KÂFİRLE İLİŞKİYİ KESMEK HER TÜRLÜ ALAKAYI KESMEK ANLAMINA GELMEZ

KÂFİRLE İLİŞKİYİ KESMEK HER TÜRLÜ ALAKAYI KESMEK ANLAMINA GELMEZ

Ömer Nasûhi Bilmen Mümtehine suresi 9. ayetin tefsirini yaparken:
“Kâfirlerle ilişkileri kesmek, her türlü alâkayı kesmek anlamına gelmez. Bu ayet (Mümtehine /9) açıklıyor ki ilişki kesmenin sebebi, kâfir olmaları değil, mü’minlere zulüm ve işkence uygulamalarıdır. Müslümanlara düşmanlık etmeyen Gayrı Müslimlere iyi davranmak gerekir” diyor. Ömer Nasuhi Bilmen aynı ayetin tefsirini şöyle yapıyor:
“(Allahü Teâlâ Hazretleri, Ey Müslümanlar, (Sineleri ancak din hususunda sizinle muharebede bulunmuş) Bil’fiil savaşa katılmış, İslâm dinini söndürmek istemiş (ve sizi yurdunuzdan çıkarmış) Ashab-ı Kiramı, Mekke-i Mükerreme’den çıkmaya mecbur etmiş olan bir takım müşrikler gibi bir vaziyette bulunmuş (ve sizin çıkarılmanıza yardım etmiş) sizi çıkaranlara yardımda bulunmuş (olan kimselere dostlukta bulunmanızdan men eder) Çünkü onlar, açıkça ve gizlice düşmandırlar. Onlara karşı gösterilecek bir dostluk samimiyetten uzak, zilleti getirir. (ve her kim onlara dostlukta bulunacak olursa) öyle açıkça İslâmiyet düşmanlarına karşı dostluk ve bağlılık gösterirse (İşte onlardır zalimler, onlar) Çünkü düşmanlığa layık olan kimselere karşı dostluk göstermiş olacakları için salahiyetlerini kötüye kullanmış kendi nefislerini azaba maruz bırakmış, binaenaleyh pek zalimce bir muamelede bulunmuş olurlar” (Ö.Nasuhi Bilmen tefsiri, Mümtehine Suresi tefsiri, 9. ayet)
Her konuda olduğu gibi müşriklerle ilişkiler konusunda da peygamber efendimiz bizlere örnek olmuştur. Hicretten sonra Mekke üzerine çöken kuraklık ve kıtlık yıllarında Peygamberimiz Mekke’ye tahıl, hurma, hayvan yemi ve nakit ihtiyacı için altın göndererek yardımda bulundu. Ümeyye b. Halef ve Safvan b. Ümeyye gibi Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri bu yardımı kabul etmek istemedilerse de Ebu Süfyan Peygamberimiz hakkında “Allah kardeşimin oğlunu hayırla mükâfatlandırsın. Çünkü O akrabalık hakkını gözetti” diyerek şükran duygusunu ifade etmiştir.
İslâm, “silm”, yani barış manasını ifade ettiği gibi, insanları toptan barışa davet eden bir dindir. Yüce Allah insanlığa hitaben “Hepiniz silm’e, barışa gelin” (Bakara, 2/208) buyurur. Bunun için savaş istenmez. Peygamberimiz (s.a.v.) mütecaviz olmayanlara karşı savaş ilan etmemişlerdir. Ancak “Nefsi muhafaza, malı muhafaza, namusu muhafaza, dini muhafaza“ için mütecaviz, hariçten hücum eden düşmanlara karşı devlet yani idareciler vasıtası ile savaş ilan etmiştir.
Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyiniz. Mecbur kaldığınız zaman da sabır ve sebat ediniz. Allah’tan daima barış ve esenlik dileyiniz. Ancak tüm çabalarınıza rağmen savaşa mecbur kalırsanız sabır ve sebat ediniz; şunu biliniz ki, Cennet kılıçların gölgesi altındadır.”( Buhari, Cihad, 112; Müslim, Cihad, 19) Hadis-i şerif sadece “Cennet kılıçların gölgesi altındadır” cümlesinden ibaret değildir. Hadisin tamamı böyledir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi