KUR’AN-I KERİM  CAMİLERE VE VİCDANLARA HAPSEDİLEMEZ

KUR’AN-I KERİM CAMİLERE VE VİCDANLARA HAPSEDİLEMEZ

Kuran bir ahlak ve yaşayış biçimidir. İnsanın her davranışına yön verir. Kuran’ı yalnızca vicdanlara e camiye hapsetmek son derece yanlış ve kısır bir düşüncenin eseridir. Kuran, iki ayrı ayette danışma esasını öngörerek seçime dayanan bir cumhuriyet rejimini öngörür. Medeni hukuk, ceza hukuku, ticaret hukuku gibi alanlarda da hükümler öngörerek kamu ve özel hukuk alanlarını da düzenler. Örneğin riba (faiz) adı altında riskin yalnızca bir tarafta kaldığı, çalışmadan kazanç sağlanan ve ekonomide maliyetleri artıran faizli her muameleyi yasaklayarak alım satımı helal kılmış ve ortaklık yapılarak riskin eşit olarak dağıtılmasını öngörmüştür. Yine bu çerçevede kurulan finans kurumları nakdi kredi vermeyerek alım satıma aracılık ederler ve kar dağıtımı esasına dayanırlar. Alım satıma aracılık etmek, ekonomide arz talep dengesi sağlayarak talep fazlalığından kaynaklanan enflasyon hastalığına yol açmaz. Bunun gibi islamdaki emir ve yasaklar ilmi olarak dikkatle incelendiğinde son derece önemli anlamlar taşıdığı görülür. İşte Kuran’ı okumak onun içerdiği incelikleri anlamakla bir anlam ifade eder. Bu görev daha çok okumuş aydın kesime düşer. Halka düşen ise kendinden olan islami davranış sergileyen ihlâslı âlimler ile ehil ve liyakatli yöneticileri seçmek, desteklemek ve uymaktır.
Kuran’ın okunuş biçimi hakkında ise şunlar söylenebilir. Kuran mucizevî bir kitaptır. Bazı ayetleri müteşabihtir. Yani anlamını yalnızca Allah bilir. Bazı ayetler yine bazı ayetler tarafından neshedilmiştir, yani hükmü ortadan kaldırılmıştır. Bazı konular örneğin içki yasağında olduğu gibi aşama aşama yasaklanmıştır. Yine bazı ayetler birden fazla anlamlara gelir ve Kur’an bütün zamanlara hitab eder. İşte bütün bunların anlasılması belli bir ilmi gerektirir. Bu yüzden Kuran’ın anlaşılmasından maksat islam âlimlerinin anladığı gibi anlamaktır. Aksi halde bir kimsenin çıkıp, ben mealden okudum demesi ve arkasından hüküm çıkarması yanlışlığın başını teşkil eder ve kişiyi küfre kadar götürür. Kişinin bilgisiz olarak kendi görüşüyle Kuran’ın tefsiri konusunda söz söylemenin yanlış olduğuna ilişkin olarak peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Her kim Kuran hakkında kendi görüşüne dayanarak bir şey derse (bir karar verirse) cehennemde yerini hazırlasın”(İbn-i Abbas r.a.’dan rivayettir; Tirmizi, Tefsir 1). Bir başka hadis-i şerif ise şöyledir: “Her kim Kuran hakkında kendi görüşüyle bir şey derse, isabet etse (doğru dese) de muhakkak hata etmiştir.” (Cündüb İbn-i Abdullah’tan rivayettir. Tirmizi, Tefsir 1; Ebu Davut, İlim 5).
Bu nedenle Kuran’ın meal ve tefsirlerini mutlaka okuyacağız, Kur’an’ı anlama gayreti içerisinde olacağız fakat hüküm çıkarma işinde geri durup ve bunu ehil kişiler olan alimlere bırakacağız.
Kuran’ın anlaşılması ile ilgili olarak Kuran’ı Kerim’de şu ifadeler yer alır: “(Ey Peygamber) Bu, bir mübarek kitabtır ki, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdik”(Sad 29). Bir başka ayette: “Gerçekten bu Kuran, (insanları) en doğru yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler”(İsra 9). Bir diğer ayette de: “İndirdiğimiz bu Kuran, mübarek bir kitapdır. Ona uyun ve hükümlerine karşı gelmekten sakının ki, Allah’ın rahmetine erişesiniz.”(En’am 155) buyurulmaktadır.
Yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere Kuran’ı okumak ve üzerinde düşünerek anlamaya çalışmak ve son olarak da hükümleriyle (islam âlimlerinin çıkardığı hükümlerle) amel etmek gerekmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi