HOŞBULDUK  DEĞERLİ HOCAM

HOŞBULDUK DEĞERLİ HOCAM

Değerli Hocam Sn. Kemal Demirkırkan birimiz sol köşeden birimiz sağ köşeden yazarken elbet bir gün bir yerde birbirimizle çakışacaktık. Öncelikle şehrimize bu seviye ve zenginliği yaşatan Gazetemiz Kocatepe’ye teşekkürlerimi sunarım.
Sayın Hocam müsaadenizle hakkı sahibine teslim edelim. Acemisi olduğum bu mecrada sizler ev sahibisiniz Öncelikle sağlıkçı kimliğinizle şehrimize kattığınız değer için teşekkür eder şifasına vesile olduğunuz hastalarınız adına Allah razı olsun derim. Ayrıca zaman ayırıp köşemi okuduğunuz için teşekkür ederim.
Değerli Hocam, sizle bizi birleştiren nice büyük ortak değer var ise yolumuzu da ayıran bir o kadar da büyük makas yol ayrımı var. Nazik konuşma ve hitabınız için teşekkür ederim, biz de aynı seviyeye özen göstereceğiz, sürç-ü lisanlarımız olursa şimdiden affola…
“Fazla itiraz gerçeğin itibarını düşürür” diyordu bir düşünür ve sözlerine şöyle devam ediyordu: Yerli yersiz itirazlar hem gerçeğin değerini düşürür, hem de kişinin itibarını zedeler.
Elbette itiraz edeceğiz, elbette eleştireceğiz.
Bizi zengin kılan en büyük özelliğimiz görüş zenginliğimizdir. İtiraz edip tarafımıza eleştirilerinizi ifade ettiğiniz konu ve hususlar, daha önce de duyduğumuz, bildiğimiz mevzular. Tüm bunlara cevaben küçük bir izahatta bulunmak isterim müsaadenizle:
ÜLKÜCÜLER KİMLERDİR ?
İslam’ı hayat nizamı olarak seçen, bu nizamı tavizsiz bir şekilde yaşamaya çalışandır.
Türk olmanın gururunu faziletiyle bütünleştiren, Türk-İslam Ülküsü’nü yaşayandır.
Günü birlik siyasi menfaatleri aşarak, asırlar sonrasını görebilen ve asırlar sonrası için hazırlık yapan insandır.
Allah için seven, Allah için savaşan, Allah’ın rızasına koşan,
Allah nizamı için yanan, Allah için buğzeden kahramandır.
Semalarda dalga dalga yayılan ezan susmasın diyerek toprağın kara bağrına düşen candır.
Partimiz Milliyetçi Hareket Partisi’dir, Secdeden başka hiçbir yerde eğilmeyen, zihniyetin mensuplarıyız! Manevi muhafızlarımız bir hilal uğruna toprağın koynunda kefensiz yatan kahraman Ülkücü şehitlerimizdir.
Duruşumuz millettir. Durduğumuz yer Türkiye ve Türklüğün ağırlık merkezidir. Bizler kaçak güreşmeyiz kaçak dövüşmeyiz.
Siyaseti ülke menfaatine göre yaparız, vatan için yaparız, millet için yaparız, mertçe yaparız, adam gibi yaparız. Biz ki, vatan ve bayrak uğruna övülmeye de ölüme de razıyız, bunlara seve seve hazırız”
Başbuğum’un da söylediği gibi Biz, politikacı değil, bir dâvanın takipçileriyiz!
Gayemiz, yalnız ve yalnız Allah’ın rızasını kazanarak, İslâm’a ve Müslüman Türk Milleti’ne, Müslüman Türk Dünyasına hizmet için olmuştur.
Cenab-ı Allah’ın rızasından başka gayemiz yoktur.
Değerli Hocam Milliyetçi Hareket Partisi; ne sıradan bir partidir ne de diğer muhalefet partilerine benzer…
MHP bir aksiyon ve dava partisidir. Bu yüzden Ülkemizin Milletimizin Devletimizin “âli menfaatleri !” zorunlu hallerde parti menfaatlerinden, ferdin menfaatlerinden önce gelir..
Bu nedenle de diğer muhalefet partileri gibi; muhalefetini iktidarın ”beyaz dediğine kara, kara dediğine beyaz deme” üzerine yapmaz.
İktidarın yanlışlarını en şiddetli şekilde eleştirir, çözüm yolları gösterir, doğrularını ise takdir eder ve yanlarında durur, cesaret verir .
15 Temmuz’dan sonra bunu bütün uygulamalarında görmekteyiz…
Bu gün devletimizin güvenliğinde terörle mücadelede çok olumlu gelişmeler varsa, terörün köküne kibrit suyu ekiliyorsa,
Türkiye kendisine rol biçilen değil rol biçen durumuna gelmişse,
Mavi, hava, kara vatanın bir karışına göz dikenlere, gözünüzü oyarız diyebiliyorsa,
Milli istihbarat teşkilatımız dünyaya parmak ısırtacak operasyonlar yapabiliyorsa,
Türkiye Cumhurbaşkanı ‘na Azerbaycan konuşmasında Enver Paşa’ya rahmet dileten şehidimiz, kahramanımız Enver’in bundan böyle ihtiramla anılacağı ve itibarının iade edildiği bir safhaya gelinmişse aklı Türkiye olan Millet aklı sayesindedir…
Bütün bunar Liderimizin ve MHP’nin takip ettiği ülke çıkarları siyaseti sayesindedir. Hani küçük diye tabir ettiğiniz parti işte bilirsiniz nice azlar nice çoklara galip gelmiştir.
