DİEGO ARMANDO MARADONA:  TANRI’NIN SOL ELİ

DİEGO ARMANDO MARADONA: TANRI’NIN SOL ELİ

1950’Lİ ve daha önceki tarihlerde doğan futbolseverlerin dillerinde Brezilya, Uruguay ,Arjantin gibi Güney Amerikalı futbolcuların isimleri dolaşırdı..Zizinho,Pedernera,Di Sitefeno (Arjantin’nin River Plate takımından Real Madrid’e geldi ve İspanyol mill takımında da oynadı) Garrincha,Didi ve PELE. On beş yirmi yıl yani seksenli yılların başalarına kadar hafızalardan çıkmadı bu futbolcular..Daha sonraları da Maradona adı …
Benim daha ilkokul orta okul çağlarımda ,1950’li, 1960’lı yıllarda radyolardan dinlerdik naklen verilen maçları…Ankara Radyosu,İstanbul Radyosu,İzmir radyosu vardı..Bırakın TV’leri, TRT bile yoktu henüz..Gazetelerin spor sayfalarından öğrenirdik maç sonuçlarını ;yıldız futbolcuların adlarını ünvanlarını..Eşref Şefik,Muvakkar Ekrem Talu, Pertev Tunaseli ve de Halit Kıvanç gibi Türkçe ustaları spikerler naklen anlatırlardı maçları..
Ama ne anlatım…Futbolcular,pozisyonlar,ataklar,goller,kurtarışlar, fauller; gözümüzün önünden geçerdi onları dinlerken..
İsveç’te oynanan ve Brezilya’nın şampiyon olduğu 1958 Dünya Kupası maçları..Ve henüz 18 yaşındaki Edmondo Errantes Nakçimento Pele bütün dünyayı hayran bırakmıştı kendine… 1958 Dünya kupasını sinemalarda izlemiştik aylar yıllar sonra..
Maradona TV devri futbolcularındandır;ancak TV’ler şimdiki gibi yaygın değildi ve ancak Avrupa şampiyonalarını ve Dünya kupalarını naklen yayımlıyorlardı..1986’dünya kupası maçlarında tanıdı bütün dünya onu..Platini,Zico,Socratesgibi yıldız futbolcular vardı ama bu Dünya Şampiyonası Maradona’nındı..Yarı final maçlarında;Falkland Adaları’nda boyun eğen Arjantin’nin öcünü Maradona attığı iki golle aldı İngiltere’den..Golün birini kendisinin “Tanrı’nın eli”olarak gördüğü sol eliyle ikinciyi de İngiliz savunmasının oyuncularını yere serdikten sonra sol ayağıyla kaydetti..
Arjantinle Almanya karşı karşıya geldiler inalde…Maçın kaderini belirleyen gol Maradona’nın ara pasıyla geldi.. Burrchaga Alman filelerini havalandırdı.Maç boyunca takımı ateşledi trübünleri kaldırdı ayağa Maradona ..Arjantin 3 Almanya 2.. Ve 1986 Dünya Kupası’nı kaldırdı havaya ..
İtalya’nın Napoli takımına gelip “mavi formayı” giydiğinde “azizlik mertebesine” yükselttiler Napoliler Maradona’yı ..O güne kadar hep ikinci sınıf bir takım muamelesi gören Napoli, üstüste iki kez şampiyon oldu..Biraz kilolu oluşu nedeniyle rakipleri Milanolular, “kıvırcık saçlı jambon “ dediler ona kıskançlıklarından ..
Dramatik ve çalkantılı bir yaşam sürdü Diego..25 Kasım2020 günü kalp krizinden öldüğünde 60 yaşındaydı..Üç gün yas ilân edildi Arjantin’de..
Bütün dünyada Maradona’ya fizik olarak benzeyen futbolculara Maradona denmeye başlandı 1986’dan sonra..Benim Afyonspor antrenörlüğü yaptığım dönemlerde Yeşilova’dan transfer ettiğimiz Yüksel’e “Maradona Yüksel” dendi ,yine Alibeyköy’den dikkatimi çektiği için Afyonspor’a getirdiğimiz Çetin de “Maradona Çetin” adını taşıdı uzun yıllar..Bu futbolcular da göze hoş gelen diriplingleriyle, çalımlarıyla tribünlerin alkışladığı futbolculardı..
Maradonalar kuzeydoğu Arjantin’in Corrientes eyaletindeki Esquina adlı bir kasabadan geliyordu. 1960’a geldiğinde, aile 400 mil güneydeki Buenos Aires’e taşınmıştı. Aile hiç unutmadı bıraktıkları yeri. “Köşe” anlamına geliyor Esquina. Bir nehir kasabası. Maradona’nın kendisiyle aynı adı taşıyan babası burada mavnalara sandıklar, balyalar yükleyen bir hamaldı. Tota lakaplı annesi Dalma Salvadora Franco (ki İtalyan asıllıdır) kocası ile kilden, gübreden yapılmış bir kulübede yaşıyordu. “Sanayi öncesi” koşullarda yani. Toprak zemin, sazlardan yapılmış bir “ev”. Babasına, bir ara çalıştığı nakliye şirketinin patronları “canı istedikleri zaman” para veriyorlardı.
Ekonomisi büyük Amerika’nın yoksulu orduya, toprağı büyük Latin Amerika’nın yoksulu futbola yazılır. Maradona’nın kaderi de öyle oldu. Doğanın ona sunduğu tek yetenek futbol 9 yaşından beri
hayatındadır. Uyurken topuna sarılarak uyurdu. Çorak zeminde futbol oynadığı için zorlukla alınan ayakkabısı yıprandığında babasından çok dayak yemiştir.
Arjantin gururu için kimse onun kadar çabalamadı. Yurtseverdi.
O coğrafyaya özgü, “kurumlaşmış Hıristiyanlık karşıtı” bir Hıristiyandı. “Tanrı benim iyi oynamamı sağlıyor. Bu yüzden sahaya çıktığımda hep haç işareti yapıyorum. Yapmazsam O’na ihanet edeceğimi hissediyorum” deyişi bundandır.
Uyuşturucu içti, alkolik oldu, bedenini hırpaladı. Kendi kendinin mağdurudur. Ama başını yine de hep “dik” tuttu. Ona “futbolun tanrısı” demesi hoş bir yakıştırmadır ama inandığı tanrının “sol eli” olduğu kesindir.
Küba Dışişleri Bakanlığı da Arjantinli efsane için bir paylaşım yaptı. Küba’nın simge liderlerinden Fidel Castro’nun yakın arkadaşı olan Maradona’nın, Castro gibi 25 Kasım’da hayatını kaybetmesi hatırlatılarak “Tarih aynı gün gitmelerini istedi” ifadeleri kullanıldı…
Kazanmak için birçok değerin fedâ edildiği 20.yüzyılın sonlarındaki soğuk ve zevksiz futbola,oynadığı güzel oyunuyla renk katan ender futbolculardan biri olarak her zaman hatırlanacaktır Maradona..

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi