DOLAR 18,5853 -0.02%
EURO 18,1602 -0.16%
ALTIN 1.021,94-0,08
BITCOIN 369182-1,81%
Afyonkarahisar
12°

HAFİF YAĞMUR

12:57

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ZAFER VE KURTULUŞ

ABONE OL
26 Ağustos 2019 13:27
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün Afyonkarahisar’ın Yunan işgalinden kurtuluşunun 97’inci yıldönümü. Dedelerimiz, ninelerimiz tarihte eşine az rastlanır bir zulümden, işgalden 97 yıl önce bugün kurtulmuşlardı. Bugünlerimizi, o günlere, o günün kahramanlarının tümüne borçluyuz.
Afyonkarahisarlılar’ın işgal altında iken yaşadıkları mezalim, katil Yunan askerlerinin Afyonkarahisarlılar’a çektirdikleri çileleri hep okuduk, yazdık. Zafer ve Kurtuluş vesilesiyle Afyonkarahisar’da 97 yıl önce bugün hakim olan manzarayı bir kez daha hatırlayalım isterseniz:
Mustafa Kemal, Nurettin ve Fevzi Paşalarla birlikte Kocatepe’deki gözetleme noktasına çıkarken gökyüzündeki hilal ve yıldızın karşı karşıya gelmesini bir zafer işareti olarak yorumlamışlardı. O sabah (26 Ağustos) Büyük Taarruz başlar. Sabah 04.30’da tanzim atışı açılır, 5.50’de de tahrip atışına geçilir, saat 07.00’da ise Yunan topçusu susar ve Büyük Taarruz ile Türk ordusu 14 gün sonra İzmir’e varır.

 

 

ATATÜRK’ÜN YAVERİ SALİH BOZOK ANLATIYOR

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaveri Salih (Bozok) Hakimiyet-i Milliye gazetesine 25-26 Ağustos gecesini şöyle anlatmıştı:
“İşte bu andan itibaren bütün bataryalar düşmana ölüm püskürtmeye başlamıştı. Ne kadar batarya ateş ettiğini bildiğimiz halde kulaklarımızı inandırmak kabil değildi, ortada yalnız bir top, bütün dehşetiyle gürleyen tek bir top varmış gibi bir ateş karşısında idik. Karşıda müthiş bir manzara! Üç noktada toprak mütemadiyen yerden fışkırıyor ve ağır ve kesif bir duman bu kaynayan yerlerin üzerinde geziniyordu. Bu manzara ancak görülebilir, tarife imkan yoktur. (…) Kesif duman sütunları yükseklere çıkıyordu. Bir an oldu, bütün Türk kahramanları bu alev ve duman duvarının içinde kayboldular. Belentepe’deki düşman siperlerine bir hamlede girmişlerdi!
Yaver Salih Bozok Taarruz’un ikinci gününü de anlatmıştı.”Taaruz’un ikinci günü Afyon’un sükutu (düştüğü) haberi verildi. Ve biz bir gün sonra çadırları yıkarak şehre naklediyorduk, fakat bizi şehre götürecek yolların hepsi kapalıydı.
Otomobillerimiz düşman tel örgülerinden ve siperlerinden aşırmak lazım geliyordu. Paşa hazretleri emir verdiler. Tel örgülere kadar dayattık ve otomobilin makası ile bunları kestik. Ve siperlerden bulduğumuz bir kapıyı ve tahtaları köprü yaparak otomobili siperlerin öte tarafına aşırdık. (…) Kendi eserimiz olan köprünün üzerinden sonra tam yolun Afyon istikametini tuttuk. Belediye önüne geldiğimiz zaman kadın, erkek, genç, ihtiyar sokağa dökülen ahalinin otomobile öyle bir hücumu karşısında bulunduk ki sevinçten ağlaşan, nihayetsiz göz yaşı döken bu zavallı vatandaşlarımız içinden kurtulmak imkanı yoktu. Kadını, erkeği paşa hazretlerine sarılıyor, yüzünü gözünü öpüyor, ayağına kapanıyor, tozlu elbiselerine yüzlerini sürüyorlardı. Bu acıklı sahneye dayanma imkanı yoktu.
***
Taarruz öncesinde Türk Ordusu’nun bütün gücünü güneyde, Kocatepe sırtlarından başlayacak akına göre topladıktan sonra kimseye bilgi vermeyen Mustafa Kemal’in Ankara’da büyük bir çay partisi vereceği haberi yayılır. Davetliler var, çay partisi var ama Mustafa Kemal ortada yok! Çünkü bu bir oyalama ve dikkati başka yöne çekme hamlesidir. Çay partisi söylentisini Mustafa Kemal yaymış ve böylece düşman kuvvetlerinin rahatlamasını sağlamıştı. Aynı zamanda Anadolu’da kendisine karşı bir isyanın başladığına dair söylentilerin de yayılmasını sağlamıştı.
Cephede olan Atatürk, Anadolu’nun dış dünya ile bütün telgraf bağlantılarının kesilmesini emreder. Henüz cephede savaş başlamadan önce Mustafa Kemal istihbarat savaşını başlatır. Anadolu’daki İstanbul gazetelerinin muhabirlerinin telefonları kestirilmişti. Bir süre bu yasak nedeniyle İstanbul olan bitenden haber alamadı. Muharebe alanındaki haberler resmi tebliğlerle duyurulacaktı.
Kocatepe’deki topçu ateşi ağır sis nedeniyle yarım saatlik gecikmeyle 26 Ağustos cumartesi sabahı saat 5.00’te başladı. Taarruz haberi Meclis’e aynı gün saat 14.00’de ulaştırıldı. Rauf Bey’in yayınladığı beyannamede Türk Milleti için mesut günlerin yaklaştığı müjdelenmiş, Türk tarafının üstünlüğü 26 Ağustos gecesi belli olmuştu.