DEĞERLİ HOCAM;
Sayın Devlet Bahçeli’nin “Anayasa Mahkemesi Kapatılmalı” sözüne ithafen bir cümle kullanmışsınız yazınızda sözünün devamında niçin “Türkiye’nin demokratikleşme sürecini hızlandıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle çelişmeyecek demokratik, etkin, adil, tartışmaların odağı olmaktan çıkarılmış bir “Yüce Mahkeme”, deyim yerindeyse bir “Divan-ı Ali” kurulması Türkiye’nin gücüne güç katacaktır. Siyaset kurumunun görevi, yaşanan karanlık dönemlerin muhasebesi ile geleceğin Türk asırlarının, Türk nesillerinin ihtiyaçlarını tespit etmek, kudretli devlet inşası için gerekli demokratik adımları ve atılımları süratle hayata geçirmektir. Geçmişin hüzünlü ve kaotik dönemlerinden hukuken, fiilen, fikren ve ruhen kurtuluş bu şekilde sağlanacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin son zamanlarda verdiği kararlar sancılı ve sakattır. Hak ihlalleri adı altında, milli haklara ve adalet duygusuna telafisi imkânsız zararlar verilmektedir” sözleri görmezden gelinmektedir. Parti olarak hiç bir zaman çözümsüzlükten yana olmamışızdır. Sorun neyse tespit edilmiş yapılması gerekenler tarafımızca tebliğ edilmiştir.
MUHALİFLİK KONUSUNDA
30/03/2021 Tarihli ÇİZGİ Başlıkla yazımda şu sözlerle ifade etmiştim.
Türk Milletinin ve Devletinin bekası temelinde milli ve manevi değerler esas alınarak kurulan Cumhur İttifakı, elbette Ankara merkezli koruyucu, kurtarıcı milli siyasetini sürdürecektir.
Bu durumdan rahatsız olan küresel güçlerin içimizdeki sözcüleri, her akşam toplumsal algı oluşturmak için ezberletilmiş cümleleri papağan misali tekrarlayıp Sayın Cumhurbaşkanımıza akıl vermeye, topluma da küresel zehri aşılamaya devam ediyorlar.
Aslında biz bu sahneye alışkınız. Ne zaman ki Türk devlet politikası Türk Milletini, Türk Devletinin bekasını ön plana çıkararak var oluşunu, güvenliğini, yükselişini esas alan bir siyaset yürütürse, dış güçlerin sözcülüğüne soyunanlar rolünü oynamaya başlar.
Hiç bir zaman kimseyi ötekileştirmedim fakat bazıları var ki onlar zaten hiç bizden olmadı. Bu Toprakların evladı olmadı olamaz da.
Muhaliflikle hainlik arasında öylesine kalın bir çizgi var ki aslında görmemek için hem dünya hem de gönül gözünün kör olması gerek. Tabii Muhalif olmak bir kimlik olabilir, çekici de gelebilir. eğer bir böyle bir kimlik aranıyorsa. Asıl muhalif biziz. Neden mi?
Çünkü terör örgütleri;
PKK’ya muhalifiz
FETÖ’ye, DEAŞ’a, DHKP-C’ye muhalifiz
Türkiye’ye dar gömlek giydirmek isteyen emperyalistlere muhalifiz
Tek tarafımız Türkiye Gerisi teferruattır!
Gördük ki Memlekette Dolar çıkınca sevinen
Faiz yükselince alkışlayan ilginç bir kitle var,
Onlar da kendilerine muhalefet diyor
Biz ise Tek kelimeyle “Hain” diyoruz!
Kıymetli Abim; Ülkemizin parası değer kaybederken alkış tutanlaraydı bu sözlerim, Terör örgütleriyle iş tutanlaraydı bu sözlerim. Eğer birileri üzerine alınacaksa adres belliydi bu ifadelerimde…
Saygıdeğer Abim;
Hikem-i Ataiyye ifade ettiği gibi Her meseleye cevap veren, her gördüğünden bahseden, her bildiğini anlatanı görürsen anla ki cahildir. Elbette böyle bir duruma düşmek istemem. Sorularınız her ne kadar çoksa cevaplarımız da elbet bir o kadar vardır. Şahsım adına yazmış olduğunuz bu yazıyı “Hoş geldin” yazısı olarak kabul edip teşekkür ediyorum. Değerli Hocam biz yine kendi alanımızda yazmaya devam edelim ve taktiri halkımızı bırakalım, onların kantarı belindedir…
En baki muhabbet ve saygılarımla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi