Edep; Ya Hu -268- FİTNE

Edep; Ya Hu -268- FİTNE

“İyi bilin ki mallarınız ve evladınız ancak bir fitnedir. Allah’a gelince aziym ecir O’nun indindedir.” (Enfal Sûresi 28)
Enfal-28 bizi “emanete hıyanet” konusunda uyarıp bir noktaya getirecek, Enfal-29 ise esas hedefi belirtecektir. Enfal-28 uyarıyor: Sizi bu hıyanet yolunda fitneye düşürecek şey mallar ve evladınızdır, onlar sizin için bir fitnedir. Allah’a gelince, aziym ecir O’nun indindedir. Fitneye düşürecek şeyin mallar ve evlat olduğu hususunda uyarılınca elbette fitnenin mal ve evlatla ilgili kısmını iyi ve doğru kavramak zorundayız. Ancak o zaman ayeti doğru anlamış oluruz ve bu konudaki amelimiz doğru olur.
Bir not: Şunun hesabının olduğunu unutmamak lazım; eğer ayetlerden yanlış hüküm çıkarıp, onu da uygulayıp insanlara haksızlık yaparsanız hesabı sorulur; size “sen nasıl benim adıma ve benim adımı kullanarak bunu yaptın?” denir. Bu yanlışı yapmanın ayrıca büyük bir cezası daha vardır… Bu yüzden, ayetleri anlama yolunda çok titiz olmak lazım. Kur’an ayetlerini okurken kendince farklı tanrısal manalar görüp, çıkarıp onlara sarılmak, kişide öyle tanrısal duygulara sebep olur ki… Hesabı ve cezası bu yüzden çok büyüktür.
Birçok ayet yanı sıra Enfal Sûresi 28. ayette de geçen “fitne” kavramını daha önceki yazılarımızda ele almıştık ama yeniden hatırlayalım: Fitne, kişiyi Hakk bilgi ve bâtıl bilgiler hususunda tereddüde düşürendir, bu iki bilgi arasında “o mu, bu mu?” diye bocalattırandır, “İkisi de aynı kulvarda bilgi, aynı bilgi ama hangisi doğru?” dedirten şeydir. Fitne, size Hakk’la bâtılı ayırt etmeyi zorlaştıran, karıştırtan bilgi ve davranışlardır.
Peki, Enfal-28’de fitnenin ilişkisi neden mal ve evlatla kurulmuş olabilir? Eğer bu doğru anlaşılmazsa, “mallar ve evladınız ancak bir fitnedir” ayetini okuyan, duyan kişiler, evlatlarına ve yakınlarına ters bakmaya başlar. İş öyle değil! Kişinin ters bakması gereken kendisindeki “Asi” yapıdır. Çünkü kişiyi fitneye düşecek olan onun “Asi” yapısıdır, evladı ve malı değil! Evlat fitneye düşürmez. Sen kendindeki “Asi” Takdim Formu yapısına “BEN” deyip onun özellikleriyle hareket edince, senin “Asi” Takdim Formun evlat ve mallarla öyle bir tanrısal ilişki kurar ve onlara olan bağlılığını öyle yanlış bir noktaya taşır ki, işte o seni Hakk’tan uzaklaştırır. Çünkü onlarla ilişkin, onlara olan sevgin ölçülemeyecek, hesaba alınamayacak noktalardadır… Ayet seni bu nedenle uyarıyor: Oralardaki sevgilerde, ilişkilerde tuzağa düşme, oralarda da Allah rızasını ara, unutma! Yoksa ayet size, “Onlar kötüdür, onları terk edin, onlardan uzak durun, onlara nefretle bakın” demiyor ki! Bu öyle bir uyarı değil. Böyle anlaşılırsa, çok yanlış olur, çok yanlış amel çıkar ve insan onun hesabını veremez! Efendimiz (SAV)’in Sünneti’ni bu doğrultuda izleyin, bakın ne göreceksiniz. Zaten bir konuda tereddüt olduğunda hemen Sünnet’e gitmek, “Sünnet’te böyle bir şey var mı?” diye bakmak lazım. Görürsünüz ki, Efendimiz (SAV)’in torunları, çocukları, eşleri, yakınları, mal ve mülkle ilgili yanlış anlaşılacak hiçbir davranışı yoktur, sünnette böyle bir şey hiç yoktur. Tam tersine, karşılığı Allah’tan beklenen büyük bir muhabbet vardır. Onlarla münasebetlerin hepsi Allah rızası için, Allah için, Allah’la olan hallerdir. Yakalanması gereken de odur. Ayet bize; “bunun dışındakine düşme!” demek istemektedir. Çünkü bunun dışındakine çabuk düşülüyor! Ve sonuç Enfal Sûresi 29. ayetle geliyor:
“Ey iman edenler, eğer Allah’tan ittika ederseniz sizin için furkan oluşturur, kötülüklerinizi kefaretler ve sizi mağfiret eder. Allah, Zül Fadlil Azıym’dir.”
Enfal-29. Ayetten ilk öğrendiğimiz bu: Eğer Allah’tan ittika ederseniz, Allah sizin kalbinizde Furkan açar. Yani kendinizi korursanız (Allah’tan korunursanız), Allah sizin kalbinizde Furkan açar, kalbinize Furkan’ı koyar. Bu manaları içerecek şekilde ayeti biraz genişletelim: Ey “amentü Billahi” diyenler, eğer fıtrî ahdinize ve Rasulullah’tan aldıklarınıza hıyanet etmezseniz Allah’tan kendinizi korumuş olursunuz. Bu durumda Allah sizin için furkan oluşturur, kötülüklerinizi kefaretler ve sizi mağfiret eder. Allah, Zül Fadlil Azıym’dir.
Yeminini (fıtri ahdini) bozanın kim olduğunu, özelliklerini, onun nasıl saldırgan olduğunu Tevbe Suresi ayetlerinde görmüştük. Ama şimdi onunla ilgili başka sonuçlar var, bakın:
Yemininizi bozmazsanız (ancak o zaman) kendinizi Allah’tan korursunuz. Eğer yemininizi bozarsanız, O Şediydül Ikab’dır (azabı yüksek, büyük, şiddetli, çabuk olandır). Yemininizi bozmaz, fıtri ahdinize hıyanet etmezseniz o zaman kendinizi Allah’tan korumuş olursunuz. Böylece Allah sizin kalıbınızda, Hakk ve bâtılı hızlı ve zamanında ayırt edebilme ilmi olan Furkan’ı oluşturur. Ve “Asi” Takdim Formu “BEN” takdimi ile gerçekleştirdiğiniz davranışları bağışlar ve dünya yaşantınızda bunu örter. Onu örter (setr eder) de kulları görmez. Ve ahirette günahlarınızı bağışlar (yok sayar).
Çünkü O zül fadlil azıym (ihsan ve keremi aziym) olandır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi