YOLU AFYONKARAHİSAR’DAN GEÇEN BİR SİYONİST

YOLU AFYONKARAHİSAR’DAN GEÇEN BİR SİYONİST

Bir terör devleti izlenimini veren İsrail Müslümanlara karşı sürdürdüğü zorbalığa bir yenisini ekledi. Geçtiğimiz Cuma akşamı yatsı namazını kılmak için işgal atındaki Kudüs’te Mescidi Aksa’da toplanan Müslümanlara saldırdı. Ses bombaları ve plastik mermilerde yapılan bu saldırılarda 200’ü aşkın Müslüman yaralandı.

1.Dünya Savaşı sonrası İngiltere’nin öncülüğüyle Filistin topraklarına yerleştirilen ve sonrasında diğer ülkelerden Yahudilerin sistemli göçü, bir taraftan zorbalıkla bölgede çoğunluğu sağlayan Yahudi nüfus nihayetinde 1948 yılında İsrail Devleti’ni kurdu. Kurulduğu günden bu yana topraklarını genişleten, Filistin’i işgal eden İsrail Devleti yaptıklarıyla açıkça insanlık ve savaş suçu işlemekte.

Peki Ortadoğu’nun bağrına saplanan İsrail nasıl doğdu?
Binlerce yıldır devletsiz yaşayan Yahudileri bir devlet çatısı altında toplama fikrini ilk olarak Theodar Herzl isimli bir Macar Yahudisi gazeteci ortaya attı. 1860 doğumlu olan ve Viyana’da yaşayan gazeteci Herzl, Avrupa’da gittikçe artan Yahudi karşıtlığının nasıl çözüleceğine dair fikir arayışlarına girdi. Bir dönem Yahudilerin topluca Hristiyan olmalarını önerdi. Sonrasında Avrupa’daki güçlü ırkçılık yüzünden Yahudi karşıtlığının din değiştirerek çözülemeyecek kadar köklü olduğunun bilincine varınca ‘Yahudi Sorunu’nun ancak siyasi yoldan çözülebileceğine kanaat getirdi. Herzl, Yahudilerin kendi kaderlerini tayin edebilecekleri devletlerini uluslararası camianın desteği ile gerçekleştirebileceklerini düşündü ve 1896 yılında Yahudi Devleti fikrini ortaya attı. Devletin kurulabileceği yer doğal olarak Yahudilerin tarihi anavatanı olan İsrail topraklarıydı. Bu özlemi özetleyen fikir akımına 1890’da modern bir isim bulunmuştu: Siyonizm.

Herzl bu amaçla 28 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde 1. Siyonist Kongre’yi topladı ve bölge Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altında olduğundan siyasi amacını, “Siyonizm, kamu hukuku güvencesi altında Yahudi halkı için Filistin’de bir yurt kurulmasını amaçlar” şeklinde yazıya döktü. Theodor Herzl’den önce de bu fikri ortaya atanlar olmuştu ancak onu farklı kılan şey ise konuyu eyleme dönük bir şekilde siyasallaştırmayı başarmış olmasıydı.

Herzl’in temasları
Herzl, bu amaçla din adamları, devlet başkanları ve imparatorlarla görüştü. Bölgenin 1517 yılından beri Osmanlı yönetiminde olması dolayısıyla çözümün anahtarını elinde bulunduran Sultan Abdülhamit bu devlet adamlarının en önemlisiydi. Herzl’in geneldeki ve özellikle Sultan Abdülhamit’le olan temasları konusundaki temel kaynaklardan biri onun hatıratıdır.

Herzl Sultan Abdülhamit’le görüşmek için 1896-1902 yılları arasında 5 kez İstanbul’a geldi. İlk başlarda görüşemese de sonra huzura kabul edildi. Bu ziyaretlerde Osmanlı’nın dış borçlarını üstlenmesi karşılığında Filistin’e Yahudi göçü ve orada toprak verilmesi konusundaki isteklerini iletti. Bu tarihlerde Kudüs ve Filistin topraklarında çok sayıda Yahudi yerleşimci olmakla birlikte organize değillerdi.

Herzl anılarında Sultan Abdülhamit bu görüşmelerde kendisine “Bir adımlık toprak bile satamam, zira bu topraklar bana değil, milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu savaşarak ve kanıyla sulayarak kazandı. Bizden ancak kanla koparılabilir… Yahudiler milyarlarını saklasınlar. İmparatorluk bölüşüldüğünde Filistin’i bedavaya alabilirler. Ancak cesedimiz paylaşılabilir canlıyken parça koparılmasını kabul etmeyeceğim.” Dediğini söyler. Bu ziyaretlerde Herzl, ilk Eski Türkçe harfli daktiloyu imal ettirdi ve Sultan Abdülhamit’e hediye etti. Kendisine meciye nişanı takdim edildi.

Herzl 1904 yılında ölümüne kadar bu çabalarını sürdürdü. İlk kez onun topladığı ve ölümünden sonra da sürdürülen Siyonist Kongreleri 1.Dünya Savaşı sırasında İngiltere’yi etkilemeyi başardı. İngiltere Hükümeti Dışişleri Bakanı Arthur Balfour’un Siyonist hareketin önde gelen isimlerinden Rothschild’e hitaben yazdığı “Filistin topraklarında Yahudiler için bir vatan vadeden” 2 Kasım 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu olarak bilinen belge ile Osmanlı’nın elinden çıkan bu topraklarda Yahudi Devleti’nin yolu açıldı.

İsrail’in kuruluşuna dair bu bilgileri verdikten sonra gelelim konunun Afyonkarahisar’la olan bağlantısına. Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in yanında bulunan isimlerde birisi de ressam Efrayim Moses Lilien’dir. “İlk Siyonist sanatçı” olarak anılan Lilien 1874 yılında Romanya Galiçya’da doğdu. Resim ve grafik teknikleri öğrenimi gördü. Art Nouveau illüstratörü ve baskı yapımcısı olarak özellikle Yahudi temaları üzerine sanatı için dikkat çekti.
Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in ünlü fotoğraf portresi Lilien imzasını taşır. Eserlerinde sıklıkla Herzl’i model olarak kullandı. Diğer taraftan Tevrat’taki öğeleri resimleştirdi. 1902 yılında yaptığı bir çalışmada Türkiye, Ortadoğu ve Mısır’ı içine alan hayalindeki ve Tevrat’ta ki Yahudi Devletinin sınırlarını resmeder.

Kendisi de Siyonist Hareketin bir üyesi olan Lilien, 1906-1918 yılları arasında birkaç kez o dönemde Osmanlı toprakları içinde olan Filistin’e gitti. Eserleri arasında yer alan Afyonkarahisar tablosu 1918 tarihini taşır. Anlaşılan Efraim Lilien bu son seyahatini trenle yapmış ve yolculuğunda da Afyonkarahisar’da konaklamıştır.

Bu Siyonist ressamın Afyonkarahisar tablosunda Çavuşbaş tarafından Kalenin arka kısmı ve toprak damlı evler resmedilmiştir. 22,5*40 cm ebadındaki bu tablo sonraki yıllarda yine Almanya’da Lilien imzası ile kartpostal olarak basılmıştır.

Efraim Moses Lilien 1925’te Almanya’nın Badenweiler kentinde öldü. Siyonizmin kurucusu Herzl’lin yakın dostu olan bu ressamdan geriye 1918 tarihli Afyonkarahisar tablosu ve Kudüs’te bir sokaktaki adı kaldı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi