AFYONKARAHİSAR’DA EĞİTİMİN TARİHİ MEDRESELER -16

AFYONKARAHİSAR’DA EĞİTİMİN TARİHİ MEDRESELER -16

16. Hacı Hasan Ağa Medresesi
Molla Bahşi Mahallesi’nde (Yeni Cami yakınlarında) olan Hasan Efendi Medresesi125 muhtemelen 11 Muharrem 1263 tarihinden önceki bir zamanda açılmıştır. Arapmescit Mahallesi’nden Abdullah oğlu Müderris Seyyid Ahmet Rüşdü mahkemede hattatların başı olan Hüseyin oğlu Ömer Efendi’yi mütevelli tayin ederek vefat eden Hacı Hasan Ağa’nın 1/3 malını hukuki olarak işletme yetkisine sahip olduğu yetkiyle kendisine yapılan vasiyetle toplam yedi bin kuruşu 11 Muharrem 1263 tarihinde vakfetmiştir.
Vâkıf, vakfedilen yedi bin kuruşu mütevelli tarafında %15 hesabıyla işletilerek elde edilen yıllık altı bin kuruşun geliri vefat eden Hacı Hasan Ağa’nın yaptırdığı medrese ki GAP’nın İmaret Camisi civarında olan Sert Mahmut Paşa Medresesine katılan medresesinde müderris olan Hâfız Ahmet Rüşdü’ye verilecektir.
Ayrıca ihtiyaç olan değerli kitaplar satın alınarak dershanede vakfa uygun olarak incelenmesine imkân verilecektir. Gelirden beş yüz kuruşla medresenin tamir va bakımına sarf olunacaktır. Yine gelirden beş yüz kuruş mütevelliye verilecektir. Vasi hayatta olduğu sürece kendisi mütevelli olacak olup vefatından sonra nesilden nesile evlatlarından ehil olan müderris ve mütevelli olacaktır. Şayet ehil olan çıkmazsa yahut müderris olmazlarsa evlatlarından birisi mütevelli olacaktır126. Şahit olarak Müderris İbrahim Efendi, Halen Müftü Abdülvahid Efendi, Sâbık Müftü Abdullah Efendi, Eğreti-zâde Müderris Ali Efendi bulunmaktadır.
17. Hacı Vâhid Efendi Medresesi
Hacı Vâhid Medresesi’nin ne zaman ve kim tarafından nereye açıldığı hususunda kesin bir bilgi tespit edilememiştir. Medresenin adından Hacı Vâhid Efendi tarafında açıldığı söylenebilir127. 7 Şaban 1257/24 Eylül 1841 tarihli bir terekede Hacı Vâhid Medresesi’nde misafirken vefat eden Hacı Abdullah adlı kişinin terekesinde medresenin ismi belirtildiği şekilde geçmektedir128. H. 1296/M. 1879 tarihli bir kayıtta da medresede okuyan bir talebenin ismi şahit olarak görülmektedir129.
18. Hamza Bey zâde Hacı Ebu Bekir Medresesi
Hamza Bey Medresesi, Hamza Bey-zâde Ders-i âm Ebu Bekir Efendi tarafından 1 Muharrem 1271/24 Eylül 1854 yılından bir süre önce Medli Mahallesi’nde Deper Yolu üzerinde, 20 odalı ve 4 dershaneli olarak açılmıştır130. Hamza Bey zâde Hacı Bekir Efendi belirtilen tarihte Turunç-zâde Ali Bey’in tanzim ettirdiği vakfiyesinde şahit olarak bulunması, yine bu vakfiyede Hamza Bey-zâdenin yaptırdığı medrese içerisinde bir mescitten bahsedilmesi131 medresenin 1854 yılından önce açıldığını gösterir. Bekir Efendi’nin medresenin vakfını da kurmuşsa da faaliyetleri hakkında geniş bilgi tespit edilememiştir132. (Devamı Yarın)

 

KAYNAK
125 Molla Bahşi Mahallesi’nde (Yeni Cami yakınlarında) olan Hasan Efendi Medresesi adı, 11 Zilkade 1285 tarihli bir kayıtta komşu sınırı belirtilirken anılmaktadır. (AŞS, nr. 598, vr. 35a/154).
126 VGMA, Vakfiye Defteri, nr. 583, s. 125/108.
127 Hacı Vâhid Efendi Buharalı’dır. H. 1158/M. 1745 yılında doğmuştur. Eğitimine Buhara’dan sonra Mısır’da devam ederek yirmi yıl kalmış, Tahtavî’den ders almıştır. Buradan Avrupa’ya ve Rusya’ya geçerek İstanbul’a gelmiştir. Sultan II. Mahmut zamanında Fatih medreselerinin birinde müderris olarak çalışmıştır. Hacca gitmiş, dönüşte Afyonkarahisar’a uğramış, halkın ricası üzerine buraya yerleşmiştir. Çilkavuk ailesinden bir kızla evlenmiştir. Edip Ali’nin nakline göre, Hacı Bakı oğulları Yeni cami Medresesi ve evkaftan birkaç zâviye geliri ona tahsis edilmiştir. (Bakı, “Namık Kemal’in Çocukluğundan Yankılar”, Taşpınar (Afyonkrahisar), sayı: 88, Nisan 1942, s. 72, 73). Bu çalışmamızda bu hususla alakalı herhangi bir arşiv kaydı tespit edilememiştir. Hacı Vâhid Efendi, müderrisliği yanı sıra müftîlik makamında da fasılalı olarak (1826-1860) hizmette bulunmuştur. Müftülük görevinden ayrıldıktan sonra işsiz kaldığı anlaşılmaktadır. Karahisar-ı Sâhib ve Kütahya Sancakları Muhassılı olan Dilaver Paşa’ya gönderilen Evail-i Zilhicce 1254/Şubat 1839 bir resmi yazıda temettuattan (kârdan) Hacı Vâhid Efendi’ya yüz kuruş aylık bağlanması bildirilmiştir. (AŞS 564, vr. 40b/109). 1860 yılında ihtiyarlığı bahane edilerek müftülük görevinden alınmıştır. Afyonkarahisar’da yirmi yıl ilim alanında hizmetten sonra XIX. Asır ortalarında (H. 1278/M. 1861) yüz beş yaşlarındayken vefat etmiştir. Arapça ve Farsçayı iyi derecede, Rusça, Latince ve Yunancayı da anladığı rivayet edilmektedir. (İlgar, Afyonkarahisar Müftüleri, s. 61-64; H. Fikri Yazıcıoğlu, Afyon Evliyaları ve İlim Adamları, Afyon 1969, s. 202).
128 AŞS, nr. 566, vr. 51b/179.
129 AŞS, nr. 607, vr. 89b/264.
130 VGMA, Defter, nr. 1760, s. 187; nr. 1757, s. 178-179/93; AŞS, nr. 591, vr. 88b/511; nr. 613, s. 70/459; Atabek, age., s. 201.
131 VGMA, Defter, nr. 616, s. 185/90; Defter, nr.1760, s. 65, 187; nr. 1757, s. 178-179/93; AŞS 583, 35b/130.
132 AŞS, nr. 669, belge no: 189; N. Yazıcı, “Islâh-ı Medâris”, s. 46.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi