DOLAR 18,6480 0.07%
EURO 19,6300 0.17%
ALTIN 1.068,82-0,17
BITCOIN 3140800,19%
Afyonkarahisar

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

İSLÂM’DA ZEKÂT-11

ABONE OL
3 Ağustos 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MİRAÇ TALEBİNDE BULUNANLAR
ZEKÂTINI VERSİN
Allah, Elçisine kendisi ile elçisiz doğrudan görüşme fırsatını niçin vermişti? O’nu en yüce noktaya, Cebrail’in bile yücelemediği noktaya niçin yüceltmişti? Cenâbı Hakk Sevgili Peygamberimizin yolundan gidenlere aynı yüceliği verecek mi? Yâni cennette Allah’ın cemâlini bizler de görecek miyiz? Allah’ın cemâlini göreceksek buna hangi yol ve yöntemle ulaşacağız. Bu soruların karşılığını Ahmet Yesevi, Hikmet’inin hemen başında veriyor.
Sözü söyledim, kim isterse Allah’ı görmek
Canını canına bağlasın, damarlarını eklesin
Garip, yetim, fakirlerin gönlünü alsın.
Hoca Ahmed Yesevi Hazretleri Peygamber Efendimizin Miraçla mükâfatlandırılmasını da gariplere, fakirlere, yetimlere sahip çıkması ile ilişkilendiriyor ve şöyle diyor:
”Garip, fakir, yetimlerle Elçi ilgilendi
O gecede Miraç oldu Allah’ı gördü
Döndü geldi yine fakirlerin halini sordu.”
Ahmet Yesevi Hazretleri Hikmetli Divanında şöyle diyor:
“Kim Allah’a ulaşmak istiyorsa… Garip, yoksul, yetimlerin gönlünü alsın…”
Zekât ve cimrilik konusunda Cenabı Hak bizi şu ayeti kerime ile uyarıyor:
“Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriliği emreder. Allah ise, size kendisinden bir mağfiret ve bir bolluk vaat ediyor. Allah, ihsanı geniş olan her şeyi hakkıyla bilendir.”(Bakara/268 )
Bir başka ayette ise:
“Altını ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar (yok mu) İşte onlara pek acıklı bir azabı müjdele.” (Tevbe/34)
Yukarıdaki ayetin devamında ise:
“O gün ki bunlar, üzerlerinde (yakılacak) cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, İşte bu (denilecek) Nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınız. Artık saklayıp istifçilik ettiğiniz bu nesneleri (mal ve servetin acısını haydi) tadın “(Tevbe /35 ) buyrulmaktadır.
BELA SADAKANIN ÖNÜNE GEÇEMEZ
Zekât ve sadaka konusunda gevşeklik gösterilmemesine dikkat çeken Sevgili Peygamberimiz bu konuda şöyle buyuruyor:
“Cimrilikten ve (mala, servete karşı) ihtirastan korununuz. Çünkü cimrilik sizden evvel geçenleri helak etmiş, onları kan dökmeye, haramı helal görmeye sevk etmiştir.” (Riyazüssalihin 1/584)
Bu konuda yine sevgili Peygamberimiz :
“Fakirlik neredeyse kâfirlik olacaktı!“ buyuruyor.
“Kesenin ağzını bağlama, senin de rızkın bağlanır. (yani cimrilik etme) İnfak et, sayma (sayarsan) sana da sayı ile verilir. Malını kilere kapatma, (kapatırsan) Senin de rızkın kapanır.” (Buhari ve Müslim)
Diğer bir hadis-i Şerifte ise: “Sadakanın en değerlisi; fakirin gücü nispetinde gizlice başka bir fakire verdiği sadakadır.” (Hadis-i Şerif) buyrulmuştur.
Belâ Sadakanın Önüne Geçemez
Sadaka, ateşin suyu söndürdüğü gibi günahları söndürür. Yetmiş tane kötülüğü önler. Sevgili Peygamberimiz(S.A.V.):
“Sadaka Rabbin gazabını söndürür ve kötü bir halde ölmeyi önler” buyurmuştur. (Şir’at’ül –İslam, s:178) Sadakanın önlediği kötü neticelerden bazıları şunlardır:
Çok fakir duruma düşmek; Şiddetli ağrısı ve sancısı olan bir hastalığa tutulmak; Allahü Teâlâ’yı zikretmeyi unutmak, yıkılma, boğulma, yangın ve âni ölümdür. Hadisi şerifte:
“Geçmiş üzüntüleri ve gelecekte olabilecek sıkıntıları sadaka ile gidermeye çalışınız. Allahü Teâlâ böylece sizi sıkıntıdan kurtarır, düşmanlarınıza karşı size yardım eder, musibet halinde ayağınızı sâbit kılar” buyrulmuştur. (Şir’at’ül-İslam s:178)
“İnanan insanın zekât ve sadaka vermede acele etmesi gerekir, zira bela sadakanın önüne geçemez.” (Feyz’ül Kadir, 3/195) Sevgili Peygamberimiz: “Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah Teâlâ yedi insanı Arşın gölgesinde barındıracaktır. (Bunlardan biri de), sağ elinin verdiğini, sol elinin bilmeyeceği kadar sadaka veren kimsedir.” (Buhari, Ezan 36, Zekât 16; Müslim, Zekât 91)
Ömer b. Abdülaziz: “Namaz seni yolun yarısına, oruç da Melik’in kapısına, sadaka ise Melik’in huzuruna iletir,” demiştir. Nitekim Yüce Rabbimiz “Kullarım, seni Benden sorarlarsa, (bilsinler ki) gerçekten Ben (onlara) çok yakınım.” Bakara 2/286 buyurmaktadır. Bir kutsi hadiste şöyle buyrulmaktadır: “Kulum bana bir karış yaklaştığı zaman, Ben onu bir arşın yaklaşırım; O Bana bir arşın yaklaşınca Ben ona bir kulaç yaklaşırım; O bana yürüyerek geldiği zaman, Ben ona koşarak varırım.” (Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikir 2,3 20-22)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.