DOLAR 18,5039 -0.02%
EURO 18,1433 -0.12%
ALTIN 987,780,00
BITCOIN 358773-0,43%
Afyonkarahisar
25°

AÇIK

05:28

İMSAK'A KALAN SÜRE

TARIK BUĞRA, BUGÜNLERİ GÖRMÜŞ – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
23 Eylül 2016 11:51
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 23 Eylül 2016 Cuma 11:51:34
 

Kanal 3’teki “Üçü Bir Arada Muhabbet”in Pazar günü saat 10’da yayınlanacak bölümünde, AKÜ Öğretim Görevlisi Türker Göksel, “Tarık Buğra, galba büyük bir fütüristti. Gençliğim Eyvah kitabından öyle bir bölüm okuyacağım ki çok şaşıracaksınız” demişti. Okuduğunda, İletişim Uzmanı Eren Gökyer ve ben gerçekten çok şaşırdık. Programdan sonra Türker Hoca’dan ilgili bölümü rica ettim, sayfaların fotoğraflarını bana gönderdi.
İşte Tarık Buğra’nın 1980’lerin başında yazdığı Gençliğim Eyvah’ın o bölümü:
“‘Karısını öldürmeye mecbur kalıp da kişiliğini bir ilâh tekliğine ve bağımsızlığına kavuşturduktan sonra’ derhal işe girişti:
‘Büyük av’ dediği bu iş de, bu irili ufaklı, rüşvet, kaçakçılık ve cinsel sapıklık erbâbını ökseye, ağa veya oltaya düşürmekten başka bir şey değildi.
Şantajdan alabildiğine yararlanıyor, ama hep ‘bilinmeyen’ olarak kalıyordu. İş küçücük bir ekiple başlamış, ama kısa sürede akıl almayacak kadar büyüyüp genişlemişti. Ona ilk avları, büyük kaçakçılık davaları alan ve bir vakitler bakanlık yapmış profesör getirdi. Onun yanında, bir de sapık bir ünlü ithalatçı Rum vardı. Gerisi çorap sökügü gibi gitti. Ve İhtiyar, hep bilinmez kalarak, üniversite, basın, iş ve Devlet hayatının köşebaşlarını ele geçirdi.
Öte yandan, adamlarını tarikat’lar gibi örgütlüyor ve çalıştırıyordu. Derviş’leri vardı. Onları yurdun dört bucağına salıyor, ülkede olup bitenleri bütün ayrıntıları ile düzmece, ama akla yatkın belgelerle kulaklara aktarmak için kullanılıyordu:
Memlekette haksızlıklar, suistimaller, kayırmalar gırla gidiyordu. İyiler, dürüstler, üstün yetenekliler eziliyor, yiyiciler ve beceriksizler ödülleniyordu.
Yayılmak istenen ve yayılan hava işte bu idi. Bu havada da, ülkenin üstüne kimi kapkara, kimi kıpkızıl bulutlar toplanıyordu.
Ama dervişlerinin görevi bu kadar değildi.
Onlar, her gittikleri yerde, halkın sevdiği, saydığı, benimsediği yöneticileri ve ileri gelenleri belirleyih rapor ediyorlardı. O zaman da İhtiyar, başkentteki adamlarını harekete geçiriyor ve öyle insanlara baskı yaptırtıyor, yöneticiler ise görevlerinden alınarak, bir çeşit sürgünle, berbat yerlere ve etkisiz görevlere gönderiliyordu. Bu arada Devlet’e ve bu kavrama bağlı olanlara daha haşin, daha haksız davranılıyordu, bunun için de komplolar düzenliyor, tuzaklar kuruluyor, yöre halkının aslını pek güzel anlayacağı iftiralar düzenlenip çamurlar atılıyordu.
Milleti Devleti’nden soğutmak, ona düşman hâle getirmek için yapılan bu işlere, İhtiyar ‘Devleti Devlet eliyle yıpratmak’ derdi. Ve çalışmalarını ters yönde de sürdürüyordu:
Çirkef yöneticiler de arkalanıyor, el altından kışkırtılıyor, sonra da yetki çevrelerinde yemedik nâne bırakmayan bu ‘hergeleler’, ‘başkentteki daha büyük hergeleler’ce övdürtülüp ödüllendiriliyordu.
İhtiyar, bütün bu işler için, görülmemiş ve eşine rastlanmaz bir gurur keyfiyle ‘benim deham’ diyordu. Ve dehâsı dur dinek bilmiyordu:
Yenilenen ve yedirttiği her nâne dosyalanırdı. Emri böyleydi. Ama bu dosyaların kullanılmasını, yâni açıklanmasını, yâni suçluların cezalandırılıp halkın gevşemesini her zaman yasaklamıştır.”
Ne kadar etkileyici değil mi?
Sanki FETÖ’yü ve FETÖ’nün faaliyetlerini anlatmış.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.