 

HALİDE EDİP AFYON’DA

 

Mustafa Kemal’den aldığı telefon üzerine köpeği Yoldaş, atı Doru ve emir eri İbrahim ile 27 Ağustos günü Konya’ya ulaşan Halide Edip, milletin içindeki sevinci gözlerinden okumuştu. Afyon yolunda şoför kaybolunca korkulu anlar yaşamışlar, Yunanlıların eline düşecekleri korkusuyla yaralılardan yol sormuşlardı.
Önce Afyon’un yüksek kayalıkları görünmüştü. Sonra da haki renkli gölgeler ve yanan evler. Karargahı da birkaç saat evvel Afyon’a ulaşmıştı. Mustafa Kemal’in çavuşu iki kez gelip onu sormuştu. Elini yüzünü yıkayan Halide Edip’e, “Hemen Başkumandan’a rapor ediniz” dediler. Yuvarlak bir masada iki lamba yanıyor. Fevzi Paşa ile Başkumandan bir masa üzerine eğilmiş konuşuyorlardı. Halide “Mustafa Kemal’in yüzünde yüz güneş doğmuş gibi yüzü parlıyordu” diye yazacaktı.
“Tebrikler Paşam, nihayet muvaffak oldunuz.”
Bir kahkaha. “Evet nihayet bu işi yaptık. Buraya nasıl geldiniz?”
“Az daha Yunanlıların arasına düşüyordum”
“Ben de bugün Yunanlıların arasına düşüyordum” (Bunu söylerken yine gülüyordu.)
“Sizin düşmeniz çok büyük bir felaket olurdu. Yine bir kahkaha.
“Gelin hanımefendi. Yemek yiyelim”
“İzmir’i aldıktan sonra biraz dinlenirsiniz Paşam. Çok yoruldunuz.”
“Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra birbirimizle kavga edeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz”
Mustafa Kemal o gece kendisine ayrılan odayı Halide’ye verdi, kendisi çadırda yattı. Nureddin Paşa’ya da “Ona Kızılcadere’yi gösterin” dedi. Ölü insanlar, hayvanlar, sahibini arayan köpekler. Kızılcadere bir insanlık felaketiydi.
“Halkın içinde korkunç bir kin hissediliyor. Cehennem dünyaya gelmiş gibi. İki millet, birisi yakıp yıkmış, diğeri kurtarmak için hareket halinde. Hiçbirisi öbür tarafa zerre kadar merhamet göstermiyor.” diye yazmıştı Halide Edip.
27 Ağustos günü Afyonkarahisar’ın Türk Ordusu tarafından alındığı resmi tebliğ ile duyuruldu. Mustafa Kemal müjdeyi Meclis’e bir telgraf ile haber verdi. Telgraf alkışlar arasında okunur, dualar edilirken kesin zafer dileniyordu.
Meclis’e gönderdiği 28 Ağustos tarihli telgraf şöyleydi:
“Askerlerimiz pek keyiflidir. Yorulmak bilmiyorlar. Bu gece Afyonkarahisar’dayım. Halk şenlik yapıyor.”

 

BİR FOTOĞRAF VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Bugünkü Anıtpark’ın bulunduğu yerde atıyla mağrur bir şekilde poz veren Yunan askeri görülüyor bu fotoğrafta. Fotoğrafı tarihi araştırmaları ile ilimizde önemli hizmetlerde bulunan Hasan Özpunar kardeşimizde gördüm. Müsaadesini alarak köşemizde kullanıyorum.
Şimdiki Anıtpark’ın bulunduğu alanda bu mağrur pozu veren Yunan askerini ve arkasındaki Türk çocuklarını görence, “Utku Anıtı’nda düşmanını ezen Türk ile ayaklar altına alınan düşmanın neden burada, böyle sembolize edildiği daha iyi anlaşılıyoruz” demekten kendimizi alamadık. Siz ne dersiniz?

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.