RASULULLAH (SAV)’İN EĞİTİM METOTLARI-7

RASULULLAH (SAV)’İN EĞİTİM METOTLARI-7

Raşid Halifelerimizden Hz. Ömer (ra)’ın yanına bir gün bir adam geldi ve anlatmaya başladı: “Benim bir kızım var, cahiliye devrinde onu diri diri toprağa gömmüş sonra da ölmeden çıkarmıştık. İslâmiyet geldi, ben de kızım da müslüman olduk. Fakat kızım Allah’ın yasakladığı bir şeyi yaptı ve had vurulması icap etti. Bunun üzerine o bizim bulunmadığımız bir yerde kendisini bıçakla kesmek istemiş, durumu haber alır almaz koştuk. Boyun damarlarından biri kesilmişti, tedavi ettik, iyileşti. Yaptığına pişman oldu, tövbe etti. Sonra ona bir kabileden dünür geldi ve ben bütün bunları olduğu gibi anlattım.” Hz. Ömer (ra) onun bu sözlerinden rahatsız oldu ve kızdı, ona “Sen Allah’ın gizlediğini açığa mı vuruyorsun? Vallahi eğer kızının başından geçenleri başka birine daha anlatırsan cezanı önce ben veririm. Git, kızını diğer müslüman, temiz kızlar gibi evlendir” dedi.” (Kândehlevî, Hadislerle Müslümanlık III; 1021)
Hz. Ömer (ra) “Allah’ın gizlediğini açığa mı vuruyorsun?” diyerek bize Rabbimizin “Settar” ismini, o vasfını hatırlatıyor. Settar Allah; Billahi imanlı kullarının doğru olmayan hallerini, salih ameli tam becerememelerini, düştükleri yanlışları, ayıp, günah ve hatalarını, kendilerini utandıracak hallerini İndinden bir lütuf ve merhamet olarak daim örtendir. Settar aynı zamanda kullarına utanma duygusu vererek hatalarını, yanlışlarını çokça örtendir.
Rabbimizin “Settar” ismiyle ayıp ve günahlarımızı örtmesi biz kulları için çok büyük bir Rahmet kapısıdır. Ele aldığımız olguda ilk anlayacağımız, öncelikle kendi yanlışlarımızı, ayıp ve günahlarımızı bir başkasına anlatmamamız gerektiğidir. Rabbimiz merhametiyle örttüğü günah ve ayıplarımızı dillendirip de bir başkasına anlatmamızı istemiyor. Çünkü bu şekilde davranmakla günahımıza şahitler oluşturuyoruz. Ayrıca, dille itiraflar sonucunda kişi yaptığı günaha farkında olmadan alışmış da oluyor. Bu ise Rabbimizin razı olmadığı o davranışı yapmış olmanın verdiği rahatsızlığı azaltıyor; günah işliyor olmanın vicdani rahatsızlığı azalıyor. Bu durumda kişi farkında olmadan günah olan o davranışa alışmış oluyor.
Ebu Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “İşlediği günahı açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp Allah onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp “Ey falan, ben dün gece şöyle şöyle yaptım” demesi apaçık günahtır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin yanlışını örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.” (Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52)
Kulun kendi günahını bile başkasına anlatmaması gerektiğini öğreten Rabbimiz diğer bir kulun ayıp ve günahlarını açığa çıkarma hususunda bize ne buyuruyor acaba? İşte bunu da şu hadisi şerifimizle görelim: “Kim bir müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği, görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah’u Teâlâ da kıyamet günü onun ayıplarını örter. Kim müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile verirse Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. (Dikkat edin) müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Birr ve Sıla, 85)
Müslüman kardeşimizin bilinmesini istemediği hasletleri örtmek tam bir müslüman ahlakıdır. Arkadaşının bir günahını bir başkasına anlatmadan kendinde tutabilen kulun durumunu bu hadiste Efendimiz (sav) bize “ölüyü diriltmiş gibidir” diye tarif etti. Demek ki bu durum kul için zor olduğu kadar Rabbimiz katında da çok kıymetli…
Dünyaya gelmekle ahseni takvim fıtratımız yanında esfele safilin format halimiz de aktifleşti. Ahseni takvim fıtrat halindeyken esfele safilin format halinden haberi olmayan insanın dünya hayatındaki seçimleri onun bu iki halden hangisini yaşayacağını belirler. Öyleyse seçimlerimizin yani tercihlerimizin ne olduğuna hangi halde yaşadığımız üzerinden bakalım, kendimizi test edelim… Eğer biz esfele safilin format halindeysek, hadisimizde geçen “müslüman kardeşinin ayıp ve günahlarını ortaya çıkaran” işler yaparız; çünkü farkında olmadığımız ilahlık hissiyatlarımız bunu gerektirir.
Bir arkadaşının kendi yapması gereken ödevi bir başkasıyla yaptığına şahit olan bir dunihi ilahı düşünelim. Arkadaşının hazırladığı bu ödevin öğretmeni tarafından çok beğenildiğini gören dunihi ilah, kendi yaptığı ödevi ön plana çıkarmak için arkadaşının ayıbını açık etmekten sakınmaz. Kendinin daha iyi olduğunu yaptığı ödevle ortaya koyması gerekirken o arkadaşının ayıbı üzerinden puan almaya çalışır ve “en iyi benim“ duygusuyla, ilahlık hissiyatını tatmin edebilmek için her yolu kullanır…
Müslüman kardeşimizin ayıbını örtersek Rabbimizin de kıyamet günü bizim ayıplarımızı örtmesiyle mükâfatlandırılmamızın bir sebebi, böyle davranabilmemiz için öncelikle ilahlık hissiyatlarımızdan sıyrılmak gerektiğidir. Bu sebeple, Hanif olarak Rabbine sığınan inanan kul arkadaşının yanlışını ve ayıbını örter, hem de arkadaşının ve kendinin o hali yaşamaması için Rabbine sığınır.
Hucurat 12: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Ondan tiksindiniz. (Öyleyse) Allah’tan ittika edin (utanın). Allah Tevvabun (tövbeleri, Billahi idrakla kendisine yönelenleri çokça kabul eden) Rahiym’dir.”
Ayetimizden ve naklettiğimiz hadisi şeriflerden anladık ki; Rabbimiz öncelikle günahımıza bir başkasını şahit etmeden, o günahtan duyulan pişmanlıkla tek ve gerçek VAR olan Kendi’ne sığınmamızı istiyor. İkinci olarak ise, müslüman kardeşimizin günahını örtüp açığa çıkarmazsak kıyamet günü o zor günde bizim günahımızı örtecek olanın Kendisi olduğunu belirtiyor. Öyleyse gelin, bilerek bilmeyerek yaptığımız tüm günahlar için Rabbimize tövbe edelim ve müslüman kardeşlerimizin yanlışlarını örtelim. Bu duygularla sığınıyoruz:
“Allahım, faydasız ilimden, kabul olmayan duadan, haşyet duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefsten, Hakkı söylemeyen dilden; gıybet, dedikodu ve nefretten, mümin kardeşimizin ayıp ve günahını araştırmaktan ve açığa çıkarmaktan sana sığınırız. Ya Rabbi, bizi bu hallerden daim koruyuver, muhafaza ediver (âmin).”

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi