DOLAR 17,9684 0.52%
EURO 18,5849 0.9%
ALTIN 1.033,730,39
BITCOIN 4403306,04%
Afyonkarahisar
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

13:15

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Eğitimde sosyal devlet aranıyor – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
14 Ekim 2010 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 14 Ekim 2010 Perşembe 03:00:00
  Değerli arkadaşım Ramazan Seyman, geçen günlerde Gazete 3’te önemli bir köşe yazısına imza attı. Yazının içeriği, okullardaki eksik-gediklerin veliler aracılığıyla tamamlanmasına ilişkindi. Seyman, o yazıdan önce de Salar’daki eğitim-ulaşım sorununa işaret etmişti.
Uzun zamandır bu tür şikayetler geliyordu ancak “haber” şekline dönüştürülmesi zordu bu konuların. Zira ispat ya da belde veyahut bir banka dekontu yoktu elimizde. Ancak örneğin bir veli, Kocatepe’ye telefon açtı ve şunları söyledi:
“Lütfen sesimizi duyurun. 3 çocuğum var. 3’ü de okula gidiyor. Üniforma parası, defter parasının yanında Okul-Aile Birliği’nden de okulun eksiklerini tamamlamak için para isteniyor. Devlet sınıflara kitap veriyor, ama öğretmenler bizden yardımcı ki-taplar istiyor. O zaman devletin verdiği kitaplar neden yetersiz kalıyor? Bir ayda sadece bir çocuğa 90 lira ek harcama yaptım.”
Bunun gibi şikayetler artınca, sorunun sadece ilçe ya da köylerde değil il merkezinde de yaşandığını anladık. Okul-Aile Birlikleri kimseyi zorlamıyor, ancak burada bir-iki senedir çok popüler olan “mahalle baskısı” kavramı gözardı edilemez. Bizim dönemimizde de lisede okulun ihtiyaçları veliler tarafından karşılanırdı. Çoğu veli, gönülsüz olsa da “Aman başkası ne der” düşüncesiyle istenen miktarı bulup buluştururdu. Ancak o “mahalle baskısı” velilerin veya parayı verebilecek ailelerin çocuklarının üzerinde değil, zor durumdaki aileler ve öğrencilerin üzerinde kuruluyor. Hiç kimsenin okula yardım etme mecburiyeti olmadığı hâlde para veremeyenler, kendilerini mahçup hissediyorlar. Eğitim, öğretimle yürüyen bir süreç. Bu süreçte özellikle “başkası ve o” kıyaslamaları çocukların gelişiminde, ruh sağlıklarında ciddi aksaklıklara neden olabiliyor.
İdareci ile veli arasına
para girmemeli
emirdag.com ve emirdag.gen.tr’de çıkan haberlere göre Emirdağ Mithatpaşa İlköğretim Okulu Müdürü Nurettin Diker, okulun ilk veli toplantısında “Bu öğretim yılında yeni kayıt ve naklen kayıt olan öğrencilerden herhangi bir ücret talep edilmemiştir. Ancak, okulda eğitim-öğretimin daha sağlıklı bir şe-kilde yürütülmesi için maddi desteğe ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun çözümü Okul-Aile Birliği ve sınıf anneleri ile olmalıdır. İdareci-Veli, Öğretmen-Öğrenci arasına para konusu girmemelidir. Bizler tahsilat memurluğu için değil, eğitim-öğretim için buradayız. Bizler eğitim-öğretim işlerini yürütürken velileri-mizde okulumuzu güzelleştirmeli, okul ve sınıfların sorunlarını çözmelidir” dedi.
Nurettin Diker haklı. İdareci ile veli arasına para girmemeli, ancak veli ile veli arasına giren paradan nasıl bahsedeceğiz? Burada kabahat aramak çözüm değil. Fakat “sosyal” devlet ilkesinin “sos’tan devlet” şekline dönüşmeye başladığını hissediyorum. Yani adı sosyal devlet, görüntüsü sosyal devlet, ama uygulamada vatandaştan isteyen devlet. Ya sosyal devlet tanımı kullanılmamalı, ya da sosyal devlet tanımına uygun hareket edilmeli. Velilerin aktardığı paraların aslında devlet tarafından aktarılması, devletin ihtiyaçları karşılaması gerekmiyor mu?
Sosyal devletin unsurları parasız eğitim, parasız sağlık, parasız adalet… Sahi, bunların hepsi parasız mı?
İki ilçe örneği
Söz eğitimden açılmışken Anadolu Ajansı’nın geçtiği ve Kocatepe gazetesinin manşetten duyurduğu iki haberi hatırlatmak gerekir.
Birinci haber Sandıklı’dandı. Sandıklı Kaymakamı Ali Candan, “Öncelikle üzerinde durmamız gereken kurs okuma- yazma kursları olmalıdır. İlçemizde 15 yaşın üzerinde 4 bin 100 kişinin okuma yazma bilmediği tespit edilmiştir. Çok kötü durumda değiliz ama daha iyi duruma gelmek için çaba harcamalıyız” diyordu.
İkinci haber ise Emirdağ ilçesinden gelmişti. Emirdağ Kaymakamı Zekeriya Güney, “Emirdağ ilçemizin en büyük sorunlarından biri de özellikle gençlerimizin zihnindeki yurtdışına gitme isteğidir. Yurt dışına gidişin çözüm olmadığı ısrarla anlatılmalıdır” ifadelerini kullanıyordu.
İki Kaymakam’ın, ilçelerindeki sorunları doğru teşhis ettiklerini, doğru teşhisin de doğru tedavi ile sonuçlanacağını düşünüyorum. Fakat burada yine sosyal devlet vurgusu yapmalıyım. Devletin bu işe el atması hâlinde okuma-yazma oranının artacağını düşünüyorum. Yurtdışının umut olmaktan çıkarılması ise sosyal devlet ilkesinin diğer yönleri ile ilgili. Gençlerine istihdam sağlayabilen, gençlerin okullarına verilen yılların karşılığını alabileceğine inandıran her devlet, beyin göçünü önler.
Eğitim de öğretim de üzerinde durulması, tartışılması gereken konular. Hem birlikte hem de ayrı ayrı.
“Bir çocuk değişir, Türkiye değişir” sloganı ile ne kadar özlü anlatılmış durum.
UYARIsoy: Talha Emir Üstadımız, taltif etmiş beni. Kendisine müteşekkirim. Daimi bir kaarisi olmayı sürdüreceğim.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.