bu Vatan Kimin” adlı şiirin şairi ), 14- Hikmet TANYU (Tarih profesörü) 15- Reha Oğuz TÜRKKAN (profesör) 16- Hamza Sadi ÖZBEK (maliyeci) Cemal Oğuz ÖCAL (Gazi Eğitim Enstitüsü öğrencisi) 17- Said BİLGİÇ (Ankara Adliyesinde hakim adayı) 18- Hasan Ferit CANSEVER (Dr. Yüzbaşı ) 19- Nurullah BARIMAN ( Piyade Teğmen ) 20- Zeki SOFUOĞLU ( Topçu As teğmen ) 21- Fazıl HİSARCIKLI (Ulaştırma Asteğmen )
Tutuklanan Milliyetçi-Türkçü aydınlar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün adına “TABUTLUK” denilen ünlü betondan ve tabuta benzeyen hücrelerinde savcının istediği şekilde ifade vermeleri için işkenceye tabi tutulmuşlardır. Tabutluklar dikine konulmuş ve ancak bir tabut genişliğinde beton oyuklardı. Tabutluğa konulanların üstünde beş yüzer voltluk üçer adet lamba yanıyordu.
Rahmetli Başbuğumuz Yapılan İşkence Ve İşkence Çeşitlerini Şöyle Anlatır:
1. Sanıklar, günlerce aç ve susuz bırakıldılar.
2. El, yüz yıkamak, taharetlenmek imkanından mahrum edildiler.
3. Diğer bir işkence de Allah yarattı demeden dövmek. Bu işkence bilhassa üniversite öğrencilerine uygulanıyordu.
4. Başka sanıkların dövülmesini izlettirmek.
5. Tabanca çekerek ifade sırasında sanıkların şakaklarına dayamak ve “Sizi öldürürüz, kalp sektesinden öldü diye rapor alırız. Geçer gidersin” şeklinde tehditte bulunmak.
6. Boş yazı kağıtlarını altına “imza muayenesi yapacağız, şurayı imzalayın” diye imzalatarak, ondan sonra da “İşte bu kağıtların üstüne istediğimizi yazar, doldururuz, canınızı okuruz. Bunu bilerek ifade veriniz.” şeklinde tehditte bulunmak.
7. Emniyet Müdürlüğünün bodrumlarında, içlerinden lağım geçen hücrelere kapatmak.
Tutuklular nihayet 7 Eylül 1944 günü, İstanbul 1 Nolu Sıkıyönetim mahkemesinde; Hükümete karşı gizli örgüt kurmak, düzen düşmanlığı yapmak, hükümeti düşürmeye çalışmak ve Irkçılık, Turancılık yapmakla suçlanırlar. Askeri Savcı Kazım ALÖÇ, sanıkların idamla yargılanmasını istemektedir.
Irkçılık-Turancılık davası 7 Eylül 1944’te başlar ve haftada üç gün süren oturumlarla 65 oturum sürer. ATSIZ, altı buçuk yıla arkadaşları da çeşitli cezalara çarptırılırlar. Temyize başvurulması üzerine Askeri Yargıtay davayı esastan bozar.
Sanıkları tutuksuz yargılayan 2 nolu Sıkı Yönetim Mahkemesi kararını açıklar:
“SANIKLAR SUÇSUZDUR, BERAATLERİNE…”
“3 Mayıs milli bir ideolojinin, milli olmayan bir ideolojiye karşı tepkisinden ibarettir.”
“Zafer her zaman Hakk’a ve doğruya inananların olmuştur..”
Mahkemenin gerekçeli kararında: “Bu nüma-yiş (3 Mayıs 1944 yürüyüşü-gösterisi) milli bir ideolojinin, milli olmayan bir ideolojiye karşı tepkisinden ibarettir.” denilmesi Türk Milliyetçilerinin yaralı yüreklerine biraz da olsa su serpmiştir. Gerekçede yer alan “Milli bir gaye için çalışan Zeki Velidi ve Arkadaşlarının beraatına karar verilmiştir..” ibaresi Türkçülüğün ve Turancılığın bir mahkeme kararıyla milli bir dava olarak kabul edilip tescillemesi açısından son derece önemlidir. İnönü ve çevresindekiler bu mahkeme kararı ile büyük bir şoka uğrarlar ve kararı temyiz ederler. Askeri Yargıtay temyiz başvurusunu inceler ve mahkemenin verdiği beraat kararını onaylar. Gene yılmazlar, bu sefer Yargıtay Başsavcısı Münif Kocaçıtak, tashih-i Karar isteği ile harekete geçti. Mahkemenin tekrar görüşülmesini istedi. Askeri Yargıtay bunu da reddetti. Bu şekilde “TÜRKÇÜLÜK-TURANCILIK” davası Türk Milliyetçilerini zaferi ile neticelenmiş oldu.
(Devamı yarın)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi