“ALLAH BİR DAHA BU GÜNLERİ YAŞATMASIN”

“ALLAH BİR DAHA BU GÜNLERİ YAŞATMASIN”

İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu yaklaşık beş ay önce Güney Beldemizde yapılan seçimlerde “Size bir sır vereyim mi? Temmuz’dan sonra ekonomi şahlanacak” demişti. Evet aradan geçen beş ayda benzin, motorin ve otogaz fiyatları yüzde 51 zam görerek şahlandı.
Dolar 13.4, Euro 15.1 lira ile tarihi rekorlar kırarak şahlandı.
İşsizlik ve enflasyon rakamları şahlandı.
Gram altın da şahlanarak tarihi rekorunu kırdı. Küçük altın 1000 TL sınırını geçti. Takı borcu olanlar kara kara düşünüyor.
Emtia fiyatları, gıda fiyatları şahlanırken, market arabasını doldurmak hayal oldu.
Bütün bunlar şahlanırken maalesef Türkiye küme düştü. Zamlarla şahlanan tek ülke olduk.
***
Sayın bakanın içinde bulunduğu “Tek Adam” dönemini hatırlayanlar, bundan otuz yıl sonra, o günleri nasıl hatırlarlar acaba.
55 yaşındaki Mehmet Amca konuşmasına “Bizim gençliğimizde şeker kotayla satılıyordu yeğenim” diye başladı. “Marketlerde şeker, yağ az oluyordu. Hemen tükeniyordu. Başkalarına da kalsın diye şeker, yağ, kahvenin birden fazla alınmasına izin verilmiyordu.”
Bir diğeri söze karıştı “Fiyatlar her gün değişirdi. Bir ürünü, ertesi gün aynı fiyattan alamazdık. Mutlaka zamlanırdı. Hiç unutmam, yumurta fiyatları o kadar arttı ki, kolisinde 3 lira indirim yapan mağazanın önünde uzun kuyruklar oluşmuştu. Eskiden kışın yakacağım 3-4 ton kömürü alır koyardım. Hiç unutmam 2021 yılı kışında kömür o kadar zamlandı ki haftalık 3-4 torba kömür alabildim. O yıllarda hükümet sebzeye, meyveye ve gıda ürünlerine her gün gelen zamların önüne geçebilmek için Tanzim Satış mağazaları açmıştı. Bu mağazaların önünde de çok bekledik yavrum. Ancak seçim bitince nedense hemen kapatıldılar” dedi.
Nispeten yaşı daha genç olan araya girdi “Tekel ürünlerine ve benzine sürekli zam gelirdi, hatta önceden zam haberi yayıldığında, bir depoda üç kuruş kar edelim diye benzin istasyonlarının önündeki kuyruklarda saatlerce beklenirdi. Hatta bunu gören utanmaz bir vekil çıktıydı ‘benzinliklerin önündeki kuyruklar zamdan değil, arabaların çokluğundan’ dediydi de hepimiz kahrolmuştuk” dedi.
İçimi en acıtan konuşma’yı Hasan amca yaptı. Eşi köyden gelen unla, mahalle fırınında ekmek yapıyormuş yapmasına da, geçinmekte güçlük çeken arkadaşları ekmek almakta bile zorlanıyormuş. Hatta televizyonda Mersin’in Tarsus ilçesi ve Erzurum’dan sonra, Denizli’de akşam saatlerinde müşterilerine bayat, ucuz ekmek veren bir fırının önünde kuyruklar oluştuğunu görmüş. Hasan amca’nın “Allah bir daha o günleri yaşatmasın” duasına hepimiz “Amin” dedik.
***
Peki çözüm ne? Çözüm elbette yenilenmek. Yirmi yıldan beri ülkeyi yönetemeyenlerin, vatandaştan güven oyu istemesi. Güven oyu alırsa devam etmesi, alamazsa, bu görevi yapabilecek olanlara devretmesi. Ülkenin içinde bulunduğu kriz döneminde, yapılan anketlerde erken seçim isteyenler, istemeyenlere fark atıyor. Muhalefet, her gün erken seçimi gündeme getiriyor getirmesine de, Partili Cumhurbaşkanı ve küçük ortağı “Erken seçim kabile devletlerinde olur” diye diretiyor.
Hadi biz de bakalım, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından beri bu ülkede kaç seçim olmuş. 2014 ve 2018 yıllarında Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2002, 2007, 2011, 7 Haziran 2015, 1 Kasım 2015 ve 2018 yıllarında Genel seçim, 2004, 2009, 2014 ve 2019’da yerel seçimler, 2007, 2010 ve 2017’de Halkoylamaları yapılmış. Yani 2002 seçimlerinden bu yana Türkiye 13 seçim görmüş. Yani nerdeyse bir buçuk yılda bir seçim yapılmış. Yani biz zaten “Kabile Devleti” olmuşuz bile. O zaman bir seçim daha yapılsa ne çıkar. Sorun kaybedilecek seçime girmemek, ancak ülke elden gidiyor kimsenin umurunda değil.
Son Söz; “Gitmesini bilmeyen, gelmesini bilemez”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi